Sorumlular "İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR" dan YARGILANMALILAR - Korona Komitesi Avukatı Dr.Reiner Fuelmich

En son güncellendiği tarih: Tem 20

YouTube'da 2 MİLYON kez izlenip SİLİNEN 3 Ekim tarihli videonun TÜRKÇE özeti


KOVID-19 YALANI MAHKEMELİK OLDU


Volkswagen ve Deutsche Bank gibi dev şirketleri mahkûm ettirmesiyle ünlenen Alman Avukat Dr Reiner Fuellmich'in önderliğinde oluşturulan Alman Korona Araştırma Komitesi, KORONA SKANDALINI mahkemeye taşıyor.


14 Temmuz 'da başlayan ve en son 23 Ekim'de 23. oturumu gerçekleştirilen komite soruşturmaları OVAL MEDYA YouTube Kanalından canlı yayınlanmaktadır.


Araştırma komitesine göre şimdiye kadar insanlığa karşı işlenmiş en büyük suçla karşı karşıyayız. Dr. Füellmich'e göre sorumlular Uluslararası Ceza Kanununun 7. bölümünde düzenlenmekte olan "İnsanlığa Karşı Suçlar" dan yargılanmalılar.


Bundan sonra siyaseten hiç kimsenin insanlığı dolandıracak bir güç konumunda olmayacağından emin olmak için gereken her şey yapılmalıdır.

Korona Komitesi'nin ortaya çıkardığı bu SKANDAL KORONA GERÇEKLERİ yakında Dünya'daki birçok mahkemede ispatlanacaktır. Bunlar, bu suçtan SORUMLU OLAN HERKESİN yüzündeki maskesinin indirilmesini sağlayacak GERÇEKLERDİR.

BU GERÇEKLER, şu ana kadar bu yanıltıcı insanlara inanan politikacılar için; BU ŞARLATAN ve SUÇLULARLA birlikte batmamalarını sağlayabilecek, durumu yeniden değerlendirip çoktan gecikmiş bilimsel tartışmaları başlatabilmeleri için bir CAN SİMİDİDİR.



SATIR BAŞLARI...

  • Komitenin araştırmaları gösteriyor ki bu skandalın ana sorumluları uzun bir zamandır Alman hükümeti ile lobicilik faaliyetlerinde bulunan Robert Koch Enstitüsü viroloğu Drosten, başkanı veteriner hekim Wieler ve Dünya Sağlık Örgütü başkanı Tedros.

  • Drosten PCR testinin dünya çapında kullanılmasını tavsiye etmeye başladı. Alman hükümeti sokağa çıkma yasağı, sosyal mesafe ve zorunlu maske takma kurallarını uygulamaya başladığında tek kaynağı Drosten'di. Bir daha vurgulamak gerekir ki, Almanya'nın ilaç ve teknoloji şirketlerinin lobicilik merkezi haline gelmesinin nedeni, bu kuralların Almanya'da uygulanmasının tüm dünyaya iyi bir örnek olacak olmasıydı. Çünkü Almanlar dünya çapında disiplinli olmalarıyla bilinirler.

  • Tespit ettiğimiz en önemli bulgu PCR testinin virüs tespiti için kullanılmasının bilimsel dayanağı olmadığıdır. PCR testini 1970'lerdeki muciti Kary Mullis'in defalarca tekrarladığı gibi PCR testi enfeksiyon teşhisi için onaylanmış değildir. Aynı bilgi PCR testlerin yanında gelen prospektüslerde de yazıyor.

  • Drosten, Wieler ve DSÖ'nün beyan ve telkinleri bu gerçeklerle çelişmektedir. Birinin PCR testi sonucunun pozitif çıkması ne sars-cov-2'nin bir göstergesidir ne de başka bir virüsün. ABD'nin *CDC'si de bu görüşe katılmaktadır.

  • Peki ya dolandırıcılık, kasıtlı zarar verme ve insanlığa karşı suçlar? Ceza hukuku kurallarına dayalı olarak, PCR testleri ile ilgili yanlış gerçekleri iddia eden, yanlış beyanda bulunan Drosten, Wieler ve Dünya Sağlık Örgütü sahtekârlıktan yargılanmalıdır.

  • Bu ayrıca kasıtlı zarar verme anlamına da gelmektedir. Alman medeni hukuk profesörü Martin Schwabe, bu konudaki en kapsamlı araştırmayı yapıp 180 sayfalık bir belge yayımladı. Ana akım medyanın gerçekleri nasıl gizlediğini ayrıntılı bir şekilde belgeledi.


ÖZET (5 dk)


TAMAMI (49 dk)



İnsanlık Suçu

Av. Dr. Reiner Fuellmich

İyi akşamlar, ben Dr. Reiner Fuellmich. 26 yıldır Almanya ve Kaliforniya barolarına kayıtlı ve faal bir avukatım.

Ağırlıklı olarak özellikle dolandırıcı şirketlere karşı duruşma avukatı olarak görev yapmaktayım.

Örneğin, eskiden Dünya’nın en büyük ve en saygın bankalarından biri olarak bilinen, bugün ise dünyanın en toksik suç örgütlerinden biri olan Deutsche Bank ve bir zamanların en büyük ve saygın araba üreticilerinden fakat artık dizel dolandırıcılığı skandalıyla kötü bir üne sahip Volkswagen gibi.

Ve Dünya’nın en büyük nakliye şirketi Kühne & Nagel aleyhine yürütülen multi milyon dolarlık rüşvet ve yolsuzluk davasında bir şirketi temsil ediyoruz.

Ayrıca 10 Temmuz 2020'den beri Alman Korona (Araştırma) Komitesi'nin dört üyesinden biriyim. Bu komite Dünya çapında her gün daha çok insanın sorgulamaya başladığı mevcut krizle ilgili soruların cevaplarını bulmak için, çok sayıda uluslararası bilim insanı ve uzmanın tanıklıklarını dinliyor.

Yukarıda belirtilen yolsuzluk ve dolandırıcılık vakalarının tümü, mevcut krizin yol açtığı ve açmaya devam ettiği zararın yanında sönük kalıyor. Bugün sahip olduğumuz bilgilerle, bu korona krizi bir Korona Skandalı olarak yeniden adlandırılmalı, bundan sorumlu olanlar cezai olarak yargılanmalı ve sivil tazminat davası açılmalıdır.

Bundan sonra siyaseten hiç kimsenin insanlığı dolandıracak bir güç konumunda olmayacağından emin olmak için gereken her şey yapılmalıdır.

Bu nedenle, bugün size uluslararası bir avukatlar ağının tüm zamanların açık ara en büyük davasının, muhtemelen şimdiye kadar işlenmiş en büyük insanlık suçuna dönüşen korona dolandırıcılığı skandalını nasıl ve nerede tartışacağını açıklayacağım.

“İnsanlığa Karşı Suçlar”, ilk olarak II.Dünya Savaşı'ndan sonraki Nürnberg davaları ile bağlantılı olarak, yani 3. Reich'in (Nazi Almanya’sı) başlıca savaş suçlarıyla ilgili olarak tanımlandı. “İnsanlığa Karşı Suçlar” bugün Uluslararası Ceza Kanununun 7. Bölümünde düzenlenmiştir.

KORONA SKANDALINA adli bir yaklaşım bağlamında belirleyici olan 3 ana soru şunlardır :

1) Bir Korona salgını mı var, yoksa sadece bir PCR testi salgını mı var? Pozitif bir PCR testi sonucu, test edilen kişinin kovid-19 ile enfekte olduğu anlamına mı gelir yoksa kovid-19 enfeksiyonu ile bağlantılı olarak kesinlikle hiçbir şey ifade etmez mi?

2) Sokağa çıkma yasağı, zorunlu yüz maskeleri, karantina düzenlemeleri gibi sözde korona önlemleri, dünya nüfusunu korona'dan korumaya mı hizmet ediyor, yoksa insanların ölüm tehlikesiyle paniğe kapılıp sorgulamadan herşeye inanmalarına mı hizmet ediyor? Böylece ilaç ve teknoloji endüstrilerinin PCR testlerinden, antijen, antikor testlerinden ve aşıların satışından devasa kazançlar elde etmeleri ve genetik parmak izlerimizin toplanması mı?

3) Bu sözde korona pandemisinin baş kahramanları olan, Drosten (Robert Koch Enstitüsü viroluğu), Wieler (Robert Koch Enstitüsü Başkanı) ve Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros’un Alman hükümetiyle kuvvetli lobicilik faaliyetleri yapmalarının nedeni, "Almanlar disiplinlidir eğer önlemleri burda uygulamaya koyarsak bütün dünyaya iyi bir örnek olur" görüşü müydü?

Bu üç sorunun cevabına şu nedenle ihtiyaç duyulmaktadır çünkü iddia edilen “yeni ve son derece tehlikeli koronavirüsü” Dünya’nın hiçbir yerinde, hele Almanya’da aşırı ölümlere -her yılkinden fazla- neden olmadı. Ancak, tek temeli Alman Drosten PCR testine dayanan Korona Önlemleri, bu arada sayısız insan hayatının kaybına neden oldu ve Dünya çapında sayısız şirket ve bireyin ekonomik varlığını yok etti.


Örneğin Avustralya'da ve Filipinler'deki yetkililerin belirlediği gibi, maske takmayan/düzgün takmayan insanlar hapse atılıyor. Filipinler’de önlemlere uymayanlar vuruluyor.

Bir davadaki en önemli şey, gerçekleri tespit etmek, yani gerçekte ne olduğunu bulmaktır. Bunun nedeni, kanunun uygulanmasının her zaman söz konusu olgulara bağlı olmasıdır. Birini dolandırıcılıktan kovuşturmak istersem, bunu bir araba kazasının gerçeklerini sunarak yapamam. Peki, iddia edilen korona salgını ile ilgili olarak burada ne oldu? Aşağıda ortaya konan gerçeklerin büyük çoğunluğu Korona Araştırma Komitesi'nin çalışmalarının sonucu ortaya çıkmıştır.

Bu komite 10 Temmuz'da dört avukat tarafından uluslararası bilim insanlarının ve diğer uzmanların tanıklıklarını dinlemek üzere kuruldu.

  1. virüs gerçekten ne kadar tehlikeli?

  2. pozitif bir PCR testinin önemi nedir, ne anlama gelmektedir?

  3. korona önlemlerinin dünya nüfusunun sağlığına ve dünya ekonomisine etkisi ne oldu?

Mayıs 2019'da, 2020'nin başlarında ve 12 yıl önceki, çoğunuzun unutmuş olabileceği domuz gribinde olanlarla ilgili bilgi vererek başlayayım. Mayıs 2019'da, Almanya'daki koalisyon hükümetinin büyük ortağı CDU, ilaç endüstrisi ve teknoloji endüstrisinin önemli oyuncuların teşvikiyle "Küresel Sağlık" konulu bir kongre düzenledi. Bu kongrede olağan şüphelilerin konuşmalarını yaptığını söyleyebiliriz. Angela Merkel ve Alman sağlık bakanı Jens Spahn oradaydı.

Bu toplantıya katılması beklenmeyen başka insanlar da oradaydı. Berlin'deki Charité Hastanesi'nden virolog Profesör Drosten, CDC'nin (Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi - ABD) Almanya eşdeğeri olan RKI'nin başkanı veteriner hekim Profesör Wieler ve hem bir filozof hem de Dünya Sağlık Örgütü WHO başkanı olan Bay Tedros. Hepsi oradaydılar ve konuşmalar yaptılar.

Ayrıca dünyanın en büyük iki sağlık fonu Bill & Melinda Gates Vakfı ile Wellcome Trust'ın baş lobicileri orada sunum ve konuşmalar yaptılar.

Bir yıldan kısa bir süre sonra, bu aynı kişiler dünya çapında korona salgını ilanının öncüsü oldular. Kitlesel PCR testlerinin tüm dünyada kovid-19 ile enfeksiyonları kanıtlamak için kullanılmasını sağladılar. Şimdi de aşıların icat edilmesi ve dünya çapında satışa çıkması için bastırıyorlar.

Bu enfeksiyonlar, daha doğrusu PCR testlerinin sunduğu pozitif test sonuçları, dünya çapındaki sokağa çıkma yasaklarının, sosyal mesafe kurallarının ve zorunlu yüz maskelerinin gerekçesi haline geldi. Bu noktada, pandeminin tanımının 12 yıl önce değiştirildiğini belirtmek önemlidir. O zamana kadar pandemi, dünya çapında yayılan, birçok ciddi hastalığa ve ölüme yol açan bir hastalık olarak kabul edilmekteydi.

Birdenbire ve hiçbir şekilde açıklanmayan nedenlerle, pandemi sayılması için yalnızca dünya çapında bir hastalık olması gerekiyordu. Artık bir pandemiyi duyurmak için birçok ciddi hastalık ve birçok ölüm gerekmiyordu. Bu değişiklik sayesinde, küresel ilaç endüstrisi ile yakından iç içe olan Dünya Sağlık Örgütü, 2009 yılında domuz gribi salgını ilan edebildi. Bunun sonucunda aşılar, gizli tutulan sözleşmelerle dünya çapında üretildi ve satıldı.

Bu aşıların tamamen gereksiz olduğu kanıtlandı çünkü domuz gribini sonunda hafif bir grip olduğu anlaşıldı. İlaç endüstrisinin ve ona bağlı üniversitelerin iddia ettiği gibi korkunç bir salgına dönüşmedi. İddia ettikleri gibi aşı olmayan milyonlarca insan ölmedi.

Bu aşılar aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarına da yol açtı. Domuz gribi aşıları yüzünden, Avrupa'da yaklaşık 700 çocuk narkolepsi nedeniyle tedavi edilemez bir şekilde hastalandı ve sakat kaldı. Milyonlarca vergi mükellefi parasıyla satın alınan aşılar, yine vergi mükelleflerinin parasıyla, hem de daha fazla para harcanarak imha edildi. Alman virolog Drosten daha o zaman, domuz gribi sırasında, domuz gribinin tüm dünyada yüz binlerce, hatta milyonlarca ölüme yol açacağını defalarca tekrarlayarak toplumda paniğe yol açanlardan biriydi.

Sonunda, Alman Federal Meclisi üyesi ve aynı zamanda Avrupa Konseyi üyesi Dr. Wolfgang Wodarg'ın gösterdiği çabalar sayesinde, bu aldatmaca daha da ciddi sonuçlara yol açmadan sona erdirildi.

2009'daki Domuz Gribi Size Bir Yerlerden Şaşırtıcı Şekilde Tanıdık Geliyor mu?

Mart 2020'de Alman Federal Meclisi, pandemi eşdeğerinde olan, ulusal öneme sahip epidemik ilanını ve ardından gelen sokağa çıkma yasağı ve temel anayasal hakları askıya almayı, tek bir görüşe dayanarak yaptı.

Bu evrensel olarak kabul edilen bir ilkenin ihlaliydi - Audiatur et altera pars. Yani bu gibi durumlarda iki tarafın da dinlenmesi gerektiği ilkesi. Burda tek dinlenen Drosten'dı. 12 yıl önce korkunç bir paniğe yol açan ve tahminlerinde feci şekilde yanıldığı kanıtlanan biri olduğu halde.

Bunu Yeşil Parti üyesi ve bir "whistleblower" (muhbir) olan David Siber'den biliyoruz. Bundan ilk kez 29 Ağustos 2020'de, Robert F. Kennedy Jr.'ın da katıldığı ve her ikisinin de konuşma yaptığı Berlin'deki bir etkinlikte bahsetti. Daha sonra Korona Komitemizin oturumlarında bize de bilgi verdi. Bunu yapmasının nedeni, politikacılar ve ana akım medya tarafından propaganda edilen resmi anlatıya karşı giderek daha fazla şüpheci hale gelmesiydi.

F. Kennedy, Jr. ‘ın BERLİN KORONA PROTESTOLARI'ndaki Konuşması

Bu nedenle, diğer bilim adamlarının görüşlerini öğrenmek için bir çaba sarf etmiş ve bunları internette bulmuştur. Orada, Bay Drosten'in korkunç tıbbi öngörüleriyle çelişen, tamamen farklı bir görüşe sahip çok sayıda tanınmış bilim insanın olduğunu fark etti. Bu bilim insanları mevsimsel gribin ağırlığının ötesine geçen bir hastalık olmadığını, nüfusun bu sözde yeni virüse karşı çapraz veya T-Hücresi bağışıklığı elde ettiğini ve bu nedenle herhangi bir özel önlem için hiçbir neden olmadığını aşılara hiç gerek olmadığını söylüyorlardı. İstatistik ve epidemiyoloji konusunda uzman olan Kaliforniya Stanford Üniversitesi'nden Profesör John Ioannidis, dünyanın en çok alıntı yapılan bilim adamları, kimya dalında Nobel Ödülü sahibi Profesör Michael Levitt ve ayrıca Stanford Üniversitesi'nde biyofizikçi Alman profesörler Corey Morling, Sucharit Bhakdi, Knut Wittkowski ve Stephan Homburg, Pfizer'in eski başkan yardımcısı ve bilimsel direktörü Dr. Mike Yeadon bu bilim insanların sadece bazıları.

Daha sonra Dr. Mike Yeadon hakkında yine konuşacağız.

Mart sonu, 2020 Nisan başı Siber, biriktirdiği bilgi birikimi ile Yeşiller Partisi liderliğine döndü ve bu bilimsel görüşlerin kamuoyuna sunulmasını önerdi. Drosten'in kıyamet kehanetlerinin aksine halkın paniğe kapılmasına gerek yoktu.

2012'den 2018'e kadar İngiliz Yüksek Mahkemesinde yargıç olarak görev yapan Lord Sumption da aynı sonuca varmıştı. Panik için gerçek bir dayanak ve korona önlemleri için yasal bir dayanak yok. Aynı şekilde, Alman Federal Anayasa Mahkemesi eski başkanı da Korona önlemlerinin anayasal olduğuna dair ciddi şüphelerini dile getirdi.

Ancak Yeşil Parti liderliği, bu diğer görüşleri de göz önünde bulundurup bunları David Siber ile tartışmak yerine, Bay Drosten'in panik mesajlarını doğru kabul etti. Muhalefette olan Yeşil Parti başkanlarını dinlemeden onu "komplo teoricisi" ilan edip parti başkanlığından attılar.

Şimdi gelin virüsün tehlikesiyle ilgili mevcut gerçek duruma, enfeksiyonların tespiti için kullanılan PCR testlerinin yararsızlığına ve var olmayan mevcut enfeksiyonlara dayalı kilitlenmelere bir göz atalım. Hastanelerde hiçbir zaman kovid-19 yüzünden aşırı bir yoğunluk olmadı. Aksine, birçok hastane normalden daha boştu ve bazıları şimdi iflasla karşı karşıya. O zamanlar New York'ta demirlemiş olan ve 1.000 hastayı barındırabilecek olan Ship Comfort hastanesi hiçbir zaman 20'den fazla hastayı barındırmadı. Hiçbir yerde aşırı ölüm yoktu. Profesör Ioannidis ve diğerleri tarafından yapılan araştırmalar, korona'daki ölüm oranının mevsimsel griple eşdeğer olduğunu göstermiştir. Dünyaya panik yaymak için kullanılan Bergamo ve New York fotoğrafları kasıtlı olarak yanıltıcıydı.

Alman İçişleri Bakanlığı'na ait sızdırılan bir belgeye göre de toplum politikacılar ve ana akım medya tarafından paniğe sürükleniyordu.

Kendi enstitüsü tarafından derlenen rakamlar bunun tam tersini kanıtlasa da, RKI başkanı Bay Wieler durumun çok ciddi ve tehdit edici olduğunu toplumun yeni kurallara sorgulamadan uyması gerektiğini söylüyordu. Çocukların ellerini yıkamazlarsa, anne/baba ve nine/dedelerinden uzak durmazlarsa işkence çekip ölmelerine sebebiyet vereceklerini bilmelerini istedi.

Bergamo'da açıklanan ölümlerin büyük çoğunluğunun, yani yüzde 94'ününkovid-19'dan değil hükümetin hastaları nakletmeye karar vermesi sonucu olduğu ortaya çıktı. Hiç gelmeyecek kovid hastalarına yer açmak için hasta insanlar hastanelerden huzurevlerine taşındı. Huzurevlerine gönderdikleri ve zaten hasta olan ve buna bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflamış insanları enfekte ettiler. Bağışıklık sistemlerinin zayıflamasının bir nedeni de geçmişte oldukları grip aşılarıydı. New York'taki birkaç hastane dışında hiçbir hastanede yoğunluk yoktu. Birçoğu yaşlı ve ciddi tıbbi sorunları olan insanlar eğer paniğe kapılmadan evlerinde kalsaydılar, iyileşeceklerdi. Birçok kişi sağlık sisteminin ve yanlış uygulamaların kurbanı oldular. Örneğin oksijen maskesi yerine, solunum cihazına bağlayarak insanların ölümüne neden oldular.

"Kovid-19" mevsimsel gripten daha tehlikeli bir hastalık değildir. Ve tabii ki kovid-19, tıpkı mevsimsel grip gibi, bazen ciddi bir klinik seyir izleyebilir ve bazen hastaları öldürebilir. Bununla birlikte, Almanya Hamburg'dan adli tıp bilimci Profesör Klaus Püschel tarafından gerçekleştirilen otopsilerin gösterdiği gibi, ölümlerin neredeyse tamamı önceden var olan ciddi koşullardan kaynaklanmıştı. Ve ölen insanların neredeyse tamamı, tıpkı İtalya'da olduğu gibi, çok ileri yaşlarda ölmüştü. Yani, ortalama yaşam sürelerinin ötesinde yaşamışlardı. Bu noktada aşağıdakilere de değinilmelidir. Yine CDC'nin eşdeğeri olan Alman RKI, başlangıçta tuhaf bir şekilde otopsi yapılmamasını tavsiye etmişti.

Haberi : Adli Tıp Başkanı Prof Klaus Püschel: Önceden Hasta Olmayan "Tek Bir Kişi Bile" Virüsten Ölmüş Değil

Videosu :

Dünya çapında doktorlara ve hastanelere, ölen bir kişinin ölüm belgesine gerçek ölüm nedenini yazmak yerine kovid-19 kurbanı ilan ettikleri için para ödediğine dair çok sayıda güvenilir rapor var - kalp krizi veya kurşun yarasından ölenler bile "kovid19 ölümü" diye kaydedilmiş. Otopsiler olmasaydı, kovid-19 kurbanlarının ezici çoğunluğunun tamamen farklı hastalıklardan öldüğünü asla bilemezdik.

Komite olarak dinlediğimiz uzman ifadelerine ve elimizdeki verilere bakıldığında "Sars-cov-2 ile enfekte olmuş çok sayıda insan var, hastaneler bu yükü kaldıramayacak" görüşünün 3 sebepten ötürü yanlış olduğu anlaşılıyor.

1) Sokağa çıkma yasağı virüsün "geri çekilme" aşamasında, iddia edilen bulaşma oranları düşüşteyken uygulanmaya başlandı.

2) Çapraz veya T hücresi bağışıklığı nedeniyle virüsten zaten koruma var. Genel popülasyonda koronavirüse karşı çapraz veya T hücresi bağışıklığı var çünkü grip ve influenza’ya yol açan yine koronavirüstür. Yeni bir koronavirüs türü varsa bile bağışıklık sistemi bununla başa çıkabilir. Çünkü bağışıklık sistemi geçmişte savaştığı her virüsü hatırlar. Bu sefer biraz farklı bir koronavirüs türü iş başında olsa bile bu doğrudur. Bunun nedeni, bağışıklık sisteminin geçmişte savaştığı her virüsü hatırlamasıdır. Profesör Drosten'un "PCR test* uygulaması" da buna dayanmaktadır.

*PCR testi 1970'lerden bir yöntemdir, PCR testin "yeni koronavirüs" tespiti için kullanılması fikri 2020 Ocak itibarı ile Drosten'e ait.

2020 Ocak ayının başında, Drosten bu çok temel bilgiye dayanarak, sars-cov-2 adlı yeni virüsü tespit ettiğini iddia ettiği kendi PCR testini "icat etti".

Çin'den gelen gerçek Wuhan virüsünü hiç görmeden, yalnızca sosyal medyada Wuhan'da bir şeyler olduğunu öğrendikten sonra, "Korona PCR testi"ni bilgisayarında geliştirmeye başladı. Wuhan'da bulunan yeni koronavirüsün buna benzeyeceğini umarak eski bir SARS* virüsü modelini kullandı.

*SARS Severe Acute Respiratory Syndrome'un kısaltmasıdır. Ciddi Solunum Yolu Rahatsızlığı anlamına gelmektedir. Koronavirüsün yol açtığı bir grip türüdür. SARS virüsü diye geçse de esasta koronavirüstür. Yeni virüsün ilk başlarda "sars ve koronanın birleşimi yeni bir virüs" olduğu iddia edilmişti. Bu yanlış bir bilgidir.

Yeni koronavirüse yakalandığı iddia edilen kurbanların pozitif test edilip edilmediğini belirlemek için, bilgisayarındaki bu çalışmayı Çin'e gönderdi. Çin'deki yetkililer bunu doğru kabul edip, ilk pozitifleri bu şekilde belirlemeye başladı. Bunun ardından, Dünya Sağlık Örgütü pandemi alarmını çaldı ve "kovid19" tespiti için Drosten PCR testinin dünya çapında kullanılmasını tavsiye etmeye başladı. Alman hükümeti sokağa çıkma yasağı, sosyal mesafe ve zorunlu maske takma kurallarını uygulamaya başladığında tek kaynağı Drosten'di.

Korona Olayları Nasıl Başladı, Tekrar Sindirerek Hatırlayalım... Dr. Wolfgang Wodarg

Bir daha vurgulamak gerekir ki, Almanya'nın ilaç ve teknoloji şirketlerinin lobicilik merkezi haline gelmesinin nedeni, bu kuralların Almanya'da uygulanmasının tüm dünyaya iyi bir örnek olacak olmasıydı. Çünkü Almanlar dünya çapında disiplinli olmalarıyla bilinirler.

Tespit ettiğimiz en önemli bulgu PCR testinin virüs tespiti için kullanılmasının bilimsel dayanağı olmadığıdır. Sars-cov-2'yi bırakın, başka bir virüsün tespiti için de PCR testi kullanılamaz.

PCR testini 1970'lerdeki muciti Kary Mullis'in defalarca tekrarladığı gibi PCR testi enfeksiyon teşhisi için onaylanmış değildir. Aynı bilgi PCR testlerin yanında gelen prospektüslerde de yazıyor.

Haberi : PCR testinin nobel ödüllü mucidi Kary B.Mullis BU TEST İLE bir VİRÜS TESPİT EDİLEMEYECEĞİNİ söylüyor

Drosten, Wieler ve DSÖ'nün beyan ve telkinleri bu gerçeklerle çelişmektedir. Birinin PCR testi sonucunun pozitif çıkması ne sars-cov-2'nin bir göstergesidir ne de başka bir virüsün. ABD'nin *CDC'si de bu görüşe katılmaktadır. *Centers for Disease Control

CDC'ye ait 13 Temmuz 2020 tarihli bir yayından alıntıdır:

  1. Viral bir RNA tespiti bünyede virüsün bir var olduğu veya "2019 n-cov" bulunduğu anlamına gelmeyebilir.

  2. Bu test 2019 n-cov enfeksiyonunun tedavisini izlemek için değildir.

  3. Bu test, diğer bakteriyel veya viral patojenlerin hastada bulunup bulunmadığını tespit edemez.

Grip virüsleri hızla mutasyona uğradığından ve Wuhan'da bu virüsün bilimsel olarak doğru bir şekilde izole edilip edilmediği belli olmadığından, kimse tam olarak ne aradığını bilmiyor.

PCR testi işleminde, insan gözüyle görülemeyen bir veya iki molekül dizisi alınıp defalarca döngülenerek çoğaltılır. The New York Times ve diğerleri tarafından bildirildiği üzere, 35 defanın üzerindeki döngü işlemi tamamen güvenilmez ve bilimsel olarak gerekçesiz kabul edilmektedir. Drosten testi ve onun örneğini izleyen DSÖ tarafından önerilen testler 45 defa döngülenmek üzere ayarlanmıştır! Bunun nedeni, olabildiğince çok sayıda "pozitif" sonuç üretme arzusu olabilir mi? Çok sayıda enfeksiyon tespit edilmesinin temeli yanlış bir varsayım mı? Bu test aktif ve aktif olmayan kalıntılar arasında ayırım yapamaz. Yani pozitif sonuç, bir kişinin bağışıklık sisteminin geçmişte soğuk algınlığına karşı bir savaş kazandığı anlamına da gelebilir.

KORONA (PCR) TESTİ Nasıl Çalışıyor? GÜVENİLİR mi?

Drosten bile 2014 yılında bir Alman iş dergisine verdiği röportajda benzer şeyler söyledi. PCR testi ile MERS virüsü enfeksiyonunun tespit edilmesiyle ilgili olarak, PCR testlerinin çok hassas olduğunu ve hatta çok sağlıklı insanların bile "pozitif" çıkabileceğini söyledi.

O dönemde Drosten, panik ve korku taciri medyanın güçlü rolün