VİRÜS Gerçekte Nedir ? Neden BULAŞICI DEĞİLDİR ?

● Bu videoda virüslerin, hastalığı başlatan olduklarının hiçbir zaman kanıtlanamadığını ve virüslerin başka insanlara bulaşamayacağını göreceğiz.

● Pasteur'den bugüne, "virüs salgını yalanı" nasıl ilaç ve aşı şirketlerinin para kazanma hırsıyla büyüdü?

● Hükumetler ve medya, "virüs salgını yalanını" kullanarak, nasıl bizi kontrol altına almaya çalışıyor?


Ahmet Çınar'ın tercümesi ve seslendirmesiyle... iyi aydınlanmalar...


Sitemizde ilk paylaşılma tarihi : 13 Ekim 2020


Video Metni


Bu videoda virüslerin hastalığı başlatan olduklarının hiçbir zaman kanıtlanamadığını ve virüslerin başka insanlara bulaşamayacağını göreceğiz.

Virüsler insanlar veya hayvanlar arasında yayılamazlar. Bizi hasta eden asıl şey çevre şartları ve yediklerimizdeki toksinlerdir. Virüsler değil!


Ama sağlık kurumları 'virüs teorisi'ne inanıyor ve bizim de inanmamızı istiyorlar.

'Virüs Teorisi'ne göre hastalığı yaratan virüslerdir.


Louise Pasteur'un öne çıkan buluşu 'virüs teorisi' 19uncu yüzyılın sonlarında popüler oldu.

Bir çok insan, Pasteur'un 'virüs Teorisi'nin bilimsel olarak kanıtlandığına inanır.

Oysa deneylerinde kullandığı teknikler, sanıldığı kadar kesin değildir.

Tarihçi Gerald Geison, 1995 yılında 'Louis Pasteur'u Gizli Bilimi' isimli bir kitap yazdı.

Louise Pasteur'un özel defterlerini ve yayınlanmış makalelerini inceleyen Gerald Geison, şöyle anlatıyor:

Pasteur, notlarının, en yakınındaki çalışanlar tarafından bile incelenmesine asla izin vermezdi. Pasteur, ailesine, kitaplarını kimsenin inceleyemeyeceğini, hatta ölümünden sonra bile bunu yapmamaları gerektiğini söylemişti.

Pasteur toplumu, hatta en yakınındaki bilim adamlarını bile kasten kandırmıştı. Buna rağmen, modern tıp Louise Pasteur'u kendine kahraman ilan etti.

Virüslerin hastalığı başlatıyor olduğu fikri, bir çok aşının kullanılmasının önünü açtı.

Bir çok sağlık kurumunun uygulamaları, hatalı ve hiç kanıtlanamamış teoriler üzerine kuruludur.

Virüs teorisi, Pasteur'dan sonra, titizce bir incelemeye tabii tutulmamıştır. Oysa ki bu teorinin doğru olmadığı o zamandaki bir çok bilim insanı tarafından dile getirilmişti.

Modern tıp camiasında, virüs teorisi bir dogmaya dönüştürüldü.

Bugün neredeyse bütün hekimler, virüs teorisinin doğru olduğunu varsayarak hareket ediyorlar.


19uncu yüzyılda, bir çok bakteri keşfettiler ama hastalıkla doğrudan bağlantılı olan bir bakteri bulamadılar. Bu durum bilim adamlarını, hastalığa neden olan başka bir organizma olması gerektiği fikrine itti.

O zamanlardaki mikroskopta görülemeyecek kadar küçük bir organizma olması gerektiği fikrine inandılar.

Elektron mikroskobunun icadı bakteriden daha küçük parçacıkların görülebilmesini sağladı. Belli hastalıkları olan insanlarda, virüs ismini verdikleri küçük parçacıklar gözlemlediler.


Virüs kelimesi latinceden gelir ve zehirli, zararlı madde anlamına gelen bir kelimedir.

Herhangi bir virüsün herhangi bir hastalığı başlattığını kanıtlayan tek bir bilimsel veri bile yoktur.

Virüsler canlı hücrelerin dışında bir şey yapamazlar. Onların canlı bir hücreye ihtiyaçları vardır, çünkü onların kendine ait bir canları yoktur. Virüsler hücre zarı dışında acizdirler.

Eğer vücut dışında var olamıyorlarsa, insanlar arasında nasıl bulaşabilirler ki?

Virüs teorisi, hapşırma ya da sümkürme ile virüsün nasıl dışarı atıldığını açıklayamaz.

Havada, ya da tükürük üzerinde, canlı bir virüs asla görülememiştir.

Doktorlar, virüsü bulmak istediklerinde, belli semptomlar gösteren insanlardaki antikorlara bakarlar. Semptomlar ve antikorlar arasında bir bağlantı vardır ama virüsler doğrudan belirlenemezler.

Birçok insana, virüs taşıdıklarına dair test bile yapılmadan, viral enfeksiyon tanısı koyulmaktadır.

Bazıları virüsün uykuda olup ve sonra belli bir hastalığı başlatmak için aktive olabileceğini söyler. Ama bir virüsün neden uykuda olduğu ya da neden aktive olduğuna dair herhangi bir açıklama yoktur.

Hiçbir test virüsün tamamını doğrudan belirleyememiştir.


bilim insanları laboratuvarlarda keşfettikleri parçacıkları virüse kanıt olarak gösterirler.


Antikorlar tespit edildiğinde bedende virüs olduğu iddia edilir.

Ama bu, virüsün hastalığa sebep olduğuna kanıt değildir.


Eğer medyanın söylediğine inanırsan Dünya'da devamlı salgınlar olmaktadır.

1980'li yılların başında AIDS ortaya çıktı.

Birkaç yıl sonra Hepatit-C onu takip etti.

Ardından da 90'larda Deli Dana geldi.

2003'te onu yerini SARS aldı.

Ardından da Domuz Gribi ve Ebola ortaya çıktı.


AIDS ortaya çıktığında insanları çok korkuttular.

Ama aslında HIV virüsünün AIDS'e yol açtığını belgeleyen tek bir bilimsel kanıt bile yoktur.

HIV'in var olduğunu kanıtlamak için biliminsanları bir virüsü izole etmeliler ve ona elektron mikroskobuyla bakmalılar.

Ama HIV virüsü hiçbir zaman saf haliyle saptanamamıştır ve incelenememiştir.

HIV virüsünün varlığını kanıtlayamadığınız sürece yayılmasını da kanıtlayamazsınız.


AIDS'in kabul gören belli bir tanımı yoktur.

HIV-antikor testi pozitif çıkanların ölümcül AIDS oldukları varsayılır.

HIV-antikorların olduğunu ispat eder. Virüsün değil.


Bu testle tüberküloz enfeksiyonu olanlarda da pozitif sonuç verebilir.

HIV'in AIDS ile olan bağlantısı kanıtlanamadığı sürece PCR testi manasızdır.


AIDS aslında cinsel yolla bulaşan bir hastalık değildir.

Tam tersine AIDS belirtileri haplar, uyuşturucular ve yetersiz beslenme gibi faktörlerden kaynaklanır. AIDS belirtileriyle doğan çocuklar, damardan uyuşturucu alan annelerin çocuklarıdır. Amerika'da belirlenen AIDS hastalarının kokain, alkil-nitrit içecekler, LSD, eroin, ecstasy veya amfetamin kullandıkları belirlenmiştir.

Bu tür uyuşturucuların bağışıklık sistemi üzerinde yıkıcı etkileri vardır.

Eşcinsellerin alkil-nitrit içecekler içmesi yaygındı. Bu içecekler onların anal seksten daha fazla hoşlanmalarını sağlıyordu. Bu içecekler bağışıklık sistemine, genlere, ciğerlere, kalbe ya da beyne aşırı zarar verebilir veya yoğun miktarda doku sertleşmesi veya kansorejen etkileri olabiliyor.


Hepatit-C, bir virüsün sebep olduğu karaciğer enfeksiyonu olarak bilinir.

Teoriye göre hastalık kan yoluyla bulaşır.

Ama yapılan deneyler bu hastalığın gerçekliğini sorgulamaya başlamıştır.

Birçok hepatit-c tanısı konan insan karaciğerlerinde bile hiçbir belirti göstermez.

Buna rağmen karaciğer hücrelerine zarar veren toksik ilaçlarla tedavi ediliyorlar.


H1N1, yani influenza-A virüsü elektron mikroskopla net olarak görüntülenememiştir.

Medyada influenza-A virüsünün resimlerini gösterirler. Ama bunlar ya bilgisayarda oluşturulmuş animasyonlardır ya da test tüpü altındaki normal hücre bileşenleridir.


Son virüs furyası olarak Kovid-19'u çıkardırlar. Bu virüsün Çin'deki Wuhan kentinden yayıldığını söylüyorlar. Wuhan'daki pazardaki bazı insanlar solunum yetersizliği belirtileri gösterdi.


Biliminsanları, belirtilere bakteriyel bir enfeksiyonun neden olduğunu varsaydı. Ama hastalar 3 günlük bir antibiyotik tedavisinden sonra daha iyi olmadılar.

Wuhan'da hastalananlar yaklaşık 200 kişi kadardı. Çin otoriteleri 7 tanesini test etti. Ciğerlerinden sıvı aldılar ve sıvıda genetik materyale rastladılar.


Bu genetik materyale neden olabilecekler uzun bir liste oluşturur.

Ama Çin'li otoriteler buna bir virüsün neden olduğuna karar verdiler.

Virüsü izole ederek incelememişlerdi ve daha henüz belirleyemedikleri bir şey için bir test yarattılar. Ve bu test ile başka insanlara Kovid-19 testi yaptılar.

Ama ilk başta hasta genetik materyal olduğu için teşhis konmuştu ve genetik materyal aslında eszozomlardı.

İnsan bedeninde bu eksozomları, hücreler toksik madde içerdiğinde üretir. Çünkü bu toksik maddelerin parçalanarak temizlenmesi gerekiyor.

Çin'deki biliminsanları bu eksozomların Kovid-19 olduklarını ve ölümcül olduklarını iddia etti.


Bu 2 resme karşılaştırarak bakın, sağdaki eksozom, soldaki Kovid-19'dur.

2 resim de aslında aynıdır. Maruz kaldığı birçok etki nedeniyle bu eksozomları üretir.

Bu etki stres olabilir, ağır metaller veya kimyasal toksinler olabilir.

Herhangi bir hastalık hali bile eksozom oluşmasına neden olabilir.


Mesela akciğer kanserinin birçok eksozomu vardır.

Mikrodalga, radyasyon yayan 5G de eksozom oluşmasına neden olabilir.


Otoriteler başka birçok hastalığı olanlara da aynı testi yapıyor ve genetik materyale rastlayınca ölüm raporuna Kovid-19 diye yazıyorlar.


Ne kadar çok insana test yaparlarsa o kadar çok vaka bulabilecekler. Çünkü birçok insanın bedeni birçok nedenden dolayı eksozom üretmiştir.


Bir insan ileri derece kanser olabilir. Ve Kovid-19 testi büyük olasılıkla pozitif çıkacaktır.

Ölürse doktorlar onu Kovid-19 diye kayda geçiyorlar.


İtalya'da koronadan öldü denilen insanların %90'ının birden fazla sağlık sorunu vardı.

Ölenlere ise herkese Kovid-19 yazmak konusunda ülke olarak çok cömert davranıyorlar.

Çünkü onlar aslında virüsü değil, eksozomları test ediyorlar.


Test yaygınlaşmadan önce medikal otoriteler semptomlar aradılar. Semptomlar birçok hastalık yüzünden oluşabilir. Bu yüzden birçok insanda virüs varmış gibi görünür.


Çin, bir süre önce virüs krizinin kendi ülkesinde bittiğini duyurdu.

Nasıl bu kadar hızlı yapabildiler?

Cevap çok basit.

Var olmayan bir şeyi test ettiklerinden aramayı da bıraktıklarında o felaket denen virüs de yok olur, ki o zaten yoktu. Sadece varmış gibi gösteriliyordu.


Virüs canlı değildir ve dışarda işlevsizdir.


Nakit parayla ya da el sıkışarak ya da hapşırarak virüs bulaştırılamaz.

Virüs bulaştırmanın tek yolu onu başkasına aşılamak ya da enjekte etmektir. Ve aslında panzehir zehirin ta kendisidir.

Bütün bu virüs salgını devasa bir sahtekarlıktır.


Virüslerin bulaşıcı hastalık yaydığı ilüzyonu ilaç endüstrisinin para kazanmaya devam etmesi içindir. Aşı ve ilaç satabilmek için salgın varmış gibi gösterirler.

İnsanlar inanıp aşıyı olur ve korktukları virüs bedenlerine enjekte edilir. Yani insanların asıl endişelenmesi gereken virüs değil, oldukları aşı veya aldıkları ilaçlardır.

Otoriteler olmayan bir salgın ile herkesi korkutmaya çalışıyor.


Bizi, hastalıklarımıza neden olanın virüs olduğuna inandırıyor ve kötü beslenme alışkanlıklarımızın hastalıkları yarattığını görmememizi istiyorlar.


Stres, toksik maddeler, gün ışığı alamamak, kötü yemek alışkanlıklarımız vb. şeyler hastalığa neden olur. Hastalığa bunların neden olduğunu anlarsak hastalanma oranımız da azalmaya başlayacak.

Salgın yalanının tek amacı, bizi aşı olmaya ve özgürlüklerimizden vazgeçmeye ikna etmektir.



Orjinal video

Kaynakça

4,228 görüntüleme