21 Nisan Raporu

Tıbbi Güncellemeler

Stanford Üniversitesi tıp profesörü John Ioannidis, kendisiyle yapılan yeni bir 1 saatlik söyleşide Kovid-19 ile ilgili birkaç yeni çalışmanın sonuçlarını anlatıyor. Profesör Ioannidis’e göre, Kovid-19’un ölümcüllüğü “mevsimsel grip aralığında”dır. 65 yaşının altındaki sağlıklı insanlar için ölüm riski “tümüyle ihmal edilebilir” düzeydeyken, hastalığın dünyada “en yoğun görüldüğü yerler”deki 65 yaşının altındaki insanlar için ölüm riski, işe gidip gelirkenki bir otomobil yolculuğundakine eşdeğerdir. Yalnızca New York kentinde yaşayan 65 yaşının altındaki insanlar için ölüm riski ise bir uzun mesafe kamyon sürücüsününkine eşdeğerdir.

Oxford Üniversitesi’ndeki Kanıta-Dayalı Tıp Merkezi Müdürü Profesör Carl Heneghan, yeni bir makalede tecritin yol açtığı tahribatın virüsün yol açtığından daha fazla olabileceği uyarısında bulunuyor. Profesör Heneghan, salgının birçok ülkede tecritten önce zaten en tepe noktaya ulaşmış durumda olduğunu ileri sürüyor.

Los Angeles Bölgesi’ndeki yeni bir serolojik çalışmada daha önce varsayılandan 28 ile 55 kat daha fazla insanın (önemli belirtiler göstermeksizin) Kovid-19’a yakalandığı bulunmuştur ki bu da hastalığın tehlike derecesini görece olarak düşürmektedir.

Boston yakınlarındaki Chelsea kentinde, kan veren 200 kişinin yaklaşık üçte biri Kovid-19 patojenine karşı antikorlara sahipti. Bu insanların yarısı, geçen ay içinde bir soğuk algınlığı belirtisi yaşadığını belirtmişti. Boston yakınlarında bulunan bir barınaktaki evsizlerin üçte birinden az fazlasının testleri pozitif çıkmış, ama hiçkimse herhangi bir belirti göstermemiştir.

İskoçya, (stoklanmış) yoğun bakım yataklarının yarısının boş kaldığını bildiriyor. Yetkililere göre, yeni hasta kabulündeki artış, bitmeye yüz tutmuş durumdadır.

Bergamo’daki belediye hastanesinin acil servisi 45 gündür ilk kez bu hafta başında tamamen boştu. Şu sırada, yeniden tedavi edilmeye başlanan farklı hastalıklara sahip insanların sayısı “Kovid-19 hastaları”ndan daha fazladır.

Lancet tıp dergisindeki bir raporda, korona virüslerini kontrol altında tutmak için okulların kapatılmasının ya hiçbir etkisinin olmadığı ya da yalnızca minimal düzeyde etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Korona enfeksiyonu olan dokuz yaşındaki bir fransız çocuk, 172 kişiyle temasta bulunduğu halde, hiçbirine enfeksiyon bulaşmamıştır. Bu da hastalığın (gribin aksine) çocuklar tarafından bulaştırılmadığı ya da hemen hemen hiç bulaştırılmadığına ilişkin daha önceki sonuçları doğruluyor.

Alman emeritus mikrobiyoloji profesörü Sucharit Bhakdi ile Kovid-19 konusunda yeni bir 1 saatlik söyleşi yapılmıştır. Profesör Bhakdi, Kovid-19 salgını sırasında çoğu medya kuruluşunun “tümüyle sorumsuz” davrandığını ileri sürüyor.

Alman Bakım Etiği Girişimi, ziyaretlerin topyekun yasaklanmasını ve bakım evindeki hastalar için acı verici yoğun bakım tedavisini eleştiriyor: “Korona’dan da önce, Alman bakım evlerinde her gün 900 kişi hastaneye kaldırılmaksızın ölüyordu. Gerçekten, bu hastalar için palyatif (yatıştırıcı) tedavi uygulanması veya hiç tedavi uygulanmaması daha uygun olacaktır. (...) Şu ana kadar Korona ile ilgili bütün bildiklerimiz ışığında, enfeksiyon korunumunu temel yurttaş haklarından üstün tutmayı sürdürmemiz için tek bir ikna edici neden yoktur. İnsanlık dışı ziyaret yasaklarını kaldırın!”

İsviçre’deki St. Gallen kantonunda yaşayan en yaşlı kadın geçen hafta 109 yaşında öldü. Bu kadın 1918 “İspanyol gribi” salgınından sağ çıkmıştı, koronaya yakalanmış değildi ve “yaşına göre çok iyi bir durumdaydı”. Buna karşın, “korona izolasyonu” onu "çok fazla etkilemişti": “Ailesinin günlük ziyaretlerinden yoksun sönüp gitti.”

İsviçreli kardiyolog Dr. Nils Kucher’e göre, şu anda İsviçre’deki bütün fazladan ölümlerin yaklaşık %75’i hastanede değil, evlerde oluyor. Bu ise İsviçre hastanelerinin ve yoğun bakım ünitelerinin büyük ölçüde boş kalma nedenini kesinlikle açıklıyor. Bütün fazladan ölümlerin yaklaşık %50’sinin bakım evlerinde olduğu da biliniyor. Dr. Kucher, bu insanların bazılarının ani akciğer embolisinden öldüğünden kuşkulanıyor. Bu anlaşılır bir durumdur. Yine de bu fazladan ölümlerde “tecrit”in nasıl bir rol oynadığı sorusu ortaya çıkıyor.

İtaliyan sağlık kurumu ISS, çoğunlukla favizm denilen az rastlanan bir genetik metabolik özellik taşıyan ve Akdeniz bölgesinden gelen, Kovid-19 hastalarının, ölüme yol açabileceğinden dolayı, klorokin gibi sıtma ilaçları ile tedavi edilmemeleri uyarısında bulunuyor. Bu, hatalı veya aşırı sert ilaçların hastalığı daha kötüleştirebildiği konusunda yeni bir göstergedir.

Rubicon: Korona üzerine 120 uzman görüşü. Dünya çapında, kıdemli biliminsanları, doktorlar, avukatlar ve diğer uzmanlar, korona virüsünün ele alınışını eleştiriyor. (Almanca)

Pandeminin Sınıflandırılması

2007 yılında, Amerikalı sağlık yetkilileri, pandemik influenza ve buna karşı önlemlere ilişkin beş-aşamalı bir sınıflandırma tanımladılar. 1. kategoriden (<%0,1) 5. kategoriye (>%2) uzanan bu beş aşama, pandeminin gözlenen ölümcüllüğünü (CFR) temel almaktadır. Bu anahtara göre, şu andaki korona pandemisi muhtemelen 2. kategori (%0,1’den %0,5’e) diye sınıflandırılacaktır. Bu kategori için zamanında esas önlem olarak, sadece “hasta bireylerin gönüllü izolasyonu” öngörülmüştü.

Halbuki, 2009 yılında Dünya Sağlık Örgütü WHO, hastalığın şiddeti kıstasını kendi pandemi tanımından çıkarttı. Yaklaşık 18 milyar dolarlık aşı satışı yapılmış olan çok hafif 2009/2010 “domuz gribi”nde olduğu gibi, o zamandan beri, ilkesel olarak her küresel influenza dalgası bir pandemi olarak ilan edilebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün “domuz gribi” bağlamındaki kuşkulu rolünü ele alan TrustWHO (“Trust who?” “WHO’ya mı güvenelim?”) adlı belgesel VIMEO tarafından bu yakınlarda silinmiştir.

İsviçreli Başhekim Pietro Vernazza: Basit önlemler yeterlidir

İsviçreli enfeksiyonoloji başhekimi Pietro Vernazza, konu ile ilgili sunduğu en son katkıda, Kovid-19 salgınının “tecrit” başlatılmadan da önce zaten kontrol altında olduğunu göstermek için, Almanya’daki Robert Koch Enstitüsü ve Zürih’teki ETH Üniversitesi’nin aldığı sonuçları kullanmaktadır.

“Sonuçlar çarpıcı: Her iki çalışma da belli başlı etkinliklerden vazgeçilmesi ve hijyen kurallarının uygulamaya sokulması gibi basit önlemlerin çok etkili olduğunu gösteriyor. Halk bu tavsiyeleri iyi bir biçimde uygulayabilecek haldedir ve bu önlemler salgını neredeyse durma noktasına getirebilir. Her iki durumda da, sağlık sistemimizi, hastaneleri aşırı yük altına sokmayacak biçimde, korumak için bu önlemler yeterlidir.”

İsviçre’de virüsün çoğalma oranı (ETH/Vernazza)

İsviçre: Kümülatif toplam ölüm sayısı normal aralıkta

İsviçre’de, ilk dört ayın (5 Nisan’a kadar olan) kümülatif toplam ölüm sayısı, beklenen ortalama değerde olup, beklenen üst değerin en az 1500 altındaydı. Dahası, Nisan ayının ortasına gelindiğinde, toplam ölüm sayısı, 2015 yılının şiddetli grip mevsimine ait karşılaştırma değerinin hala en az 2000 altındaydı (bkz. aşağıdaki şekil).

2010’dan 2020’ye beklenen ortalama ölüm sayıları ile karşılaştırıldığında kümülatif ölüm sayısı (BFS)

İsveç: Salgın tecrit olmadan da bitiyor

Hasta ve ölüm sayılarına ilişkin en son rakamlar, İsveç’te salgının sona ermekte olduğunu gösteriyor. Baş epidemiyolog, çoğu başka ülkede olduğu gibi İsveç’te de fazladan ölümlerin en başta yeterince iyi korunmayan bakımevlerinde olduğunu açıkladı.

Başka ülkelerle karşılaştırıldığında İsveç halkı, gelecek kış gelmesi muhtemel bir “ikinci dalga”dan kendisini daha iyi koruyabilecek daha yüksek bir Kovid-19 bağışıklığından artık yararlanabilir durumda.

2020 yılı sonunda, Kovid-19’un İsveç’in toplam ölüm sayısında görünür olmayacağı varsayılabilir. İsveç örneği “tecritler”in, toplumsal ve ekonomik açıdan yıkıcı olduğu gibi, tıbbi olarak da gereksiz ya da hatta ters etkili olduğunu gösteriyor.

İsveç’teki pozitif testli ölümler (FOHM/Wikipedia)

Anekdotlar kanıtlara karşı

Bilimsel kanıt eksikliği karşısında, bazı medya kuruluşları, halkı korku içinde tutmak için, tüyler ürpertici anekdotlara gittikçe daha fazla yer veriyor. Bunun tipik bir örneği, çoğunlukla daha sonra Kovid-19’dan ölmemiş olduğu ortaya çıkan, sözde koronadan ölmüş veya ciddi biçimde hastalanmış “sağlıklı çocuklar”la ilgilidir.

Akciğere inmiş bir Kovid-19 hastalığından altı hafta sonra, hala düşük performans gösteren ve tıbbi görüntülemeleri hala dikkat çekici durumda olan bazı dalgıçlar, Avusturya medyası tarafından yakın geçmişte haber yapılmıştı. Haberin bir bölümünde “geri dönüşsüz tahribat”, bir sonraki bölümünde ise bunun “belirsiz ve spekülatif” olduğu anlatılıyor. Dalgıçların ciddi bir zatürre geçirdikten sonra genellikle 6 ile 12 aylık bir izin almak zorunda olduğundan ise söz edilmiyor.

Haberlerde çoğunlukla, geçici koku veya tat alma kaybı gibi nörolojik etkiler olduğu da anlatılıyor. Burada da bunun genelde soğuk algınlığı ve grip virüslerinin