6 Mayıs Raporu

Güncelleme tarihi: 2 Tem 2020

Uzmanlarla yapılan video söyleşileri

Stanford Üniversitesi’nden profesör John Ioannidis, CNN'deki bir söyleşide Kovid-19’un genel halk için influenza (grip) kadar, “yaygın ve hafif bir hastalık” olduğunu açıklıyor. Bakım evleri ve hastanelerdeki hastalar normalden daha fazla korunmalıdır.

Stanford Üniversitesi’nden profesör Dr. Scott Atlas, CNN'deki bir söyleşide “Kovid-19’u bitirmek zorunda olduğumuz fikrinin sağlık sektöründe feci bir duruma yol açtığını” anlatıyor. Profesör Atlas hastalığın “genelde hafif” olduğunu ve mantık dışı korkular yaratıldığını söylüyor. Genel halka yaygın test uygulanması için de “kesinlikle hiçbir neden bulunmadığını”, testlerin sadece hastaneler ve bakım evlerinde gerekli olduğunu sözlerine ekliyor. Profesör Atlas Nisan ayı sonunda 15.000 yoruma yol açan "Veriler burada – Paniği durdurun ve topyekun izolasyona son verin" başlıklı bir makale yazdı.

Epidemiyolog Dr. Knut Wittkowski kendisiyle yapılan yeni bir söyleşide, Kovid-19’un tehlikesinin griple benzer olduğunu ve çoğu ülkede tecritten önce doruğun zaten aşıldığını anlatıyor. Toplumların topyekun tecrit edilmesinin, yararı olmadığı gibi, müthiş bir zarara yol açan feci bir karar olduğunu söylüyor. En önemli önlem bakım evlerinin korunmasıdır. Bill Gates’in Kovid-19 konusundaki beyanları “saçma” olup, “gerçekle hiçbir ilişkisi yoktur”. Dr. Wittkowski’ye göre, Kovid-19’a karşı bir aşı gerekli olmayıp, İngiliz epidemiyolog Neil Ferguson’un örnek alınan Kovid-19 modeli “bütünüyle hatalı”ydı.

Alman virolog Hendrik Streeck, türünün öncüsü olan antikor araştırmasının nihai sonuçlarını şöyle anlatıyor. Profesör Streeck, Kovid-19’un ölümcüllüğünü %0,36 olarak bulmuştur, ama bunun bir üst sınır olduğunu ve ölümcüllüğün olasılıkla %0,24 ile %0,26 aralığında, hatta bunun daha altında olduğunu açıklıyor. Testleri pozitif çıkarak ölenlerin yaş ortalaması yaklaşık 81’dir.

Kovid-19’un yayılımının Şubat ayından beri analizini yapmakta olan Nobel ödüllü biyoloji profesörü Michael Levitt, genel tecriti "dev bir hata" olarak tarif ediyor, özellikle de risk gruplarını korumak gibi, daha fazla hedef gözeten önlemlerin alınması çağrısında bulunuyor.

Mikrobiyoloji emeritus profesörü Sucharit Bhakdi Almanya'da yapılan yeni bir söyleşide, politikacıların ve medyanın, halka yönelik “tahammül edilemeyecek bir korku çığırtkanlığı” ve “sorumsuz bir dezenformasyon kampanyası” yürütmekte olduğunu açıklıyor. Profesör Bhakdi’ye göre, genel toplum için maskeler gereksiz ve tehlikeli “mikrop yuvaları” haline gelebilir. Şu andaki krizin politikacıların kendileri tarafından yaratılmış olup, virüsle çok az ilgili olduğunu ileri sürüyor. Korona virüsüne karşı bir aşı ise domuz gribinde olduğu gibi “gereksiz ve tehlikeli” olup, mecburi aşılama hatalı bir uygulamadır. Profesör Bhakdi’ye sözlerine, WHO’nun “yıllardır verdiği birçok yanlış kararın sorumluluğunu hiç almadığını” söyleyerek devam etti. (Not: Bu video YouTube tarafından geçici olarak silinmiştir)

İsviçreli enfeksiyonoloji baş hekimi Dr. Pietro Vernazza, kendisiyle yapılan yeni bir söyleşide, Kovid-19’un “insanların büyük çoğunluğu için hafif geçirilen” bir hastalık olduğunu açıklamaktadır. “Enfekte olmuş insanları saymak ve daha fazla test yapılması çağrısında bulunmak” pek bir yarar getirmeyecektir. Buna ek olarak, korona istatistiklerinde yer alan insanların çoğu sadece Kovid-19’dan ölmemektedir. Dr. Vernazza’ya göre, kendilerinde belirti olmayanların maske takmasının yararına ilişkin hiçbir kanıt yoktur. (arşiv versiyonu)

Tıbbi çalışmalar

Mevcut PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) ve antikor araştırmalarının yeni bir değerlendirmesi, Kovid-19’un ortalama ölümcüllük değerinin (IFR) %0,20, yani şiddetli bir grip aralığında olduğunu göstermektedir.

Danimarka'da kan verenlerle yapılan yeni bir antikor çalışması, 70 yaşının altındaki kişiler için %0,08 gibi çok düşük bir Kovid-19 ölümcüllüğü (IFR) olduğunu ortaya koymuştur.

Kovid-19’dan ilk ve en fazla etkilenmiş ülkelerden biri olan İran’da yapılan yeni bir antikor çalışması da %0,08 ile to %0,12 arasında çok düşük bir ölümcüllük göstermiştir.

Japonya'da yapılan yeni bir antikor çalışması, daha önce düşünüldüğünden 400 ile 800 kat daha fazla insanın yeni korona virüsüyle temas ettiği halde, ya hiç belirti göstermediği ya da çok az belirti gösterdiği sonucuna varmıştır. Japonya’da şu ana kadar görece az sayıda test yapılmıştır.

Ünlü virolog Christian Drosten’in katılımıyla Almanya'da yapılan yeni bir çalışma, nüfusun yaklaşık üçte birinin, olasılıkla daha önceki korona virüsleri (soğuk algınlığı virüsleri) ile temas yoluyla, Kovid-19 korona virüsüne karşı zaten bir miktar hücresel bağışıklığı olduğunu gösteriyor. T-hücreleri denilen hücrelerce geliştirilen bu hücresel bağışıklık, PCR’den önemli ölçüde yüksek olup, antikor testleri birçok insanın neden yeni korona virüsü yüzünden hiç belirti göstermediği veya çok az belirti gösterdiği olgusunu öneriyor ve kısmen de açıklayabiliyor.

ABD’nin Tennessee eyaletindeki bir hapishanede, testleri pozitif çıkmış 1349 kişiden yalnızca 2’si belirti göstermiştir.

Fransızların Charles de Gaulle uçak gemisinde testleri pozitif çıkan 1046 denizciden şu ana kadar hiçbiri ölmedi. ABD’nin uçak gemisi Theodore Roosevelt’te, testleri pozitif çıkan 969 denizciden şu ana kadar yalnızca biri öldü (önceden sahip olduğu hastalıklar ve kesin ölüm nedeni bilinmiyor). Bu, o gruptaki ölümcüllük oranının 0 veya %0,1 olduğunu gösteriyor.

Birçok medya kuruluşu, Güney Kore’de hastalıktan iyileşen insanların “yeniden enfekte olduğu” iddiasını haber yapmıştır. Halbuki, araştırmacılar artık bu 290 adet kuşkulu vakanın hepsinin, “enfeksiyon yapmayan virüs parçacıkları”nın yol açtığı hatalı-pozitif test sonuçları olduğu sonucuna varmıştır. Bu sonuç, PCR virüs testlerinin bilinen güvenilmezliğini bir kez daha vurgulamıştır.

Diğer tıbbi güncellemeler

Birçok medya kuruluşu, Kovid-19 ile bağlantılı olarak, gitikçe daha fazla çocuğun Kawasaki hastalığına (bir damar iltihabı) yakalanacağı haberleri yapmıştı. Halbuki, İngiltere’deki Kawasaki Hastalık Vakfı, yaptıkları basın açıklamasında, şu sıra her zaman olduğundan daha fazla değil, daha az Kawasaki vakası bildirildiğini ve bu az sayıdaki vakanın sadece yaklaşık yarısının korona virüsü testlerinin pozitif çıktığını açıklamıştır.

Bir fransız doktorun Kovid-19 konusunda Fransız Sağlık Bakanlığı'na yazdığı açık mektupta, “21. yüzyılın en büyük sağlık yutturmacası”ndan söz ediliyor. Doktor, virüsün nüfusun geneli için tehlikesinin influenza düzeyinde olduğunu ve tecritin sonuçlarının virüsün kendisinden daha tehlikeli olduğunu ileri sürüyor.

Fransa’da daha sonra yapılan bir soruşturmada, Kovid-19 testi pozitif çıkmış ilk hastanın daha önce varsayıldığından bir ay önce 2019 Aralık ayı sonunda çoktan tedavi edilmiş olduğu henüz ortaya çıkmıştır. Bu kişi gribe bağlıymış gibi görünen bir zatürre tedavisi görüyordu. Bu vaka, yeni korona virüsünün ya Avrupa’ya düşünüldüğünden daha önce geldiğini, ya varsayıldığı kadar yeni olmadığını, ya da test sonucunun hatalı bir pozitif olduğunu gösteriyor. Buna ek olarak, o zamandan bu yana çoktan iyileşmiş olan bu kişinin gripten mi, korona virüsünden mi, yoksa her ikisinden de mi muzdarip olduğu konusu açık değildir.

WHO’nun başkanı bu yakınlarda İsveç’i Kovid-19’u ele alış biçimi açısından başarılı bir model olarak övmüş, İsveç’in, sağlık politikasını başarıyla ve “toplumun ortaklığıyla” uyguladığını söylemiştir. Daha önce, Kovid-19 konusundaki rahat yaklaşımı nedeniyle İsveç, yabancı medya ve politikacılar tarafından haftalarca ağır biçimde eleştirilmişti.

Bütün Avrupa ülkeleri arasında Kovid-19’a karşı en az eyleme geçmiş ve futbol maçları gibi büyük etkinlikleri bile yasaklamamış olan Beyaz Rusya’da, iki ayı aşkın bir süre içinde testleri pozitif çıkmış ya da kuşkulu Kovid-19 ölümü olarak bildirilen yalnızca 103 vaka vardır. Beyaz Rusya uzun-dönem başkanı Lukashenko, koronayı bir "psikoz" olarak adlandırmıştır. Onu eleştirenler ise gerçek ölüm rakamlarını gizlediğini söylemektedir.

Kanadalı bir araştırmacı tarafından yapılmış kapsamlı bir literatür taramasına göre maskeler soğuk algınlığı ve influenzaya karşı koruma sağlamıyor.

İsviçreli bir psikiyatri başhekimi, psikolojik sorunlarda keskin bir artış ile tecrit ve işsizlik yüzünden dünya çapında 10.000'i aşkın fazladan intihar beklemektedir .

Kovid’in çoğalmasını gösteren ve üreme rakamı denilen rakam, gittikçe daha fazla politik bir konu haline geliyor. Halbuki, bu durum gerçekleri değiştirmiyor: birçok ülkede yayılımın doruğa ulaşması tecritten önceydi ve üreme hızı basit gündelik ve hijyenik önlemler sayesinde düşmüştü veya 1 olarak kabul edilen dengeli değerin altındaydı. Tecrit işte bu nedenle epidemiyolojik açıdan gereksizdi.

Kovid-19 korona virüslerinin klinik tablosu ve risk grupları olasılıkla, bronşlarda ve akciğerlerde, ve aynı zamanda damarlarda, bağırsaklarda ve böbreklerde de bulunan, ACE2 hücre reseptörü denilen reseptörlerin kullanılmasıyla ilişkiliydi. Halbuki, diğer korona virüsleri, özellikle de adi soğuk algınlığı virüsü NL63 de bu ACE2 hücre reseptörünü kullanır. Bazı araştırmacılar işte bu nedenle, Kovid-19 korona virüsünün de orta vadede tipik bir soğuk algınlığı virüsü haline geleceğini beklemektedir.

Yeni korona virüsünün kesin kökeni hala belirsizdir. En basit açıklama, çok sık görülen doğal bulaşma veya mütasyondur. Buna karşın, Wuhan’daki viroloji laboratuvarının, yıllardır bazı araştırmacılar tarafından aşırı riskli olduğu için eleştirilen, ABD ile eş-finanse edilen araştırma programının bir parçası olarak, yarasalardaki korona virüslerini incelediği ve başka memelilere bulaşabilirliğini araştırdığı da doğrudur. Laboratuvarın müdürü, buna karşın, yeni virüsün laboratuvarda araştırılan korona virüslerine karşılık gelmediğini açıklamıştır. Yine de korona virüslerinin görece zararsızlığı gözönüne alındığında, “biyosilahlar” veya “HIV dizileri” hakkındaki daha önceki söylentiler dezenformasyon olarak kabul edilmelidir.

Bakım Evleri

Bakım evleri, mevcut korona meselesinde kesinlikle anahtar bir rol oynamaktadır. Çoğu batı ülkesinde, “Kovid’e bağlı” tüm ölümlerin %30 ile %70’i (hatta bazı bölgelerde %90’a varan bölümü) bakım evlerinde olmuştur. Kuzey İtalya örneğinde gördüğümüz gibi bu kriz, yaşlıların bakım hizmetlerinin panik yüzünden çöküşü ile başlamıştı.

Bakım evleri, hedef alınarak korunmayı gerektirir ve toplumun toptan tecrit edilmesinden yarar görmez. Yalnız genel nüfus içindeki ölümlere bakıldığında, bunlar çoğu ülkede normal ya da hatta hafif bir influenza dalgası aralığındadır.

Dahası, çoğu vakada bakım evlerindeki insanların, gerçek ölüm nedenleri, yani, Kovid-19’dan mı stres, korku ve yalnızlıktan mı öldükleri açık değildir. Örneğin, Belçika’dan biliyoruz ki bakım evlerindeki bütün ölümlerin yaklaşık %94'ü, testi yapılmamış “varsayılan vakalar”dır.

Dahası, Fransa'daki istatistiklerin yeni bir analizine göre: Bir bakım evinde (örneğin, bir öksürükten dolayı) “kuşkulu bir ölüm” olur olmaz, bütün ölümler “kuşkulu Kovid-19 ölümleri” olarak kabul edilmekte ve bakım evinde “onaylanmış bir vaka” olur olmaz (hiçbir belirti bulunmasa dahi) bütün ölümler “onaylı Kovid-19 ölümleri” olarak kabul edilmektedir.

Almanya’dan gelen bir haberde, son haftalarda huzur ve bakım evlerindeki yüzbinlerce hastanın, çoğu zaman iradelerinin aksine, yaşamak zorunda bırakıldığı aşırı koşullar canlı bir biçimde gözler önüne seriliyor. Çoğu hastanın kendi odalarını terketmelerine çok az izin veriliyor ve artık temiz havaya çıkmaları ya da akrabaları tarafından ziyaret edilmelerine izin verilmiyor.

Birçok bakım evinde hatalı çıkma eğilimindeki PCR virüs testleri ciddi yanlış alarmlara ve paniğe yol açmıştır. Kanada’daki bir bakım evinde, çalışanlar korona virüsü korkusu ile kaçmıştı ve bu durum bakım eksikliğinden 31 hastanın trajik ölümü ile sonuçlanmıştı.

Eski New York Times muhabiri olup Korona eleştirisi yapan Alex Berenson,