18 Nisan Raporu

Tıbbi güncellemeler

Kaliforniya’nın Santa Clara Bölgesi’nde, Stanford Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir serolojik çalışmada, önceden düşünülenden 50 ile 85 kat daha fazla insanda antikorlar bulunmuş, %0,12 ile %0,2 veya daha da düşük (yani şiddetli bir influenza aralığında) bir Kovid-19 ölümcüllüğü sonucu ortaya çıkmıştır. Profesör John Ioannidis yeni bir videoda bu çalışmayı anlatıyor.


Oxford Üniversitesi’ndeki Kanıta Dayalı Tıp Merkezi’nin (CEBM) yaptığı yeni bir analizde, Kovid-19’un ölümcüllüğünün (IFR – çev. Notu: enfeksiyona yakalananların ölüm oranı) %0,1 ile %0,36 arasında (yani şiddetli bir influenza aralığında) olduğu ileri sürülüyor. Önceden ciddi hiçbir sağlık sorunu bulunmayan 70 yaşının üzerindeki insanlarda ölüm oranının %1’den düşük olacağı tahmin ediliyor. 80 yaşının üzerindeki insanlarda, ölüm oranı, ölümlerin bu hastalık ile ya da bu hastalık yüzünden olduğuna bağlı olarak, %3 ile %15 arasındadır. Gribin aksine, çocuk ölümleri sıfıra yakındır. Araştırma grubu, Kuzey İtalya’daki yüksek ölüm oranları konusunda, İtalya’nın Avrupa’da görülen en yüksek antibiyotik direncine sahip olduğuna dikkat çekiyor. Gerçekten de İtalyan yetkililerden gelen veriler, ölenlerin %80’inin, bakteriyel süperenfeksiyonları olduğuna işaret eden antibiyotik tedavisi altında olduğunu gösteriyor.


Helsinki Üniversitesi’nden Finlandiyalı epidemiyoloji profesörü Mikko Paunio, birçok uluslararası çalışmaları bilimsel bir makalede değerlendirmiş ve Kovid-19 ölümcüllüğünün (IFR) %0,1 veya daha az (yani mevsimsel bir influenza civarında) olduğu sonucuna varmıştır. Paunio’ya göre, daha yüksek bir ölümcüllük olduğu izlenimi, özellikle İtalya ve İspanya’da birden fazla kuşağın bir arada yaşadığı evlerde ve New York gibi şehirlerde virüs çok daha hızlı yayıldığından dolayı ortaya çıkmıştı. “Tecrit” önlemleri çok geç alındı ve etkili olmadı.


İngiltere: Londra’daki geçici Nightingale hastanesi, Paskalya hafta sonunda tedavi gören yalnızca 19 hasta ile büyük ölçüde boş kalmıştır. Londra’nın mevcut hastaneleri Yoğun Bakım kapasitelerini iki kat artırmış olup, şimdilik hasta akınıyla başa çıkabiliyor.


Kanada’da, “neredeyse tüm bakım evi çalışanları korona virüsünün yayılmasından korkarak telaşla orayı terkettikten sonra, 31 kişi bir bakım evinde ölmüştür. Sağlık yetkilileri, Montreal yakınlarında Dorval’de bulunan bakım evindeki insanlara günler sonra ulaşmıştı. Hayatta kalanların çoğu aç, susuz ve cansız durumdaydı.” Buna benzer trajediler daha önce zaten, panik çıkmasının ve tecrit önlemleri ilan edilmesinin ardından, Doğu Avrupalı hemşirelerin telaş içinde ülkeyi terk ettikleri kuzey İtalya’da da olmuştu.


Aynı zamanda bakım evlerine de hizmet veren bir İskoçyalı bir doktor şöyle yazmıştır: “Bakım evleri için hükümet stratejisi neydi? Şu ana kadar yapılanlar durumu çok çok kötüleştirdi.”


İsviçre’de, Kovid-19’a rağmen, 2020’nin ilk dört ayındaki (5 Nisan’a kadar olan) toplam ölüm sayıları orta normal aralığında idi. Bunun bir nedeni, şimdi Kovid-19 tarafından kısmen “dengelenen” hafif geçen kışa bağlı hafif geçen grip mevsimi olabilir.


14 Nisan tarihli bir habere göre, İsviçre’deki hastaneler ve hatta yoğun bakım üniteleri hala çok düşük kapasiteyle çalışmaya devam ediyor. Bu yine İsviçre’de (yaş ortalaması 84 olan) pozitif testli ölümlerin gerçekte tam olarak nerde ve nasıl oluştuğu sorusunu ortaya getiriyor.


Alman Hastaneler Birliği Başkanı alarm verdi: Almanya’da planlanmış ameliyatların %50’sinden fazlası iptal olmuştur ve “biriken ameliyat sıraları” ise binlere ulaşmıştır. Buna ek olarak, korona korkusundan artık hastanelere gitmeye cesaret edemedikleri için, kalp krizi ve inme yaşayan hastalar, %30 ile 40 daha az tedavi görüyor. Ülke çapında, 150.000 boş hastane yatağı ve 10.000 boş yoğun bakım yatağı mevcuttur. Berlin’de yalnızca 68 yoğun bakım yatağı korona hastaları tarafından kullanılmaktadır ve 1000 yataklı acil kliniği şu anda kullanım dışıdır.


Alman yetkililerden gelen yeni veriler, Almanya’da da Kovid-19’un üreme hızının tecritten önce kritik değer olan 1’in altına zaten düşmüş olduğunu gösteriyor. Bu nedenle genel hijyen önlemleri eksponansiyel (hızlanarak artan) yayılımı önlemeye yeterliydi. Zürih ETH Üniversitesi tarafından da bu durum İsviçre için zaten ortaya konmuştu.


Bir fransız uçak gemisinde, 1081 askerin testleri pozitif çıkmıştır. Şu ana kadar %50 kadarı hiç belirti göstermemiş, %50 kadarı ise hafif belirtiler göstermiştir. 24 asker hastaneye yatırılmıştır, bunlardan biri de yoğun bakımdadır (önceki hastalıkları bilinmiyor).


Önde gelen Alman virolog Christian Drosten, normal soğuk algınlığı korona virüsleriyle temas yoluyla yeni korona virüsüne karşı arkaplan bağışıklığı denilen bağışıklığı etkili biçimde geliştirmiş olabileceğini düşünüyor.


Testleri pozitif çıkmış çok sayıda ölümü incelemiş olan Hamburglu adli tıp doktoru Klaus Püschel, yeni bir makalede şunları açıklamıştır: “Rakamlar korona korkusunu haklı çıkarmıyor”. Püschel’in bulguları şöyledir: “Korona görece zararsız bir viral hastalıktır. Korona’nın normal bir enfeksiyon olduğu gerçeğini ele almalı ve onunla karantinasız yaşamayı öğrenmeliyiz.” İncelediği ölümlerin hepsinde önceden var olan o kadar ciddi hastalıklar vardı ki “kulağınıza acımasız gelse de hepsi nasıl olsa bu yılın içinde öleceklerdi”. Püschel sözlerine şunları eklemiştir: “Virologların zamanı geçti. Korona krizinde neyin yapılmasının doğru olacağını artık başkalarına, örneğin, yoğun bakım doktorlarına sormalıyız.”


Medscape’te yer alan bir inceleme, korona virüslerinin yol açtığı adi soğuk algınlığı enfeksiyonunun normalde - tecrit olsun olmasın - Nisan sonunda düşüşe geçtiğini gösteriyor.


İsviçre’de yayınlanan Infosperber dergisi şöyle yazıyor: "Daha az sayıda korona vakası mı istiyorsunuz? Yalnızca daha az test yapın!” Bildirilen gündelik “yeni vaka” sayısı, salgının durumuna ilişkin pek az bilgi verir. Araştırmacılara göre, testleri pozitif çıkmış ölümlerin kümülatif eğrisi ile korkuyu tetiklemenin pervasızlıktı.


OffGuardian: Sekiz uzman daha korona virüsü paniğini sorguluyor.


Video: Tecritler neden hatalı politikalardır – İsveçli uzman Profesör Johan Giesecke. İsveçli epidemiyoloji profesörü Johan Giesecke, bunun “hafif bir hastalıktan yaratılmış bir tsunami” olduğunu söylüyor ve tecritlerin ters etki yarattığını düşünüyor. Giesecke’ye göre, en önemli şey risk grupları için, özellikle de bakım evleri için, etkin koruma sağlamaktır.


Kovid-19 ile Suni Solunum

Avrupa ve ABD’deki diğer uzmanlar da kritik durumda olan Kovid-19 hastalarının suni solunumla tedavisi konusunda kendi görüşlerini bildirmiş, sert bir yöntem olan suni solunumun (entübasyon) yapılmaması konusunda kuvvetle tavsiyede bulunmuştur. Kovid-19 hastaları, akut solum iflasından (ARDS) değil, virüsün kendisi veya ona karşı bağışıklık tepkisi ile tetiklenen, oksijen difüzyonu sorununa bağlı bir oksijen yetmezliğinden muzdariptir.


AP: Bazı doktorlar virüs hastaları için suni solunum cihazı kullanımından uzaklaşıyor


Video: Kovid-19: Erken Entübasyon Tavsiyesi üzerine Eleştirel Tartışma


Video: New York'lu yoğun bakım doktoru olası bir difüzyon hipoksemisi olarak Kovid-19’u

anlatıyor


Dergi: COVID-19 zatürresi: farklı fenotipler için farklı solunum tedavileri mi?


(Almanca) Die WELT: Sterberate bei Beatmungspatienten gibt Rätsel auf


Politik güncellemeler

Video: Dünyada korona tecritleri sırasında polis şiddeti ve izleme faaliyeti.


ABD’nin birçok eyaletinde tecrit önlemlerine karşı protesto ve gösteriler olmuştur.


Alman ekonomist Norbert Haering birkaç makalesinde, korona krizinin” yolculuk, ödemeler, temas izleme ve biyometri (çev. notu: bireylerin fiziksel ve davranışsal özelliklerinin güvenlik amaçlı kaydedilmesi) alanlarında bir süredir planlanan, dünya çapındaki izleme araçlarının yerleştirilmesi işi için nasıl kullanıldığını açıklıyor.


İtalyan felsefeci Giorgio Agamben Korona önlemlerine ilişkin şöyle demektedir: “Şu anda bir ülke, daha doğrusu bir kültür çöküyor ve kimsenin umurunda değil. Uygarlık iddiasındaki ülkelerde gözlerimizin önünde neler oluyor?”


İtalyan avukatlar hükümetin korona önlemlerine karşı bir suç duyurusunda bulundu.


Alman ekonomi profesörü Stefan Homburg, DIE WELT gazetesinde yayınlanan "Almanya'nın uyguladığı tecrit neden yanlış – ve İsveç neden çok daha iyi durumda" başlıklı makalesinde şöyle demektedir: “Özetle, İsveç, Güney Kore ya da Tayvan gibi ülkeler tecrit uygulamayarak bilgece davrandılar. O ülkelerdeki virologlar, sürekli yön değiştirip halkın ve politikacıların dengesini bozmak yerine, onlara kriz sırasında istikrarlı bir biçimde rehberlik ettiler. Korona virüsü, insanların temel haklarına ve işlerine zarar vermeksizin başarıyla kontrol altına alındı. Almanya bu politikayı kendine örnek almalıdır.“


Bir İsviçre yurttaşı tecritin hemen kaldırılması için Federal İdare Mahkemesi’ne ve Federal Konsey’e acil bir başvuru yaptı.


Video: "İsviçreli doktorlar susturuldu, Federal Konsey bölünmüş durumda." InsideCorona.ch websitesinin kurucusu Dr. Stephan Rietiker ile yapılan bir söyleşi.


Video: "İsviçre Hükümeti hapse atılmayı hakkediyor. Bir polemik."


Kaynak: A Swiss Doctor On Covid-19

57 görüntüleme