15 Nisan Raporu

Tıbbi Güncellemeler

Almanya’nın önde gelen mikrobiyologlarından ve epidemiyologlarından Profesör Alexander Kekulé, İngiltere’nin Telegraph gazetesine verdiği demeçte, virüsten daha fazla zarara yol açtığı için, tecrite son verilmesi çağrısında bulunuyor. 50 yaşının altındaki insanlarda, bu virüs nedeniyle şiddetli hastalık ve ölümler görülmesi “çok çok uzak bir olasılıktır”. Risk altındaki gruplar korunurken, nüfusun geneli hızla bağışıklık geliştirmelidir. Profesör Kekulé, hazır olması en az altı ile oniki ay alacak bir aşı için beklemenin de mümkün olmadığını, ama bu virüsle yaşamanın bir yolunun bulunması gerektiğini söylemiştir.


Almanya’daki Kanıta-Dayalı Tıp Ağı’na göre, Robert Koch Enstitüsü, 2017/2018’deki gibi şiddetli bir mevsimsel influenzanın (grip) ölümcüllüğünün 0,4% ile 0,5% arasında olduğunu hesaplamıştı, bu da daha önce varsayılanın 0,1%’i bile değildi. Bunun anlamı, Kovid-19 daha hızlı yayılabiliyor olsa bile, ölümcüllüğünün güçlü bir mevsimsel gribinkinden daha da düşük olabileceğidir.


Lüksemburg’da yayınlanan Tageblatt gazetesinin bir haberine göre, “İsveç’in Kovid-19’a ilişkin gevşek stratejisi işe yarıyor gibi görünüyor”. En alt seviyede önlem alındığı halde, durum görünüşe göre, “şu anda net bir biçimde sakinleşiyor”. Stockholm yakınlarında kurulmuş olan dev sahra hastanesi talep yokluğundan kapalı duruyor. Yoğun bakım ünitelerindeki hasta sayısı düşük bir düzeyde sabitlenmiş, hatta hafifçe düşüşe geçmiştir. Karolinska Klinik’te çalışan kıdemli bir doktor şöyle açıklamıştır: “Bütün Stockholm hastanelerinde yoğun bakım ünitelerinde birçok boş yer var. Hastalık eğrisinin düzleşme evresine yaklaşıyoruz.” Şu ana kadar İsveç’te Kovid-19’lu 900 ölüm olmuştur.


Birleşik Krallık (tecrit uygulanan) ile İsveç (tecrit uygulanmayan) arasında doğrudan bir karşılaştırma, iki ülkenin nüfuslarına oranla vaka sayıları ve ölümler açısından neredeyse benzer olduklarını gösteriyor.


New England Journal of Medicine dergisine yazılmış bir mektupta, hamile kadınlar üzerinde yapılmış bir çalışmanın, testleri pozitif çıkan kadınların %88’inin hastalık belirtisi olmadığını gösterdiği bildirilmektedir. Bu rakam oldukça yüksektir, ama daha önce Çin ve İzlanda’dan gelen raporlarla uyumludur.


Tel Aviv Üniversitesi Epidemiyoloji Araştırma Laboratuvarı müdürü Profesör Dan Yamin, kendisiyle yapılan bir söyleşide şunları anlatıyor: Yeni korona virüsü, toplumun geniş bir kesimi için “neredeyse hiç tehlikeli değildir” ve hızla doğal bağışıklık geliştirilmesi hedeflenmelidir. Para, tecrit yüzünden oluşan zararları ödemektense, bir kliniğin genişletilmesi için harcansa daha iyi olur.


İsrail Ulusal Araştırma Konseyi başkanı Profesör Isaac Ben-Israel, şu anki bulgulara göre, korona salgınının çoğu ülkede yaklaşık 8 hafta sonra, alınan önlemlerden bağımsız olarak bittiğini ileri sürmektedir. Bu nedenle de “tecrit” ‘e acilen son verilmesini tavsiye etmektedir.


İngiliz istatistik profesörü David Spiegelhalter, Kovid-19’dan ölüm riskinin kabaca normal ölüm sayılarına denk geldiğini ve yalnızca yaklaşık 70 ile 80 yaş grubu arasında görünür şekilde arttığını göstermiştir (bkz. bağlantısı verilen makalenin sonundaki grafik).


Zürih Üniversitesi Viroloji Enstitüsü emeritus müdürü olan ve abartılı önlemleri ilk eleştirenlerden Profesör Karin Mölling, kendisiyle yapılan yeni bir söyleşide hava kirliliği ve nüfus yoğunluğu gibi yerele özel etkenlerin rolünü vurgulamaktadır.


İngiliz gazetesi Guardian, Çin’in kentlerinde 2015 yılında aşırı hava kirliliğinden günde 4000 kişinin öldüğüne işaret etmiştir. Bu rakam Çin’in şu ana kadar bildirdiği toplam Kovid-19 ölümlerinden daha fazladır.


Alman virolog Hendrik Streeck, yaptığı pilot çalışmaya yönelik eleştirilere karşı kendisini savunmuştur. Streeck, şiddetli bir mevsimsel gribe denk düşen %0,37 (vakalara göre) ölümcüllük ve %0,06 (nüfusa göre) ölüm oranı bulmuştur.


Avusturya’daki iç hastalıkları uzmanları, "ikincil hasarlar" konusunda uyarıda bulunuyor: Korona virüsü yüzünden, kontrol ve ameliyat tarihleri ertelenmiştir, daha az sayıda hasta kalp krizi belirtileriyle hastanelere gelmektedir.


İsviçreli bir biyofizikçi Mart ayının başından bu yana, İsviçre’de pozitif çıkan Kovid-19 testlerinin artış hızını ilk kez grafik olarak göstermiştir. Sonuç, pozitiflerin oranının %10 ile 25 arasında gidip geldiğini ve “tecrit” ‘in önemli hiçbir etki yaratmadığını gösteriyor (bkz. aşağıdaki grafik). İlginç olan, İsviçreli yetkililerin ve medyanın bu grafiği hiç göstermemiş olmasıdır.


İsviçreli bir araştırmacı Federal Halk Sağlığı Ofisi’nin en son Kovid-19 raporunun analizini yapmış ve yine eleştirel bir değerlendirme sunmuştur: “Bu durum raporu, politikacılara ve yeterli kararlar almaya uygun değil, gayet belirsiz ve eksik, bilgilendirici değeri yok.”


İsviçreli enfeksiyonoloji başhekimi Dr. Pietro Vernazza, yeni bir makalede şu açıklamada bulunmuştur: Kovid-19’a karşı sözde bağışıklık oluşturamama meselesi, “daha yakından incelendiğinde sorun oluşturmayan”, “nadir görülen bireysel vakalar, hatta sadece önemsiz şüphelerdir”, fakat bazı medya kuruluşlarınca “abartılmış ve alelacele şok haber diye servis edilmiştir”.


Fransa’da, korona virüsü korkusu veya birine korona virüsü bulaştırmış olma korkusuna bağlı olarak gittikçe artan sayıda intihar bildirilmektedir.


Yeni Fransızca site Covid Infos, Kovid-19’u ve medya haberlerini eleştirel bir incelemeye tabi tutuyor.

ABD ve İngiltere

ABD’nin savaş gemisi Theodore Roosevelt’teki 600 denizciye yapılan Kovid-19 testleri pozitif çıkmış, olaydan bu yana Kovid-19 yüzünden ya da Kovid-19 taşıyıcısı olarak ilk denizci ölmüştür. Savaş gemisi, 65 yaşının altındaki sağlıklı genel nüfus üzerindeki etkiler açısından çok önemli bir “vaka çalışması” olacaktır.


İngiliz patoloji emeritus profesörü Dr. John Lee, "büyük yanlışlardan sakınmak" için canlı ve kanıta dayalı bir tartışma gerektiğini ileri sürmekte, hükümetlerin ve medyanın kullandığı rakamların çoğunun güvenilir olmadığını söylemektedir.


İngiltere’de, hastane yataklarının %40’ı şu anda boş olup, bu oran her zamankinden dört kat daha fazladır. Bunun nedeni genel hasta kabulündeki keskin düşüştür. Kapasitesi artırılmış olan yoğun bakım yatakları, ortalama %78 oranında doludur. Buna ek olarak, hemşirelerin %10’u karantinadadır.


New York yakınlarındaki ABD ordusuna ait geçici korona hastaneleri şu ana kadar "büyük ölçüde boş kalmıştır". New York’ta hastaneye yatırılma oranı yedi kat fazla tahmin edilmişti.


ABD’de yapılan bir çalışmada, yeni korona virüsünün başlangıçta varsayılandan çok daha fazla yayıldığı, fakat çoğu insanda ya hiç belirtiye yol açmadığı ya da çok hafif belirtilere neden olduğu, bu nedenle de ölümcüllük oranının kabaca mevsimsel gribe eşit olan, 0,1% kadar düşük olabildiği sonucuna varılmıştır. Halbuki, hastalığın daha kolay bulaşması yüzünden, örneğin New York’taki vakalar, normalden daha kısa sürede ortaya çıkmıştır.


Doğu Virginia Tıp Fakültesi zatürre ve yoğun bakım şefi, Kovid-19 hastalarının tedavisine ilişkin yeni bir belgede şöyle demektedir: “Kovid-19’un bildiğiniz ‘tipik ARDS’ye (akciğer iflası) yol açmadığını kabul etmek önemlidir… bu hastalık farklı tedavi edilmelidir. Suni solunum cihazı kaynaklı akciğer hasarına yol açarak bu durumu daha kötüleştiriyor olabiliriz.”


ABD’de, bir vali, bir bebeğin dünyadaki en genç kurban olarak, “Korona’dan” öldüğünü iddia etmişti. Ailenin tanıdıkları ise bebeğin evdeki trajik bir kazada boğulduğunu ve sonradan hastanede yapılan testin pozitif çıktığını belirtmişti. Nedeni bilinmeyen ve kuşkulu ölümleri soruşturmaktan sorumlu memur, bunu bir Kovid ölümü olarak açıklamamıştır.


ABD’nin Montana eyaletinden bir doktor yaptığı konuşmada, yeni kurallara göre Kovid-19 olduğu kuşkulu vakalara verilen ölüm belgelerinin nasıl manipüle edilmekte olduğunu anlatmıştır.


Bakım Evleri

Beş Avrupa ülkesinden gelen verilerin bir analizi, bakım evi sakinlerinin şu ana kadar, tüm 'Kovid-19 ölümleri'nin %42 ile %57 arasındaki bölümünü oluşturduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, ABD’de yapılan üç ayrı çalışma, testleri pozitif çıkan tüm bakım evi sakinlerinin %50’ye varan bölümünün testler yapılırken (henüz) belirti göstermediğini ortaya koymuştur. Bundan iki sonuç çıkartılabilir: Bir yandan, yeni korona virüsünün tehlikesi – zaten kuşkulanıldığı gibi – daha da iyi korunması gereken küçük ve çok kırılgan bir nüfus grubunda yoğunlaşıyor. Diğer yandan, bu insanların bazılarının ölmeyebileceği, veya yalnızca korona yüzünden değil, ama aynı zamanda mevcut durumla bağlantılı aşırı düzeydeki stresten ölebileceği düşünülebilir. Almanya ve İtalya’dan gelen haberler zaten belirti göstermeksizin aniden ölen bakım evi sakinleri olduğundan söz ediyordu.


Bir alman palyatif (yatıştırıcı) tıp uzmanı kendisiyle bu yakınlarda yapılan bir söyleşide, Kovid-19 hastalarının tedavisinde “çok yanlış öncelikler belirlendiğini ve tüm etik ilkelerin çiğnendiğini” ileri sürmektedir. “Fayda zarar dengesi” genellikle iyi olmasa da “yoğun bakım lehine aşırı tek yanlı bir yönelim” vardır. Yeni bir tanı (yani Kovid-19), geçmişte çoğunlukla palyatif olarak ele alınan yaşlı hastaları, yoğun bakım hastalarına dönüştürecek ve onları, can yakıcı, ama çoğunlukla umutsuz bir tedaviye (yani suni solunuma) maruz bırakacaktır. Bu uzmana göre, tedavi daima hastanın onayıyla yapılmalıdır.

Politik Gelişmeler

Almanya’da, Federal Anayasa Mahkemesi’nde korona önlemlerine karşı bir suç duyurusu yapan ve gösteriler yapılması çağrısında bulunan tıp alanında uzman bir avukat tutuklanmış ve iki günlüğüne bir hapishanenin psikiyatri koğuşuna gönderilmiştir. Savcı “halkı suç işlemeye tahrik” ‘ten soruşturma açmıştır. Bir başka avukat ise Almanya Federal Barosu’na yazdığı bir açık mektupta şu soruyu sormaktadır: “Protesto yüzünden psikiyatri hastanelerine gönderilen avukatlar? Almanya’da yine o zamanlar mı geldi?


İsviçre’de “korona eleştirisi yapan” bir doktor sözde “akrabalara ve polise yönelik tehditler” yüzünden, özel bir polis birimince tutuklanmış ve bir psikiyatri kliniğine gönderilmiştir. Sonra ailesi akrabalara yönelik hiçbir tehdit olmadığını açıklamıştır. Doktor da sorgu sırasında “yetkilere yönelik tehditler” nedeniyle suçlanmadığını belirtmiştir. Polis, doktorun silahlı olduğunu varsayarak özel birimin harekete geçirilişini haklı göstermiştir, fakat bu İsviçre ordusuna ait mühimmatsız bir sıhhiye tabancasıydı. Doktorun bir psikiyatri kliniğine götürülmesi, (emzikli annelerde olduğu gibi) sözde “hapis cezası muafiyeti” ‘ne dayanarak haklı gösterilmişti ki bu bile bir bahane olarak görülebilir. Şu anki bilgimize dayanarak, alınan önlemin gerçekten de en azından kısmen politik motivasyonla alındığını söylemek bu nedenle mümkündür. ABD eski kongre üyesi Cynthia McKinney, eski Sovyetler Birliği’ndeki uygulamaları çağrıştıran İsviçre’deki bu olaya daha önce dikkat çekmişti.


İtalya tecrit süresince halkı izlemek için artık Avrupa uydu verilerini kullanmaktadır.

İngiliz polisi “sosyal buluşmalar” peşindeyken, bir ikametgahın kapısını kırmıştır.


Kaynak: A Swiss Doctor On Covid-19

42 görüntüleme