Yeni Bir Bilimsel Çalışma : Uzun Süreli Maske Kullanımı Akciğer Kanserine Katkı Sağlıyor !

Yazıdan SATIR BAŞLARI...

  • Burnumuz ve ağzımız, oksijeni zorlanmadan ve engellenmeden almak üzere tasarlanmıştır.

  • Uzun süreli maske takmak aynı zamanda vücudun atıkları doğal olarak detoksifiye etmesini (zehrin etkisini gidermesini) engeller, asidik bir ortam yaratır ve vücuttaki organ sistemlerini yavaşça zorlar.

  • Maskeler, akciğerleri iltihaplanma ve akciğer kanseri hastalığına hazırlıyor!

  • Cancer Discovery dergisinde yayınlanan bir araştırma, akciğerlerin, mikropları geri çıkarmaya zorlandığında akciğer kanserinin ilerlediğini ortaya koyuyor.

  • Maskeler, akciğerlere sızan ve bağışıklığın baskılanmasına neden olan mikropları geliştirir ve zenginleştirir!

  • Uzun süreli maske takmak, sadece kalbi ve akcigerleri zorlamakla kalmaz, aynı zamanda akciğerlere sızma ve kanser ortamı yaratma olasılığı daha yüksek olan mikrobiyal bir ortam oluşturur.


YENİ BİR ÇALIŞMA: Uzun Süreli Maske Kullanımı, Akciğerlere Sızan ve İleri Evre Akciğer Kanserine Katkıda Bulunan Mikropları Üretiyor!

(15.01.2021)


Yeni bir çalışma, uzun süre kullanılan maskelerle oluşan yüzdeki mikropların gelişmesinin ve zenginleşmesinin, bilinçsiz alınan nefeslerle akciğerlere sızabileceğini ve iltihaplı tepkilere ve ileri evre akciğer kanserine neden olabileceğini buldu.

Burnumuz ve ağzımız, oksijeni zorlanmadan ve engellenmeden almak üzere tasarlanmıştır.

Oksijen, nefes borusundan aşağı doğru ilerler ve bronşlar adı verilen iki tüpe ayrılır. Oradan oksijen, kan damarlarıyla kaplı küçük hava keseleri olan alveollere (akciğerlerin içinde bulunur, kılcal damarlardaki karbondioksiti alan ve kılcal damarlara içlerinde olan oksijeni verir) ulaşana kadar bir dizi bronşiyoldan (bronşçuk) aşağı dogru hareket eder. Bu hava keseleri oksijeni dogrudan kalbe götürür ve burada oksijen tüm vücuda yayılır.


Kişi nefes verdiğinde, süreç tersine çevrilir ve akciğerler karbondioksit verir. Bu karbondioksit gazı, organ sistemlerinin vücuttaki atıklardan kurtulmasını sağlayan araçtır. Bu süreç uzun süreler boyunca engellendiğinde veya kısıtlandığında, akciğerler ve kalp vücudun geri kalanını beslemek için mücadele eder. Uzun süreli maske takmak aynı zamanda vücudun atıkları doğal olarak detoksifiye etmesini (zehrin etkisini gidermesini) engeller, asidik bir ortam yaratır ve vücuttaki organ sistemlerini yavaşça zorlar.

Maskeler, akciğerleri iltihaplanma ve akciğer kanseri patolojisine hazırlıyor!


Cancer Discovery dergisinde yayınlanan bir araştırma,

akciğerlerin, mikropları geri çıkarmaya zorlandığında akciğer kanserinin ilerlediğini ortaya koyuyor.

Uzun süreli maske kullanımı, mikropları üreten nemli bir ortam yaratır. Bu zehirli ortam, kişiyi sadece kendi atıklarının geri akmasını, çıkartmasını (regurjitasyon) zorlamakla kalmaz, aynı zamanda akciğerleri, akciğer kanserini besleyen toksik (zehirli) bir ortama neden olan mikroplarla doldurur.


Araştırmacılar, akciğerlerin, sadece steril bir ortam olmadığını keşfettiler.

Mikroplar akciğerleri doldurduğunda, bir bağışıklık tepkisi de oluşturabilirler.

Bu, sitokin IL-17 gibi iltihaplı proteinlerin ortaya çıkmasına neden olur.


Normalde ağızda bulunan mikroplar akciğerlere girebilir. New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi, Akciğer Mikrobiyom Programı Direktörü ve Tıp Doçenti Leopoldo Segal şunları söylüyor:

"Çalışmamızda, IL-17 ve iltihabın akciğer kanseri üzerindeki bilinen etkisi göz önüne

alındığında, akciğerlerdeki oral komensallerin (tam parazit olmayarak diger bir organizma üzerinde zarar vermeksizin yaşayan parazit) zenginleşmesinin IL-17 tipi bir iltihaplanmaya yol açıp açmayacağını ve akciğer kanserinin ilerlemesini ve prognozunu (bir hastalığın muhtemel seyrini, süresini ve sonuçlarını önceden tahmin etme) etkileyip etkilemeyeceğini belirlemekle ilgilendik.

(İlgili: Maskeli halde okula giden çocuklar, fiziksel, psikolojik, davranışsal olarak zarar görürler ve 24 farklı sağlık sorunundan muzdariptirler)

Maskeler, akciğerlere sızan ve bağışıklığın baskılanmasına neden olan mikropları geliştirir ve zenginleştirir!


Araştırma ekibi, akciğer kanseri teşhisi konulan tedavi edilmemiş 83 yetişkin hastanın akciğer mikrobiyomunu analiz etmek için, tanısal klinik bronkoskopi (solunum yollarının, bronşların, ağızdan veya burundan girilen ışıklı bir aletle görüntülenmesi) kullandılar. Her bir mikrobiyal ortamin bileşimini belirlediler ve sonuç olarak hangi genlerin ifade edildiğini belgelediler.

İleri düzeyde akciğer kanseri (evre 3b-4) olan hastaların akciğer dokusunun, erken evre hastalığı olan hastaların akciğer dokusuna göre mikroplar açısından daha çok olduğunu buldular. Akciğerlerdeki oral bakterilerin bu artan çoğalması ve zenginleşmesi, tümörlerin evresi ne olursa olsun hayatta kalma şansının azalmasıyla da ilişkiliydi.

En fazla hasara neden olan bakteri kolonileri de, tümü bir maske içinde daha kolay yetiştirilen Veillonella, Prevotella ve Streptococcus bakterileriydi. Tümör ilerlemesi, Veillonella, Prevotella, Streptococcus ve Rothia bakterilerinin zenginleşmesi ile ilişkilendirildi. Uygun ortamda üreyen mikroplar akciğerlere sızar ve genetik ekspresyonu, yani p53, PI3K / PTEN, ERK ve IL-6 /IL-8 sinyal yollarını etkiler.


Daha ileri bir değerlendirmede, farelerin akciğerlerinde Veillonella parvula'nın üremesi, enflamatuar proteinlerin ekspresyonuna, IL-17 ekspresyonunun artmasına ve immün baskılayıcı hücrelerin varlığına yol açar.


Dr.Segal: "Çalışmamızın sonuçları göz önüne alındığında, akciğer mikrobiyomundaki degişikliklerin, prognozu tahmin etmek veya tedavi için hastaları sınıflandırmak için bir biyobelirteç olarak kullanılması mümkündür.”

Uzun süreli maske takmak, sadece kalbi ve akcigerleri zorlamakla kalmaz, aynı zamanda akciğerlere sızma ve kanser ortamı yaratma olasılığı daha yüksek olan mikrobiyal bir ortam oluşturur.

Kaynaklar:


Çeviri: AylinER



İlişkili Haberler :


441 görüntüleme