Sorulması Gereken İlk Soru : Bunlar GERÇEKTEN AŞI mı? | Dr. Lawrence Palevsky

En son güncellendiği tarih: Şub 18

Videodan SATIR BAŞLARI...

● Elimizdeki iki SarsCov-2 aşısı Moderna ve Pfizer, FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından lisans almış değiller.

● Ve %99'dan yüksek iyileşme oranı olan bir hastalık için, aşı yapılınca %99'dan yüksek bir oranda "aksi tesiri olmadığından" emin olmalıyız.

● Ve şu ana kadar bu aşıların denemelerinde ve her ikisinin de halka uygulanmasında %3'e yakın oranda aşıdan kaynaklanan şiddetli yan tesirler görüyoruz. Ve belki aşı yüzünden hastalığın kendisinin yarattığından daha fazla ölüm!

● Eğer idarede olanların seni kurtarması, koruması, seninle ilgilenmesi ve ihtiyaçlarını karşılaması umudu içinde otoriteye bağlanmışsan; ve içindeki çocukla ve gençliğinde tecrüben olan bu aynı otoritenin aslında seni sömürdüğünü, ihmal edip travma yaşatmış olabileceğini anlamaya açık değilsen, o zaman başını diğer yana çevireceksin.

● İşin aslı şu ki; Bu aşı ile ilgili sorular sormalıyız.

Dr. Lawrence Palevsky : "Yetkililer bize zarar verecek birşey yapmaz" diye inananlara, körü körüne güvenenlere, kandırıldıklarını kabul etmek zor gelir. Bu sebeple gerçekler anlatılınca, başlarını diğer tarafa çevirirler. Bu aşılar cinayet aletidir.


Videonun Metni :


Dr. Lawrence Palevsky :

Son 20 yılda çoğunlukla gördüğüm bilimsel yöntemin uygulanmasının azalması, ve daha çok dogma ve benim deyimimle yetkililerin kurallarına ve söylediklerine adanmışlık...


Ve bir doktor olarak sorular uyandırmak benim görevim.


Ve bugün bildiğimiz şekliyle Kovid-19 aşısı hakkında konuştuğumuz zaman, Pfizer ve Moderna aşıları...


Sorulması gereken ilk soru şu :

Bunlar gerçekten aşı mı?

Çünkü daha önce kullandığımız aşıların hiçbirinde bu teknolojiyi katiyen kullanmadık.

Aşıların yapıldığı yüz sene ve kim bilir belki daha fazla zamandır.

Bu yüzden sormalıyız.

Bizim genlerimizi, kromozomlarımızı değiştirme potansiyeli olan bu teknoloji...

Bu bir aşı mı, yoksa bunun ötesinde birşeyler mi oluyor?


Bu aşının, daha önceki hiçbir aşının yapamadığı bir şekilde hücrelerin içine girebilme potansiyeli olduğunu biliyoruz.

Genlerimizle etkileşim kurmak, hatta genlerimizi değiştirmek üzere hücre çekirdeğine giriyor mu?

Eğer bu doğruysa, yan etkileri nelerdir?

Kısa vadede yan etkileri nelerdir?

Uzun vadede yan etkileri nelerdir?

Bu aşı SarsCov-2 virüsünün bulaşmasını durduracak mı?

Tekrar, bu bir aşı mı?

Eğer aşı olarak işe yarıyorsa virüsün bir kişiden diğerine geçebilirliğini durduracak mı?

Yeterince bilgimiz yok. Bunu bilmek için bile yeterince uzun inceleme zamanımız yok.


Ölümü durduracak mı? Bunu bilmiyoruz. Çünkü yeterince uzun bir çalışmamız yok.


SarsCov-2 virüsü enfeksiyonunun ciddi komplikasyonlarından hastaneye yatışları önleyecek mi?


Tekrar ediyorum,

  • Yeterli veriye sahip değiliz, çünkü yeterince uzun bir çalışmaya sahip değiliz.

  • İnsanların gerçekten çok hastalanmasını önleyecek mi? Yeterli veriye sahip değiliz, bilmiyoruz.

Aşıların çoğunun kullanılmadan önce 7, 8, 9, 10 hatta 12 yıla kadar çalışıldığını biliyoruz.

Elimizdeki iki SarsCov-2 aşısı Moderna ve Pfizer, FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından lisans almış değiller.

Ve FDA tarafından lisans almadıkları için, hükumet tarafından zorunlu olarak yapılamazlar.


Ama yan etkileri nelerdir?


Aşılar, hastalığa yakalansanız, hastalık yüzünden olabilecek zararlardan daha kötü yan etkiler mi getiriyor?

Ve %99'dan yüksek iyileşme oranı olan bir hastalık için, aşı yapılınca %99'dan yüksek bir oranda "aksi tesiri olmadığından" emin olmalıyız. Ve şu ana kadar bu aşıların denemelerinde ve her ikisinin de halka uygulanmasında %3'e yakın oranda aşıdan kaynaklanan şiddetli yan tesirler görüyoruz. Ve belki aşı yüzünden hastalığın kendisinin yarattığından daha fazla ölüm!

https://www.cdc.gov/vaccines/acip/meetings/downloads/slides-2020-12/slides-12-19/05-COVID-CLARK.pdf


İnsanlarla konuşurken soruyorum :

Aşı konusunda o kadar mı bağlısın ki, otomatik olarak neredeyse "Bu Mesih'in gelişidir" diye inanmaya hazırsın!

Bu hayatlarımızı kurtaracak olan şey, hayatı daha iyi hale getirecek, bizi normale döndürecek şey.


Ya da şu olasılıkları anlamak ister misin? :

  • Bu, doğru bilim kullanılmadan aceleye getiriliyor.

  • Aslında içinde ölüm, anafilaksi (ani, şiddetli allerjik reaksiyon) ve bağışıklık sisteminde tepki yaratacak kimyasallar var.

  • Aslında aşının içindeki dikenli protein erkek ve kadın cinsel organlarındaki başka bir proteinle benzerlik göstermekte. Hem erkeklerde hem de kadınlarda kısırlığı artırma potansiyeli var. Ve hamile kadınlarda düşük yapma olasılığını artırmakta.

Ve böylece tüm bu bilim apaçık ortadayken kritik önemi olan sorular şöyle olmalı :
  • Dur bir saniye! Bu aşının sonucu ve tüm aksi tesirleri potansiyel olarak bir insanın doğal yolardan hastalanmasından daha büyük mü?

  • Kritik nokta şimdi geliyor : Bu aşı ile ilgili olarak acil kullanım yetkisi uygulanabilmesi için tek yol bu mudur?

Çünkü eğer tıp ispatlayabilse ki; "Bu virüsten hastalanan insanlarda sağlığı düzeltecek, ölümü önleyecek ve hastaneye yatmaya gerek bırakmayacak, aşıdan başka hiçbir tıbbi müdahale imkanı yoktur." Ve dünya çapında SarsCov-2 virüs enfeksiyonu belirtili hastalarını başarıyla tedavi etmiş binlerce olmasa da, yüzlerce doktor var. Ve ölümlerini engellediler. Ve hastaneye kaldırılmalarını engellediler.


Bu bilgiyi ve deneyimleri halka duyurmak için yapılan her girişim sansürlendi.

Ve böylece bir sonraki soru şöyle olmalı :

Bu neden sansürlensin ki?

Eğer insanları iyileştirmeye çalışıyorsan, "Öncelikle zarar verme" hipokrat yeminidir.

Ve sen ağır hastalık ve ölüm önlemeye çalışıyorsun.

O zaman medya neden gerçekten insanların bu hastalıktan ölmeyip iyileşebileceğini gösteren bu bilgiyi sansürlüyor?


Ve böylece, burdan çıktığını görebildiğim tek sonuç şu :


Mevcut güçler, herhangi bir tıbbi müdahale ile önlenebileceğinin hiçbir kanıtı olmasın, tedavi olabileceğinin kanıtı olmasın ve ölümü azalttığına dair hiçbir kanıt olmasın istiyorlar ki böylece,

  • bulaşmayı durdurduğu kanıtlanmayan,

  • ölümü durdurduğu kanıtlanmayan,

  • şiddetli hastalığı durdurduğu kanıtlanmamış

  • hastaneye yatmayı önlediği kanıtlanmamış

bir aşı halka yapılabilsin.


Ve şimdiye kadar hastalığın kendisinden daha fazla yan etki ve hasar yaptığını ortaya koyuyor.

Ve kendini aşıya adamışlara diyorum ki,

"Hayatını kurtaracağını zannettiğin bir yöntemden vazgeçmek istiyor musun?"


Ve tecrübem diyor ki,

Eğer idarede olanların seni kurtarması, koruması, seninle ilgilenmesi ve ihtiyaçlarını karşılaması umudu içinde otoriteye bağlanmışsan; ve içindeki çocukla ve gençliğinde tecrüben olan bu aynı otoritenin aslında seni sömürdüğünü, ihmal edip travma yaşatmış olabileceğini anlamaya açık değilsen, o zaman başını diğer yana çevireceksin.

Bu otoritelerden (iç yüzlerini anlamaktan) kaçacaksın. Çünkü onların sana zarar verecek birşey yaptıkları ihtimalini kabul edemiyorsun.


Ve bu yüzden gerçekten iç dünyamızın psikolojisini gözden geçirmeliyiz. Travmalarla oluşturulmuş bağlarımızın, otoriteyi sorgulamaya ne derece istekli olduğumuzu.

Ve yetkililere gerçekten önemli bir soru sorduğumuzda, korkmamız gerekiyormuş gibi hissetmemeliyiz.


Bu yüzden muayenehanemde çalışırken hastam "Bir soru sorabilir miyim?" dediğinde "Lütfen" diyorum.

Şimdi ben daha genç bir doktorken... ve daha genç derken, kendimi tanrı gibi zannederken anlamında. Çünkü bana öğretilen buydu. İnsanlara diklenerek meydan okurdum.

"Hayır, bana soru soramazsın. Sana cevabını verdim, artık bana hiçbir şey sorma".


Ve boyumun bu kadar kısa olmasının sebebi, geçen yılların bana vura vura dizlerimi kırarak kalbimdeki farklı bir yere götürmek için, beni alçak gönüllü yapmasıdır.


Ve kalbimdeki bu yer "Lütfen bana soru sorun" diyor.

İşin aslı şu ki; Bu aşı ile ilgili sorular sormalıyız.
  • Çünkü bu aşı çok daha tehlikeli görünüyor.

  • Çünkü aşı olarak kullanılmasıyla ilgili kayıtları yok.

  • Ve bu tarz bir aşıyı kullanmak için yapılan her girişim, geçmişte RSV aşısı olsun, veya bu teknolojiyi kullanan bir korona virüs aşısı olsun, hayvanların sağlığında büyük zarara yol açtı. Hayvanlarda büyük çapta ölüme yol açtı.

Ve başka tarafa dönüyoruz...

Bu yol ayrımında yolumuzu ayırıyoruz.

Bu aşının hayvan deneylerinde yaptıkları ve şimdi insanlara neler yapmakta olduğuyla ilgili bu kavrayış...

Medyanın haber yapmadığı ve insanların aslını, iç yüzünü algılayamadığı bu aşının, hastalığın kendisinden çok çok daha büyük bir tehlike olduğudur.



Imani Mamalution :

Bunu neden bir aşı olarak tanıtsınlar ve neden doktorları putlaştırmayı bunu yaratmak için kaldıraç gibi kullansınlar?

Ve bir de alçak gönüllü olan veya gerçeğin, oyunun bir parçası olmaktan daha önemli olduğunu anlamış doktorları neden sansürlüyorlar, engelliyorlar?

Peki senin düşüncene göre neler oluyor? Aşıların geçmişini bilen bir doktor olarak...

Bunun ortaya çıkması ve insanlığın daha önce hiç görmediği birşeymiş gibi olması.

Gerçekte ortalıkta ne oynandığını düşünüyorsun?

Doğurganlık sorunları hakkında nelerden bahsediyoruz, düşük yapma ihtimalleri...

Yani bu bir öjeni programı mı, bir çeşit nüfus kontrolü mü?

Aslında bu konuşmadan anlamak istediğim bu.



Dr. Lawrence Palevsky :

Galiba benim sorumu, kendi kelimelerinde sen cevapladın.

Bu aşının bir cinayet silahı olduğuna gerçekten inandığımı söylediğim bilinir.

Ve birisi bana öyle olmadığını gösterene kadar ya da bize zarar vermek için hiçbir şey yapmayacaklarını bana kanıtlayabildikleri zamana kadar bunun bir cinayet silahı olduğu fikrine inanacağım.

Ve buna kısırlık dahildir.

Doğrudan cinayet dahildir.

Sakat bırakmak dahildir.

Otoimmün hastalıklar dahildir.


Biliyorsun, insanlar bu aşının bize bir antikor vereceğine, SarsCov-2 virüsünü etkisiz hale getireceğine, hastalığa yakalanmamızı engelleyeceğine inanmak istiyorlar.

  • Bu kadar kısa sürede bunların hiçbiri, klinik araştırmaların hiçbirinde kanıtlanmadığı halde!

  • Ve içinde potansiyel olarak, anafilaksi yaratabilecek kimyasallar olduğu-ve bunu biliyorlar-

  • Ve bunlarda malzemeyi hücrelerimizin çekirdeğinin içine, genlerimizin olduğu yere getirebilecek, genetiğimizi değiştirebilme potansiyeline sahip kimyasallar olduğunu! Şimdi hayatımızdaki genetiklerimizi ve eğer hamile kalabilirsek çocuğumuzun genetiğini değiştirebilecek kimyasallar.

  • Ve sonra, beynin içine gidebilir. Beynin içine gidebilecek nano parçacıklar var.

Ve zihinsel çelişki şöyle ki;

Bunu bize yapamazlar ki!

Niye oraya o malzemeyi koysunlar?

Yani bu aşının, virüsün bulaşmasını durduracak bir aşı olduğunu ispatlamamışlar mıydı?


Görmüş olduğun herşey,

antikorun işe yarayıp yaramamayacağını bilmiyoruz.

Antikorlar hastalığı etkisiz hale getirecek mi bilmiyoruz.

Bildiğimiz tek şey, SarsCov-2 enfeksiyonu belirtilerinden bazılarını azaltma potansiyeli var.


Dünya çapında binlerce doktorun, hastaların tedavisiyle ilgili söyleyip durduğu şey bu zaten.

"24-48 saat içinde belirtileri azalttık!"

D vitamini ile,

C vitamini ile,

quercetin ile,

çinko ile,

soluma yoluyla alınan hidrojen peroksit ile,

ozon ile,

hiperbarik oksijen ile,

ivermektin ile,

hidroksiklorokin ile,

iyot ile...


Yani saymaya devam edebilirim.

Tüm bu tedavilerle belirtileri azaltmayı ve hastane yatışlarını ve ölümleri engellemeyi başardık.


Ve henüz, bunların herhangi birini yapabilecek bir aşı yok!


Ve aşıyı destekleyen uzmanlar bile söyledi :


Imani Mamalution :

Hala maske takmanız ve insanlardan uzak durmanız gerekiyor.


Dr. Lawrence Palevsky :

Doğru,

  • bulaşmayı engellemiyor,

  • ölümü engellemiyor,

  • hastaneye yatmayı engellemiyor

  • ve SarsCov-2 virüs enfeksiyonu yüzünden olan şiddetli hastalığı engellemiyor.

O zaman bu ne işe yarıyor?

Sakatlamak ve öldürmek dışında?


Tekrar söylüyorum, burdaki en büyük endişem gerçekler değil.

Benim en büyük endişem, yüzünü diğer tarafa çevirme olasılığı.


Otoritenin bizi istismar etmesi, ihmal etmesi, travma yaşatmasıyla ilgili hepimizin biraz deneyimi vardır. Bunu tekrar yapıyoruz.

Otoritenin ruhumuzda yaralar açmasına, bizi ihmal etmesine, bizden faydalanmasına izin veriyoruz. Çünkü bize zarar verebilecekleri ihtimali karşısında başımızı diğer yana çeviriyoruz.

Çünkü bunun gerçekten olabileceğini kabul etmek muhtemelen insanları sokaklara döker veya inanılmaz şekilde kızdırır. Umuyorum ki ikisi de olur.

Çünkü insanlar zaten aşı yüzünden ölüyor. Zaten aşı yüzünden sakat kalıyorlar.


Sorun şu ki, bizim sinir sistemlerimiz gerçekten çok karanlık şeylere bakmamızın gerekeceği konulara girmeye karşı direnir.

Ve umudumuz, teker teker, birer birer, uyanarak şöyle diyecekler :

Aman Allahım!

Bu gerçekler sahiden gerçek mi? Bunlar gerçekten doğru mu? Bu başka bir amaç için bize zorla yaptırılıyor olabilir mi?

Altyazı : Berna Yenisey

85 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör