Bebekleri ve Çocukları AŞIDAN KORUMAK İçin 20 Neden

Güncelleme tarihi: 19 Tem 2021



1.

Aşıların gerçekten hastalık önlemede etkili olduğunu kanıtlayan herhangi bir bilimsel çalışma bulunmamaktadır.

Çeşitli ülkelerin resmi hastalık ve ölüm istatistikleri aşıların salgınların sonunda, hastalık son aşamasındayken uygulanmaya başladığını göstermektedir.

Amerika Birleşik Devletleri için 1900 – 1963 yılları arasındaki resmi kızamık, kızıl, tifo, boğmaca ve difteri ölüm oranları verileri ile hazırlanmış (100,000 ölçekli) grafik görülmekte; ‘kızıl’ için aşı bulunmadığı halde diğer bulaşıcı hastalıklarla benzer şekilde düşüş gösterdiğini ve aşısı olmakla birlikte yan etkileri dolayısıyla fazla kullanılmayan tifonun da yine benzer düşüş eğilimini görebiliyoruz


İngiltere ve Galler için toplam enfeksiyonel hastalık (kızıl, boğmaca, kızamık, difteri, çiçek) mortalite oranları ve münferit aşıların devreye giriş tarihlerini gösteren grafik

2.

Sürekli olarak kökünün aşılarla kazındığı iddia edilen ‘çiçek’ hastalığı için aşı zorunlu hale getirildiğinde bilakis hastalık ve ölüm oranları fırlamış, halktan gelen yoğun tepki nedeniyle zorunlu aşı uygulamasına son verilmiştir.

British Medical Journal’da yayımlanan raporunda, İngiltere’nin 19. yy aşılanma istatistiklerini inceleyen Dr. L. Parry şu soruları yöneltiyor:

– Nasıl oluyor da çiçek aşılanmışlarda aşısızlara oranla 5 kat daha ölümcül oluyor? – Aşılanma oranı en yüksek illerimizden örneğin Bombey ve Kalküta’da ortalığı çiçek hastalığı götürürken, Leicester gibi aşılanma oranı en düşük illerimizin çiçek yüzü görmemiş olması nedendir? – Çiçek için kurulmuş Metropolitan Asylums Board hastanelerine yatanların %80’inin aşılı, yalnızca %20’sinin aşısız kişilerden oluşmasını nasıl açıklıyoruz?”

KAYNAK: The British Medical Journal. 1-21-1928. p 116.

3.

Aşılarla ilgili uzun dönemde güvenli olup olmadıklarını test eden deney ve çalışmalar yapılmamaktadır.

5 gün ila 2 hafta gibi oldukça kısa bir dönemi kapsayan deneylerde test edilen aşıyı olmuş denekler başka bir aşı vurulmuş deneklerle karşılaştırılmaktadır. Teknik olarak deneylerde aşısız bir grupla karşılaştırılma yapılması gerekir. Bizzat aşı üreticileri tarafından yapılmakta olan bu tip deneylerde tam olarak hangi protokollerin takip edildiğini kesin olarak bilmek güçtür.

4.

FDA’in 2002 sonundaki bilimsel çalıştayında aşıların toksisite (zehirleyicilik) çalışmalarının nasıl yapılması gerektiğini bulmaya çalışmış biliminsanları, zira bu çalışmalar daha önce hiç yapılmamış.

5.

Aşı “güvenliği”nin anlaşılabilmesi için birtakım konuların, özellikle yenidoğanın immün sisteminin doğduğu andan itibaren nasıl çalıştığının, aşıların vücuttaki biyokimyasal etkilerinin bilinmesi gerekir. Oysa bu konularda da muazzam bir bilgi açığı bulunmakta.1998’de aşı firmaları ve ilgili tarafların da katılımıyla düzenlenen bir seminerin songünkü yuvarlak masa toplantısında, Chiron Vaccines şirketinin araştırma departmanı müdürü R. Rappuoli, “6 aydan küçük bebeklerde immün sistemin nasıl çalıştığına dair toplantı sonunda elimizde ne gibi bir bilgi birikimi var diye bakacak olursak cevap “hiçbir şey” olacaktır”, diyor.

6.

Aşıların çocuklarımıza ve topluma neler kattığının(!) bilinebilmesi için aşılanmış bir popülasyonu sağlık durumu bakımından aşılanmamışlarla karşılaştıracak herhangi bir çalışma ne endüstri ne de hükümetlerce bugüne kadar yapılmıştır. Bağımsız kaynaklarla yürütülen birkaç çalışma ise aşılı çocukların aşısızlara oranla daha fazla hastalık sahibi olduğunu göstermiştir.

7.

Bebek ve çocuklar bir değil aynı anda pekçok aşıyı birlikte oluyor.

Kombine aşı dozlarının (KKK – DBT – Hib/Meningokok – DTaB/HepB/IPV) etkilerini test etmek amacıyla yapılmış herhangi bir deney bulunmamaktadır.

8.

Bebeklerin aşılanması uygulamasının bilimsel bir temeli yoktur. İmmün sistemleri bu aşamada henüz olgunlaşmamıştır ve ihtiyaçları olan tek şey hastalığı doğal yoldan geçirmiş olan annelerinden alacakları pasif bağışıklıktır; doğa bunu bu şekilde öngörmüştür.

Bu konuyu biraz açacak olursak, yenidoğanların immün sistemi doğal virüslerle etkin şekilde başa çıkmayı bırakın yapay olarak zayıflatılmış aşı virüsleriyle bile tam başedemeyecek denli naiftir. Doğal yoldan bağışıklanmış anneler, yani viral hastalıkları çocukluklarında geçirmiş olanlar hamilelikte plasental yoldan, çocuk doğduktan sonra da emzirmek suretiyle bağışıklıklarını pasif olarak bebeklerine aktarır ve onları hastalıktan korumuş olurlar.

İmmünologlar pasif bağışıklık transferinin, bağışık annelerin serum ve sütündeki ‘virüs nötralize edici antikorlar’a bağlı olduğunu düşünüyorlar. İlginç bir şekilde, memeli canlıların dişileri erkeklere göre çok daha yüksek oranda antikor üretme kapasitesine sahip. Bu özellik, çocuk yapma çağı boyunca pasif antikor transferi ile bebeklerini koruma ihtiyacı nedeniyle oluşmuş evrimsel bir adaptasyondan kaynaklanıyor olabilir.


– Çocuk doğal bağışıklığa sahip bir anne tarafından emzirilirken virüsle temas ettiğinde bu, çocukta asemptomatik enfeksiyona neden olur (yani çocuk belirti göstermeden hastalığı geçirir) ve sonuç olarak çocuk ömür boyu bu virüse karşı bağışıklık kazanır. – Sütten kesildikten sonra virüsle ilk kez karşılaşıldıysa çocuk bu defa hastalığı belirtileriyle geçirir ve yine ömür boyu bağışıklık kazanır.

9.

6 aya kadar anne sütünden başka bir şey almasın, hassas sistemleri başka herhangi bir şeyi tolere edemez denen bebeklere ilk 6 ayda 15 hastalık için tam 14’er doz aşırı derecede toksik aşı karışımı vurulmasını mantık ve bilim kapsamında nasıl açıklıyoruz?

10.

Aşılardaki ağır metaller, kanser yapıcı maddeler, toksik kimyasallar, canlı ve genetiğiyle oynanmış virüsler, hayvan virüsleri ve yabancı genetik materyal ihtiva eden kontamine serum, kontaminasyonu önlesin diye aşılarda kullanılan aşırı toksik kimyasallar ve adjuvanlar, güvenliği test edilmemiş antibiyotiklerin hiçbirinin zarar vermeden enjeksiyonu mümkün değildir.

Aşıların içerik listesini görmek için buraya ve buraya bakabilirsiniz.

11.

Dünyada en çok aşı uygulayan ülkeler, bebek ölümü oranlarında da başı çekiyor.

2011’de yapılan bir çalışma, bebek ölümü oranları en yüksek olan ülkelerin aynı zamanda ulusal takviminde en fazla aşıya sahip olan ülkeler olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, 1 yaş altı çocuklarda Amerika Birleşik Devletleri uyguladığı 26 aşı dozu ile dünyada başı çekiyor, ancak Amerika’da her 1000 canlı doğumdan en az 6’sı bebeklik çağında ölümle sonuçlanıyor. Buna karşılık örneğin İsveç ve Japonya bebeklere 12 doz aşı ile dünyada en az aşı uygulayan ülkeler ve 1000 canlı doğumda 3’ten az bebek ölümü bildiriyorlar.

KAYNAK: http://data.worldbank.org/indicator/SP.DYN.IMRT.IN

Peki, nasıl oluyor da sağlık harcamalarında dünyada başı çeken bir ülkede her yıl 28,000 bebek daha 1 yaşına basmadan ölüyor? Ve madem aşılar halk sağlığı yetkililerinin iddia ettiği gibi bebek ölümlerini düşürmede bu kadar etkili, dünyanın en çok aşılanan ülkesi nasıl oluyor da bebek ölümlerinde bu denli kötü bir karneye sahip oluyor ve dünyada 33 ülkenin gerisinde kalıyor?

“Çocukları aşı yoluyla bağışıklama çalışmalarının faydadan çok zarara yol açtığını kanıtlayacak bol miltarda kanıt mevcut.” – Dr. J. Anthony Morris (ABD İlaç Dairesi (FDA) eski Aşı Denetleme Birimi başkanı)


12.

Örnek aldığımız Amerika’da aşılarla yaratılan kronik hastalıklar epidemik boyutta:

– 3 çocuktan 1’i aşırı kilolu – 6 çocuktan 1’inde özel öğrenme güçlüğü (disleksi vs) var – 9 çocuktan 1’i astımlı – 10 çocuktan 1’inde ADHD (dikkat eksikliği ve hiperaktivite) bozukluğu var – 12 çocuktan 1’inde yiyecek alerjisi var – 20 çocuktan 1’inde havale/nöbet epizodu yaşanmış – 12 erkek çocuktan 1’i otizmli – 45 çocuktan 1’i otizmli

Amerika’da tüm çocukların yarısından fazlası astım, alerjier, öğrenme güçlükleri, otizm, epilepsi gibi kronik hastalıklara sahip. Yani toplam 32 milyon çocuk sürekli, her gün hasta.

1983’te çocuklar 2. aydan itibaren yalnızca DTB, KKK, OPV’den oluşan 7 aşıyı toplam 10 doz alırken, 2012’de anne karnındaki influenza ve şimdi de CDC’nin tüm hamilelere önerdiği DtaP aşısını da sayarsak doğmadan önce 4 farklı aşı, doğum anından itibaren de 15 farklı hastalık için toplam 38 doz aşı oluyorlar. Ve tabii, 1980 öncesi dönemde 10,000’de 1 olan otizm vakaları bugün 45’te 1 olarak kaydediliyor!

https://tacanow.org/autism-statistics/


13.

Alınan Aşı Sayısıyla Yaşanan Hastane Yatışı ve Ölüm İnsidansı (oluş sıklığı) Arasındaki Korelasyon

2011 yılında yayımlanan ve Kanada, Ontario’da 12. ve 18. aylarda vurulan KKK-kızamık/kabakulak/kızamıkçık aşısı sonrası istenmeyen etki izlemiyle ortaya koyulan bulgular:

Sonuç: “12 ve 18. ay aşılarından sonraki bir ila iki hafta içinde hastane acil servisine yatış riski önemli oranda yüksek bulunmuştur. İleride yapılacak çalışmalarla bu istenmeyen sonuçların önceden tahmin edilip edilemeyeceği veya önlenip önlenemeyeceği araştırılmalıdır.”

14.

CDC’nin önerdiği aşı takvimine göre aşılanan yavru maymunlar otizm belirtileri geliştiriyor!