12 Nisan Raporu

En son güncellendiği tarih: Haz 5

Yeni Çalışmalar

Stanford Üniversitesi tıp fakültesinden profesör John Ioannidis, yeni bir çalışmada, 65 yaşının altındaki insanlar için, dünyada hastalığın “en yoğun” görüldüğü yerlerde bile, Kovid-19’dan ölme riskinin, günde 15-650 km yol katedenlerin ölümlü bir trafik kazasına kurban gitme riskine eşit olduğu sonucuna varmıştır.


Alman virolog Hendrick Streeck, yürütülen bir serolojik pilot çalışmada, Kovid-19’un ölümcüllüğünün %0.37, (toplam nüfusa göre) ölüm oranının ise %0,06 olduğu ara sonucuna varmıştır. Bu değerler, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) değerlerinden 10 kat, Johns Hopkins Üniversitesi’ninkilerden 5 kat daha düşüktür.


Danimarka’da kan bağışı yapan 1.500 kişiyle ilgili bir çalışmada, Kovid-19’un ölümcüllüğünün yalnızca binde 1,6, yani, başlangıçta WHO tarafından varsayılan değerden en az 20 kat daha düşük ve güçlü bir grip (salgını) aralığında olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda Danimarka, gelecek hafta okulları ve anaokullarını yeniden açmaya karar vermiştir.


ABD’nin Kolorado eyaletinde yapılan bir serolojik çalışmanın ilk sonuçlarına göre, Kovid-19’un ölümcüllüğü, 5-20 kat abartılı tahmin edilmiş olup, normal bir grip ile, bir grip salgını aralığında kalacağı muhtemeldir.


Viyana Tıp Fakültesi tarafından yürütülen bir çalışma, Kovid-19 ölümlerinin yaş ve risk profilinin normal ölüm sayılarına benzer olduğu sonucuna varmıştır.


Tıbbi Viroloji Dergisi’nde (Journal of Medical Virology) yayınlanan bir çalışma, uluslararası olarak kullanılan korona virüsü testlerinin güvenilmez olduğu sonucuna varmıştır: Önceden bilinen hatalı pozitif sonuçlar sorununa ek olarak, bir de “potansiyel olarak yüksek” hatalı negatif sonuçlar oranı vardır, yani, testler bazı hastalarda bir kez çalışıp, sonra çalışmazken, belirtiler gösteren bireylerde bile yanıt vermemektedir. Bu durum, başka grip benzeri hastalıkları, sonuçların dışında tutmayı daha da zorlaştırmaktadır.


İsviçreli bir biyofizikçi, ABD, Almanya ve İsviçre’deki pozitif testlerin artış hızını şu ana kadar ilk kez değerlendirmiş ve grafik olarak göstermiştir. Sonuçta, bu ülkelerdeki pozitiflerin sayısı eksponansiyel (giderek hızla artan) değil, yalnızca hafifçe yükselmektedir.


ABD’li araştırmacılar, yerel hava kirliliğinin Kovid-19’dan ölme riskini büyük ölçüde artırdığı sonucuna varmıştır. Bu da daha önce İtalya ve Çin’de yapılmış olan çalışmaları doğrulamaktadır.


WHO, Mart ayı sonunda, daha önceki varsayımların aksine, Kovid-19’un (“havadan”) aerozollerle bulaşmadığı sonucuna varmıştır. Bulaşma esasen doğrudan dokunma veya damlacık enfeksiyonu (öksürme, hapşırma) yoluyla olmaktadır.


Alman-Amerikalı epidemiyoloji profesörü Knut Wittkowski, yeni bir söyleşide, Kovid-19 salgınının birçok ülkede çoktan düşüşe geçmiş ya da hatta “çoktan bitmiş” olduğunu”, sokağa çıkma yasaklarının da çok geç geldiğini ve ters etki yaptığını ileri sürmektedir.



Avrupa Ölüm Sayıları İzleme

Avrupa ölüm sayıları izleme, bir takım Avrupa ülkelerinde şimdi, 65 yaş-üstü gruptaki ölümlerin sayısında net bir artış tahmini gösteriyor. Almanya ve Avusturya dahil bazı ülkelerde ise bu yaş grubundaki ölüm sayıları hala normal aralıktadır (hatta normalin daha altındadır).

Kısmen artan ölüm sayılarının tek başına korona virüsünden mi yoksa (örneğin, izolasyon, stres, iptal edilen ameliyatlar, vb.) bazen aşırıya kaçan önlemlerden de mi kaynaklandığı ve ölüm sayılarının yıllık olarak bakıldığında yine de artmış olup olmayacağı sorusu halen cevaplanmayı bekliyor.


65 yaş-altı gruplar arasında, şu ana kadar yalnızca İngiltere’deki ölüm sayılarında, daha önceki grip dalgalarına oranla daha fazla bir tahmini artış vardır. Testleri pozitif çıkmış olarak ölenlerin yaş ortalaması, İtalya’da 80, Almanya’da 83, İsviçre’de 84’tür.



İsviçre

Federal Halk Sağlığı Ofisi’nin son raporuna göre, testleri pozitif çıkmış olarak ölenlerin yaş ortalaması şimdi 84’tür. Hastaneye yatırılmış hastaların sayısı ise sabit kalmıştır.


Zürih’teki ETH üniversitesinde yapılan bir çalışmada, İsviçre’deki enfeksiyon oranının, tahminen genel hijyen ve gündelik önlemlere bağlı olarak, “tecrit” ilanından birkaç gün önce 1 sabit değerine düştüğü bulunmuştur. Eğer bu sonuç doğruysa, “tecrit” ’in manasının temelden sorgulanmasını gerektirir. (Araştırma ile ilgili)


İsviçre’deki Infosperber dergisi, yetkililerin ve medyanın bilgilendirme politikasını eleştirmektedir: “Yetkililer bilgilendirme yapmak yerine bir Halkla İlişkiler kampanyası yürütüyor”. Yanıltıcı rakamlar ve grafikler, en azından kısmen gerekçesi olmayan bir korkuyu yaymak üzere kullanılmaktadır.


İsviçre tüketiciyi koruma dergisi Ktipp de bilgilendirme politikasını ve medya haberlerini eleştirmektedir: “Yetkililer yanıltıcı bilgi veriyor”.


İsviçreli bir araştırmacı Federal Halk Sağlığı Ofisi’nin en son Kovid-19 raporunu analiz etmiş ve son derece eleştirel bir sonuca varmıştır: Bu rapor “bilimsel olarak dengesiz, dayatmacı ve yanıltıcı” ‘dır. Gerçekler hesaba katıldığında, yetkililerin aldığı önlemler “sorumsuzdur ve korku uyandırıcı” ‘dır.


İsviçre Sağlık Bakanı'na yazdıkları bir açık mektupta, İsviçreli doktorlar, “herşeyden önce medya tarafından pompalanan tehdit senaryosu ile yaşanan gerçek arasındaki tutarsızlık” ‘tan söz ediyorlar. Genel nüfus içinde gözlenen Kovid-19 vakaları çok az sayıda ve çoğunlukla hafif seyrediyor, fakat toplumdaki “anksiyete bozuklukları ve panik ataklar” artıyor ve birçok hasta önemli muayene randevularına gelmeye cesaret edemez halde. “Anladığımız kadarıyla, bu da tehlikelilik boyutu, İsviçre’de yalnızca medyada ve kafalarımızda varolan bir virüs yüzünden.”


Çok düşük hasta yükü nedeniyle, İsviçre ve Almanya’da bulunan birçok klinik artık kısaltılmış mesai yapacaklarını duyurdu. Hasta sayısındaki düşüş %80’e varmış durumda.


İsviçreli fizyoloji ve nöroşirürji emeritus profesörü Dr. Daniel Jeanmonod, yaptığı analizde şu tavsiyelerde bulunuyor: “Enine boyuna düşünün, doğru düzgün bilim yapın ve paniklemeyin!


İsviçreli doktor Dr. Paul Robert Vogt, Kovid-19 konusunda çok kez paylaşılan bir makale yazmıştır. “Sansasyon peşindeki basın” ‘ı eleştiriyor, ama aynı zamanda bunun “sıradan bir grip” olmadığı uyarısında bulunuyor. Halbuki doktor Vogt, bazı noktalarda yanılıyor: ölümcüllük oranı ve yaş ortalaması çoğunlukla ana değişkenler olup, korona virüslü / korona virüsünden ayrımının yapılması gereklidir; solunum maskeleri ve solunum cihazları bir çok vaka için uygun değildir (aşağıya bkz.) ve sokağa çıkma yasakları sorgulanabilir nitelikte ve olasılıkla aksi etki yapan önlemlerdir.



Almanya ve Avusturya

Alman sağlık uzmanları yeni bir çalışmada Federal Hükümet’in kriz politikasını eleştiriyor. Uygulanan kısmi kapatma yüzünden toplumdaki uzun vadeli tahribattan söz ediyorlar. Robert Koch Enstitüsü tarafından yayınlanan rakamlar “yalnızca sınırlı bir önem taşıyor”.


Alman Patologlar Federe Birliği, “korona ölümleri” ‘nde (gerçek ölüm nedenini belirlemek üzere) zorunlu otopsi talebinde bulunuyor ve böylece sözde aşırı tehlikeli olduğu için otopsi yapılmaması yönündeki “Robert Koch Enstitüsü’ tavsiyesi” ‘ne katılmayıp aksini iddia ediyor.


Dr. Martin Sprenger, “sivil ve bilimsel fikir özgürlüğünü geri kazanmak” için Avusturya Sağlık Bakanlığı’nın Korona Uzman Konseyi’ndeki konumundan istifa etti. Dr. Sprenger, daha önce hükümeti, başka konular nedeniyle de virüsün farklı toplumsal gruplar için oluşturduğu riskler arasında yeterince ayrım gözetmediği ve aşırı geniş kapsamlı önlemler aldığı için de eleştirmişti: “Başka akut ve kronik hastalıklara yetersiz bakım yapılması yüzünden sağlıklı yaşanacak yıl kaybının, Kovid-19 yüzünden sağlıklı yaşanacak yıl kaybının 10 katını aşmamasına dikkat etmeliyiz.


Almanya’daki bir bakım evinde yaşayan 84 yaşında bir erkeğe yapılan Kovid-19 testi pozitif çıkmış, sonra da bütün bakım evi karantinaya alınmış ve herkese test yapılmıştı. Halbuki, sonradan ilk test sonucunun hatalı olduğu ortaya çıkmıştır.



İskandinavya

Norveç’te Tabip Odası’nın Sağlık Bakanı’na yazdığı açık mektupta, normal hastalar artık muayene ve tedavi edilmediği için, alınan önlemlerin virüsten daha tehlikeli olabileceği kaygısı dile getiriliyor.


İsveçli bir yazar, İngiliz yayın organı Spectator'da şöyle demektedir: “Kitlesel bir deney yürüten İsveç değildir. Bunu yapan diğer bütün ülkelerdir.”


Hamburg Üniversite Hastanesi Müdürü Profesör Ansgar Lohse, bir söyleşide şunları söylemiştir: “Benim görüşüme göre, İsveç’in aldığı önlemler dünyadaki en rasyonel olanlarıdır. Tabii ki bunun psikolojik olarak sürdürülüp sürdürülemeyeceği sorusu ortaya çıkıyor. Başlangıçta, İsveçlilerin önemli ölçüde fazla ölümle başa çıkması gerekecek, ama sonra orta ve uzun vadede bunlar önemli ölçüde azalacak. İsveçliler tutumlarını sürdürebilirlerse, bunun faturası bir yıl içinde ortaya çıkacak. Ne yazık ki virüsün yarattığı korku, çoğunlukla politikacıları hiç de mantıklı olmayan hareketlere zorluyor. Politikalar medyadaki imgelerle de yönlendiriliyor.”


İsveç baş epidemiyoloğu Anders Tegnell, Kovid enfeksiyonları açısından Stokholm, artık bir “düzlük” ‘e ulaşmıştır. (İsveç ile ilgili daha fazla haber)



ABD ve Asya

ABD’de yetkililer şimdi, tüm pozitif testli ölümlerin de pozitif test sonucu olmayan kuşkulu vakaların da “Kovid ölümleri” olarak kaydedilmesini tavsiye ediyor. Minnesota senatörü bir doktor, bunun ölümleri manipüle etmekle eşdeğer olacağını açıkladı. Dahası, hastalarını Kovid-19 hastası olarak bildirmeleri için hastanelere maddi teşvik verilecek. (Bu konu ile ilgili biraz mizah).


Washington eyaletinde Seattle yakınlarındaki Kovid-19 sahra hastanesi, açıldıktan yalnızca 3 gün sonra hiçbir hasta kabul etmeden kapatıldı. Bu Wuhan yakınlarında çok kısa zamanda kurulan, çoğunlukla düşük kapasitede kullanılan ya da boş bile kalan, sonra da sökülen hastanelerin durumunu hatırlatıyor.


Birçok medya kuruluşu, New York yakınlarındaki Hart Adası’nda sözde “korona toplu mezarları” olduğunu bildirdi. Bu haberler iki açıdan yanıltıcıdır: birincisi, Hart Adası çok uzun zamandır ABD’nin en iyi bilinen “fakir mezarlıkları” ‘ndan biridir, ikincisi ise New York valisi toplu mezar planlarının olmadığını, fakat “sahiplenilmeyen” (yani, akrabaları olmayan) ölülerin Hart Adası’nda gömüleceğini açıklamıştır.


Hindistan’ın önde gelen epidemiyologlarından biri “Ay'a kaçmamız mümkün değil” demiştir. Kendisi toplumda doğal bağışıklığın hızla geliştirilmesini önermektedir.



Kuzey İtalya

Kuzey İtalya’ya ilişkin, birçok potansiyel risk etkeni daha önce burada tartışılmıştı.

Lombardiya’da, en başta da daha sonra hastalığın en yoğun görüldüğü bölgeler olan Bergamo ve Brescia’da, Kovid-19 salgının ortaya çıkmasından hemen önceki aylarda grip ve menenjit hastalıklarına karşı iki büyük aşılama kampanyası yürütüldüğü doğrudur. Bu tür aşıların korona virüsü enfeksiyonu ile etkileşimi teorik olarak muhtemel olsa da bu şu anda kabul edilmiş değildir.


Geçmişte kuzey İtalya’da, kanserli akciğer hastalığı riskini artıran yüksek düzeyde asbeste maruz kalma olayı da yaşanıyordu. Fakat bunun da Kovid-19 ile doğrudan bağlantısı yoktur.

Yine de kuzey İtalya’daki halkın, akciğer sağlığını bozan ve solunum yolu hastalıklarına özellikle yatkın hale getiren yüksek düzeyde hava kirliliği ve zararlı başka etkenlere uzun süredir maruz kaldığı genel olarak doğrudur.

Kuzey İtalya'daki Hava Kirliliği (NO2) - Şubat 2020 (ESA)

İsviçreli Başhekim Pietro Vernazza

İsviçreli Enfeksiyoloji başhekimi Profesör Pietro Vernazza, Kovid-19 ile ilgili çalışmalar üzerine dört yeni makale yayınlamıştır.


İlk makale; çocukların Kovid hastalığına yakalanmamaları ve (gripteki durumun aksine) virüsün taşıyıcısı da olmamaları nedeniyle, okul kapatmaların yararına ilişkin bir tıbbi kanıtın hiçbir zaman olmadığı gerçeği ile ilgilidir.


İkinci makale; maskelerin belirtiler gösteren (özellikle öksürük) hastaların virüs yaymalarını azaltabilmek dışında belirgin bir etkisi olmadığı gerçeği ile ilgilidir. Bunu dışında maskeler daha çok semboliktir veya bir “medya yutturmacası” ‘dır.


Üçüncü makale; kitlesel testler yapılması konusunu ele almaktadır. Profesör Vernazza’nın vardığı sonuç şöyledir: “Bir solunum yolu hastalığı belirtileri gösteren kim varsa evde kalır. Grip için de bu böyledir. Test yapmanın ek bir değeri yoktur.”


Dördüncü makale; Kovid-19 risk grupları konusunu ele almaktadır. Mevcut bilgiye göre, bunlar yüksek tansiyonu olanlardır – Kovid-19 virüsünün kan basıncını ayarlamaktan da sorumlu olan hücre reseptörlerini kullandığından kuşkulanılmaktadır. Buna karşın, şaşırtıcı biçimde, bağışıklık zafiyeti olanlar ve (bağışıklık sistemleri doğal olarak düşük olan) hamile kadınlar risk altında değildir. Aksine, Kovid-19’un riski, genelde bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesidir.



Yoğun Bakım veya Palyatif (Yatıştırıcı) Bakım

Almanya’da bir doktor kendisiyle yapılan söyleşide şunları anlatmıştır: Ciddi biçimde etkilenenler genelde, daha önceden birden çok hastalığı bulunan yaşlılar olduğu için, Kovid-19 “bir yoğun bakım hastalığı değildir”. Bu insanlara, zatürreye yakalandıkları zaman, “her zaman palyatif bakım yapılmıştır (yani, ölümlerine eşlik edilmiştir)”. Buna karşın, bir Kovid-19 tanısı ile artık yoğun bakım vakaları olarak ele alınıyorlar, ama “tabii ki hastalar yine de kurtarılamıyor.”

Uzman, birçok karar vericinin şu anki davranışlarını “panik modu” olarak tarif ediyor. Mevcut durumda, Almanya’daki yoğun bakım yatakları halen görece boş olup, suni solunum cihazları da boştadır. Hastane yöneticileri, pek yakında maddi nedenlerle yaşlıları kabul etme fikrini keşfedebilirler. “Koğuşlar 14 gün içinde, kurtarılması mümkün olmayan, birden çok kronik hastalıktan muzdarip yaşlılarla dolup taşacak. Bir kez makinelere bağlandıklarındaysa bir daha o makineleri kimin durduracağı meselesi ortaya çıkacak, çünkü bu cinayet olarak kabul edilecek.” Doktor, bu durumu açgözlülükten kaynaklanan bir “etik facia” ‘nın izleyebileceği uyarısında bulunuyor.



Kovid-19 ile Suni Solunum

Kovid-19 hastaları için dünya çapında bir suni solunum cihazı telaşı olmuş ve hala olagelmektedir. Bu site; sert bir müdahale olan suni solunumun (entübasyon) çoğu vakada aksi etki yapabildiği ve hastalara yarardan çok zarar verebildiği gerçeğine dünyada ilk dikkat çekenlerden biriydi.


Sert bir müdahale olan suni solunum başta tavsiye edilmişti, çünkü düşük oksijen düzeyleri, hatalı olarak, akut solunum (akciğer) iflası olduğu sonucuna varılmasına yol açmıştı ve daha nazik, sert-olmayan, teknikler kullanılırsa virüsün aerozoller aracılığıyla yayılabileceği korkusu vardı.


Bu arada, ABD’de ve Avrupa’da önde gelen birçok göğüs hastalıkları uzmanı ve yoğun bakım doktoru, sert bir müdahale olan suni solunuma karşı görüş bildirmiş ve daha nazik yöntemler veya hatta Güney Kore’de başarıyla kullanılmış olan oksijen terapisini önermiştir.


Bazı Doktorlar Suni Solunum Tedavilerinden Artık Neden Uzak Duruyor (TIME)


Suni Solunum Cihazları korona virüsü gibi bir pandemi için çare değil (Dr. Matt Strauss)


Suni Solunum Cihazları tükenirken, doktorlar Kovid-19 için bu makinaların aşırı kullanıldığını söylüyor (SN)


Kovid-19 "Tipik" bir Akut Solunum Yolları Sıkıntısı Sendromu'na Yol Açmıyor (ATSJ)


Kovid-19 Suni Solunum Protokollarının Yeniden İncelenmesi mi Gerekiyor? (Medscape)


Almanca: "Entübasyon ile sert bir müdahale olan suni solunum aşırı sıklıkta kullanılıyor" (Dr. Thomas Voshaar)


Almanca: Kovid-19: Suni solunum – peki ya sonrası? (DocCheck)


Almanca: Bir yoğun bakım doktorunun covid-19 deneyim raporu (Dr. Tobias Schindler)



Politik Gelişmeler

Amerikan Güvenlik Kurumu’nu (NSA) medyaya ifşa eden Edward Snowden kendisiyle yapılan yeni bir söyleşide, hükümetlerin korona virüsünü bir “tahakküm mimarisi” inşa etmek amacıyla kullandığı uyarısında bulunuyor.


Apple ve Google, yetkililerin toplum içindeki bağlantıları izlemesini sağlayacak olan ve “temas izleme” denilen bir özelliği, kendi mobil işletim sistemlerine katmak üzere ulusal yetkililerle birlikte çalışacaklarını duyurdular.


Alman anayasa hukuku uzmanı Uwe Volkmann, ARD televizyonuna verdiği demeçte, meslektaşları arasında Korona önlemlerinin anayasaya uygun olduğunu düşünen “hiç kimse” olmadığını söyledi.


İtalyan hükümeti, İnternet’te Kovid ile ilgili yalan haberleri “elimine etmek” için bir “görev gücü” oluşturdu. Buna karşın, ifade özgürlüğünün “dokunulmadan” kaldığı söylendi.


Fransa, Kovid yüzünden, izin verilen duruşma-öncesi tutukluluk sürelerini uzattı ve hakim incelemesini askıya aldı. Baroların şikayetleri reddedildi.


Danimarka Nisan ayı başında "daha önce görülmemiş sertlikte acil durum yasaları” ‘nı yürürlüğe soktu: “Sağlık yetkilileri, artık zorunlu testler, zorunlu aşılar ve zorunlu tedaviler yapılmasını emredebilir ve emirlerini yürürlüğe sokmak üzere, polise ek olarak askeri ve özel güvenlik hizmetlerini kullanabilir.”


Almanya’nın Kuzey Rhine-Westphalia eyaleti polisi, özellikle yasaklı insan gruplarının aranması için “korona operasyonu” dahilinde drone testleri yapıyor.


Almanya’nın Saksonya eyaleti, karantinayı reddedenleri psikiyatri hastanelerine yatırmak istiyor.


İsviçreli bir doktor korona önlemlerini eleştirdiği ve yetkilileri sözde tehdit ettiği için tutuklanıp psikiyatrik muayeneye gönderildi.


Almanya’da tıp hukuku uzmanı bir avukat, Korona önlemlerine karşı anayasaya aykırılık nedeniyle suç duyurusunda bulundu ve bir polis devleti haline gelme tehlikesine karşı uyarıda bulunan ve gösteriler düzenlenmesini isteyen bir açık mektup yayınladı. Savcılık ve polis bunun üzerine avukat hakkında “ceza alması isteğiyle” soruşturmalar açtı ve kendisine ait websitesi geçici olarak kapatıldı. Anayasaya aykırılıkla ilgili suç duyurusu da reddedildi.


Avusturya’da da bir kaç avukat Korona önlemlerine karşı Anayasa Mahkemesi’nde suç duyurularında bulundu. Avukatlar bu önlemlerle temel hakların ve güçler ayrılığının çiğnendiğini ileri sürüyor.


Los Angeles belediye başkanı, sokağa çıkma yasaklarını ihlal ederlerse komşularını yetkililere ihbar eden “muhbirler” ‘e bir ödül sözü verdi.


ABD’de, çalışan nüfusun %10’unu oluşturan 16 milyonu aşkın insan zaten tecrit yüzünden işsizdir. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre, dünyadaki 3,3 milyar işçinin %80’i şu anda önlemlerden etkilenmiş durumda olup 1,25 milyar işçi şiddetli veya faciaya varan boyuttaki sonuçlardan etkilenecektir.

ABD’deki Haftalık Yeni İşsizlik Başvuruları


► Kaynak: Facts About Covid-19