Covid19 - Tıbbi Dedektiflere Göre Bir Dava

En son güncellendiği tarih: Haz 18

Yazıdan Satırbaşları

● Hidroksiklorokin ile tedavi yakında sona ermezse, özellikle Afrika'da, yaygın ölüm riski olur.

● Bu nedenle araştırmamın korkutucu sonucu olarak bu vakalar, tipik zatürre belirtileri olmaksızın hemoliz, mikrotrombi ve nefes darlığı olarak, alttaki iki faktörün biraraya geldiği durumlarda daha sık görülmektedir.

● Zor olan, örneğin Kuzey İtalya, İspanya veya New York'ta neler olduğunu bulmaktır. Bunu kavramak için normal epidemiyolojide öğretilenlerden daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Maalesef kurumsal olarak bozulmuş Johns Hopkins Üniversitesi'nde, bana çok fazla metodolojik bilgi veren yoğun epidemiyolojik eğitime katılırdım. Ayrıca "Tıbbi Dedektifler" diye bir şube de vardı.

● Bir hastalık - DSÖ tarafından bildirilen bir hastalık bile "sahte" olabilir. Kuş gribi ve domuz gribi vakalarında, ilaç ve aşı endüstrisinin insafsız yapısını gördüm ve araştırdım. Milyarlarca kamu parasını tehlikeli ürünlerle bazı kişilere yönlendirmek için defalarca sağlık korkuları yaratıldı. Bu yüzden Kovid-19 için: Halkın sürekli kaygısının arkasında başka bir şey daha olabilir mi? Qui bono? Korkudan kim yararlanır? diye sormak faydalı olacaktır.

● Berlin Charité'nin (yardım kurumunun) viroloji departmanı, Kovid-19 ile ilgili Bill ve Melinda Gates Vakfı tarafından desteklenmektedir. Drosten ve ark. tarafından PCR testinin ortak yapımcısı şu anda giderek daha fazla test üreten ve milyonlarca kişiye satan biyo-teknoloji şirketi TIB Molbiol'un CEO'sudur. Ancak bunlar, bu dünyayı neyin tersine çevirdiğini açıklamamış ikincil bulgulardır.


Koyu ten renkli ve güney ülkelerden gelen Kovid-19 hastalarının sayısız ve orantısız sık ölümleri de ilaca bağlı kötü tedavinin bir sonucudur. Etkilenenler belirli bir enzim eksikliği olan insanlardır, özellikle sıtmanın eskiden veya hala yöresel olduğu bölgelerden gelen erkeklerde görülen eksiklik. Onlar şu anda, tolere etmedikleri bir ilaç olan ve şimdi tüm dünyada kovid-19 tedavisi için kullanılan hidroksiklorokin ile tedavi ediliyor. Bu uygulama yakında sona ermezse, özellikle Afrika'da, yaygın ölüm riski olur.


WOLFGANG WODARG, 2 Mayıs 2020


Not: Bu makale Almanca, Portekizce ve Fransızca olarak da mevcuttur. (Editörün Notu: ve artık Türkçe olarak da mevcut)


Beni çok rahatsız eden bu bulgular üzerine yaptığım araştırmayı açıklamadan önce, korona krizinin değerlendirilmesi SARS-CoV-2 PCR testinin güvenilirliği artı her yerde bulunan korku ve bunun politik olarak nasıl kullanıldığı hakkında birkaç kelime söylemek istiyorum.


2020'nin başından beri dünyayı tamamen değiştiren Wuhan'dan sonraki olaylarla ilgili araştırmalarımda, hızlı bir şekilde farkına vardım ki, yeni tip Korona virüsü varyantı yaşıyor olsak da, ölüm sayıları ve ölüm oranları Alman verileri ışığında, son yıllarda gözlemlenenlerden veya gözlemlenebileceklerden önemli ölçüde farklı değildir.


Korona virüsleri Çin'de kısa vadedeki SARS 2002/2003 ve Arap ülkelerindeki MERS (2012 den beri) hariç, küresel mevsimsel solunum yolu viral enfeksiyonlarına bilimsel olarak bir katkıda bulunmadıkları için dünya çapında epidemiyolojik sürveyansın odağı olmamışlardır. Ayrıca influenzada olduğu gibi her yıl yeniden birleştirilip pazarlanabilecek mevcut aşılar da yoktu.


Bilindiği gibi, küresel grip dönemleri, 2009 yılındaki domuz gribinden bu yana "salgın" olarak adlandırılmaktadır, tek patojene odaklanma ve enflasyonist bir tavır. Bu bağlamda, uyanıklık ve tarihsel olarak haklı şüphecilik uzun zamandır gerekmektedir. Çünkü 2009'daki H1N1 virüsleri gibi normal, değişen ve küresel dolaşımdaki viral kış misafirlerimiz zaten Pandemi kriterlerine uyuyor, o zaman da bu terim anlamsız hale geliyor. 2009 dan önce durum farklıydı.

Bir pandeminin gerekli özellikleri arasında çok sayıda ciddi hastalık ve çok sayıda ölüm ve dünya çapında felaket düzeyde bir aşırı sağlık yükü vardı.


Bana göre Wuhan olayının “enfeksiyon epidemiyolojik” yönleri gayet açıktır. Akut solunum yolu enfeksiyonlarının (ARE) izlenmesi için Alman ağlarının (“Grip Konsorsiyumu”, “Grippe-Web”, “ARE hastane verileri” ve “ülkedeki yoğun bakım ünitelerinin kullanımına ilişkin veriler”) mevcut rakamlarına göre 2019/2020 geniş spektrumlu grip dalgası, herhangi bir özel durum olmadan geçti. Sokağa çıkma yasağı nedeniyle sadece raporlama servislerindeki konsültasyonlar sezonun son haftalarında çok daha az sıklıkta gerçekleşti.


Akut mevsimsel solunum hastalıkları ile ilgili olarak, şu anda artan akut solunum yolu enfeksiyonlarından korkmak için bir neden yoktur. Tıbbi bakış açısı ve mevcut veriler dikkate alındığında özel önlemler artık gerekli değildir, hükumet aksini söylese bile.


SARS-CoV-2 PCR testi: spesifik değildir, tıbbi olarak işe yaramaz, ancak kaygı üreticidir.

Kovid-19 olayındaki büyük önemi nedeniyle, SARS-CoV-2 PCR testine özel dikkat gösterilmelidir. Bu test virüsü ölçmek ve yeni bir yayılma hakkında konuşabilmek için mevcut olan tek araçtır.

Bu konudaki değerlendirmem Şubat sonundan beri değişmedi. Alman bilim adamları tarafından tasarlanan SARS-CoV-2 virüsleri PCR testi olmasaydı, bir korona "salgınını" hatta "pandemisini" fark etmeyecektik.


WHO tavsiye ettikten sonra ("tıbbi teşhis amaçlı değil), test tüm ülkede SARS virüsünün parçalarını bulmak için kullanıldı. Çin'deki bir kurum, Alman devlet radyosundaki (Deutschlandfunk) bir röportajında adını anmak istemediği viroloğa (Prof. Drosten) bu test ile Wuhan SARS virüsünde aradıkları SARS parçasını bulduğunu iddia etti.


Resmi olarak ve tıbbi amaçlarla onaylanmamış ve şimdi dünya çapında "vaka" aramak için kullanılan bu test hakkındaki değerlendirmem aşağıdaki gibidir:


Nasıl oluyor da bir test, yarasalar, köpekler, kaplanlar, aslanlar, evcil kediler ve insanların yıllardır değişen ve dünyada yayılan birçok farklı SARS virüsü için pozitif çıkar ve onun sadece dört aylık SARS-CoV-2 virüsünün tespiti için spesifik olduğu iddia edilebilir?


Görünüşe göre çok fazla pozitif sonuç üreten hassas bir test. Bu nedenle bu arada doğal olarak yeniden şekillenen birçok Sars benzeri patojeni tespit edebilir. Wuhan‘daki virüslerin de buna dahil olacağı şüphesizdir.


Bununla birlikte, test görünüşte sürekli değişen, konağı hızlı bir şekilde değiştirebilen ve virologların veri tabanında bulunmayan önceki SARS varyantlarını da ölçer. Ancak, bunlar olağanüstü derecede tehlikeli olarak düşünülmemektedir.


Peki, birçok zararsız enfeksiyon ile daha az sayıda şiddetli seyreden enfeksiyonlar arasındaki tutarsızlığın, kullanılan testle farklı varyantların eşit doğrulukta bulunmasından kaynaklanmadığını nasıl biliyoruz? Özellikle hayvan varyantlarında bile pozitif olduğu için!

Bununla birlikte, muhtemelen anlamsız olsa da, pozitif bir test sonucu her zaman korkutucudur ve etkilenen ve sorumlu olanlar üzerinde anında ve öngörülebilir bir davranışa neden olur.

Her yerde bu testlerin yapılması, solunum odalarına odaklanılması, kliniklerde covid-19 hastaları için yer boşaltılması ve triyaj egzersizleri paniğe neden oldu ve bu ciddi ölçüde gözdağı verilmiş halkın itaatini garantiledi.



Korkuyu nasıl sonlandırabiliriz?

Karantina önlemlerinden önce bile Almanya'nın büyük olasılıkla fazla etkilenmeyeceği giderek netleştiğinde, ülkedeki (Almanya) raporlara iki yeni korku görüntüsü hakim oldu ve bu sayede genel korkunun ve kurallara uymanın devam etmesi sağlandı: birçok İtalyan ve İspanyol hastanesinde tabutlar ve ölümcül kaos ve New York'taki cesetler ve toplu mezarlarla dolu soğutmalı konteynerler. Sonuç olarak, bu durumun tehlikeli bir salgın olması gerektiğiydi.


Bununla birlikte, aynı virüsün Hamburg'da New York'tan çok daha zararlı olması olası değildir. Bunun başka sebepleri olmalı.


Bu nedenle araştırmamı son gelişmenin bu yeni odak noktalarına yoğunlaştırdım. Belki de birçok hükümetin neden "ikinci dalga" tehdidi ve sürekli bir karantina ihtiyacı hakkında konuşmaya devam ettiğini anlamak daha kolay olurdu. Şu anda, tüm nüfus, aşı ile kurtarılana kadar önlemlerin az çok sürdürülmesi gerektiği düşünülmektedir. Tatiller, kutlamalar, kültürel ve sportif etkinlikler olmadan bir buçuk yıllık "yeni bir normallik" talep edilir ve zorunlu aşılar, zorunlu testler, izleme ve bağışıklık uygulamaları beklenir.


Bu durum neden ortaya çıkmaktadır? Hükumet, yasaların temel bölümlerini kaldırmanın, orta sınıfı iflas ettirmenin, işçilerin ve çalışanların işsizliğe düşmesine izin vermenin gerekli olduğuna nasıl bu kadar emin olabilir? Başka neyle karşı karşıyayız?



Tıbbi Dedektifler: Yüzeyin altına bir bakış

Zor olan, örneğin Kuzey İtalya, İspanya veya New York'ta neler olduğunu bulmaktır. Bunu kavramak için normal epidemiyolojide öğretilenlerden daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Baltimore'da, maalesef kurumsal olarak bozulmuş Johns Hopkins Üniversitesi'nde, bana çok fazla metodolojik bilgi veren yoğun epidemiyolojik eğitime katılırdım. Ayrıca "Tıbbi Dedektifler" diye bir şube de vardı.


Burada, tarihten ve iyi araştırılmış vakalardan insanların sağlık durumlarının hangi durumlardan ötürü değiştiği mesela gıda zehirlenmesinden mi, insan yapımı hatta suç sebepli nedenler sebebi ile mi olduğu ortaya çıkartılabilir. Tıbbi dedektiflerin olaylarında (herkes bunu suç romanlarından bilmekte) failler ve kurbanları, sebepler ve suç aletleri, mazeretler ve suça teşvik edenler vardır.


Bir hastalık - DSÖ tarafından bildirilen bir hastalık bile - "sahte" olabilir. Kuş gribi ve domuz gribi vakalarında, ilaç ve aşı endüstrisinin insafsız yapısını gördüm ve araştırdım. Milyarlarca kamu parasını tehlikeli ürünlerle bazı kişilere yönlendirmek için defalarca sağlık korkuları yaratıldı.


Bu yüzden Kovid-19 için: Halkın sürekli kaygısının arkasında başka bir şey daha olabilir mi? Qui bono? Korkudan kim yararlanır? diye sormak faydalı olacaktır.



Korku tacirleri olarak Virologlar

Dünya Sağlık Örgütü'nün yanısıra korku tacirleri yine geçmişten tanıdığım bazı virologlar. Çoğu virolog - ve bu maalesef bugün tıp enstitülerinin her yerinde "yeni normallik" - ilaç endüstrisi veya diğer yatırımcılar ile yakın işbirliği kurmaktadır.


Üçüncü parti fon elde etme becerileri gösterildiğinde, akademik bir unvan almak günümüzde daha kolay hale gelmiştir. Bilim "aldatmaya" alışmış bir hale gelmiştir ve üniversiteler bunu şeffaf olmayan spin-off şirketler, kamu-özel sektör ortaklıkları ya da iddia edilen yardım kuruluşları ile işbirliği yoluyla kolaylaştırmaktadır.


Berlin Charité'nin (yardım kurumunun) viroloji departmanı, Kovid-19 ile ilgili Bill ve Melinda Gates Vakfı tarafından desteklenmektedir. Drosten ve ark. tarafından PCR testinin ortak yapımcısı şu anda giderek daha fazla test üreten ve milyonlarca kişiye satan biyo-teknoloji şirketi TIB Molbiol'un CEO'sudur. Ancak bunlar, bu dünyayı neyin tersine çevirdiğini açıklamamış ikincil bulgulardır.


Uzmanların çoğunluğu, Almanya ve komşu ülkelerdeki enfeksiyon tehlikesinin geçtiğini artık inkar edemez duruma gelmişlerdir. Yine de hükumetlerde, kamu ofisleri ve bilim camiasında bizi korku ile evlerimize hapsetmek ve bize ne yapmamız gerektiğini dikte etmeye devam etmek isteyen insanlar var.


Bu tıbbi olarak anlaşılmaz panik durumu ve birçok salgın-hijyenik olarak saçma yetkilendirme ve özgürlüğü geri plana koyan disiplin önlemleri hakkındaki sıkıntıma, olası gizli nedenlerle ilgili olan bir "tıbbi dedektif" in merakı da eşlik ediyor. Yine de, bu noktada siyasi veya ekonomik geçmişle uğraşmak istemiyorum ama bunun için zaman muhtemelen gelecek. Üstelik benim uzmanlık alanıma girmemektedir.



"İkinci dalga" ile mi karşı karşıyayız?

Kendime sorduğum soru: Görünüşe göre nispeten zararsız bir patojen ile bu tür korku senaryoları oluşturmak nasıl mümkün oldu, böylece bunu eleştirenler zahmetsizce ortadan kaldırılabilir ve toplumdaki korku, medya tarafından sürekli beslenebilir mi?


Ayrıca, Alman Şansölyesi, Sağlık Bakanı, “seçkin virolog” ve diğerlerinin ne gibi bilimsel kanıtlara dayandığını bilmek istiyorum: İkinci dalga henüz gelmedi. Daha aylar alacak. Tatile çıkmamalıyız. Gelecekte evden çalışmaya hazır olmalıyız. Hepimiz henüz test edilmemiş bir ilaçla test edilmeli, izlenmeli ve aşılanmalıdır. Bütün bunlar 23 Nisan'da Bill Gates tarafından yayınlanan "İlk modern salgın" başlıklı senaryoda zaten belirtilmiş olsa da, orada da tıbbi olarak açıklanmıyor.



New York'tan bir ipucu

31 Mart'ta önemli bir ipucu aldım: New York yoğun bakım doktoru Dr. Cameron Kyle-Sidell, meslektaşlarını şaşırtıcı bir gözlemle uyarmıştı. Şöyle bildirdi:


"Yoğun bakım ünitemde gördüğüm hastalar Kovid-19 hastası değildi. Pnömoni belirtisi yoktu, daha ziyade uçakta aniden yüksek irtifadaki basınç kaybeden yolcular gibi görünüyordu."

Bu durum kandaki oksijen taşınımının bozulduğu anlamına gelmekteydi. Bunun hastalığın ilerlemesi nedeniyle söz konusu olmadığı için bu belirtilerin çeşitli bilinen nedenlerini birbiri ardına araştırdım ve notlar aldım. En olası neden, oksijenin vücudumuzun her köşesine taşınması için akciğerlerdeki oksijenin nefes almasını sağlayan eritrositlerin (kırmızı kan hücreleri) yıkımı olan hızlı hemolizi gibi görünüyordu. Bu hastalar boğulmuş gibi hissederler, çok hızlı ve güçlükle nefes alırlar.


Böyle bir durumda ne yapacağımızı biliyoruz, çünkü her kalkıştan önce uçakta bize gösteriliyor: Oksijen maskeleri tavandan düşüyor ve her şey normale dönene kadar rahatlama getiriyor. Bu, New York'taki hastalara en iyi şekilde yardımcı olan şeydi. Entübasyon ve ventilasyon yanlıştı ve birçok yerde insanları öldürdü.



İsveç'teki Nijeryalı ölü

2014 yılında İsveçli pnömologlar tarafından, ölen Nijeryalı genç bir hastada tarif edilen aynı şaşırtıcı belirtilere sahip bir vakayı biliyordum. O zaman, bir enzim eksikliğinden şüphelenildi ve aslında olası ölüm nedeni olarak bulundu ki bu durum Afrika'nın birçok bölgesinde nüfusun %20-30'unu etkiliyordu.


Glikoz-6-dehidrojenaz eksikliği veya "G6PD eksikliği" olarak adlandırılan durum belirli ilaçların veya kimyasalların alınmasıyla, özellikle erkeklerde, yaşamı tehdit eden hemolize (kırmızı kan hücrelerinin parçalanması) yol açabilecek en yaygın genetik tuhaflıklardan biridir. Aşağıdaki harita bu eksikliğin dağılımını göstermektedir (Kaynak ve açıklamalar).

Bu kalıtsal özellik, özellikle sıtmaya sahip bölgelerde yaşayan etnik gruplar arasında yaygındır. Modifiye edilmiş G6PD geni tropik bölgelerde avantajlar sağlar. Taşıyıcılarını sıtma patojenlerine karşı dirençli hale getirir. Bununla birlikte, G6PD eksikliği bu durumu taşıyan kişiler belirli maddelerle temas ederlerse tehlikelidir örneğin bakla, kuş üzümü, bezelye ve bir dizi ilaçta bulunan maddeler.


Bu ilaçlar asetilsalisilik asit, metamizol, sülfonamidler, K vitamini, naftalin, anilin, sıtma ilaçları ve nitrofuranları içerir. Bunlarla temas edildiğinde G6PD eksikliği kırmızı kan hücrelerindeki biyokimyasal süreçlerin bozulmasına ve doza bağlı olarak hafif ila hayatı tehdit eden hemolize yol açar. Parçalanan eritrositlerinin kalıntıları daha sonra organlar boyunca küçük damarları bloke eden mikroemboliye yol açar. Nijerya'lı genç adamın hastalığına ve ölümüne neden olan şey o zaman belirsiz kalmıştı.


Endişe verici keşif

G6PD eksikliğinde ciddi hemolize neden olabilecek ilaçlara baktığımda gerçekten endişelendim. Bu enzim eksikliğinin her formunda çok tehlikeli olarak adlandırılan maddelerden biride anti-sıtma ilacı hidroksiklorokin (HCQ).


Fakat bu tam olarak da Wuhan'daki Çinli araştırmacıların 2003'ten beri SARS'a karşı önerdikleri bir ilaç. Wuhan virüsüyle birlikte, HCQ tedavi seçeneklerinden biri olarak geri döndü ve kabul edildi. Aynı zamanda, DSÖ ve diğer kurumların desteğiyle ileri klinik çalışmalar için Kovid-19'a karşı umut verici bir ilaç olarak önerildi.


Raporlara göre, bu ilacın üretimi Kamerun, Nijerya ve diğer Afrika ülkelerinde artırılacak. Hindistan, HCQ'nin en büyük üreticisi ve 55 ülkeye ihraç ediyor. Bayer AG Yönetim Kurulu Başkanı Werner Baumann, Nisan ayı başında "laboratuvarlarda ve kliniklerde çeşitli araştırmaların" klorokinin korona hastalarının tedavisi için uygun olabileceğine dair işaretler sunduğunu açıkladı. Şirket daha sonra milyonlarca tablet sağladı.


Şu anda dünya çapında, HCQ'nun tek başına veya diğer ilaçlarla birlikte kullanıldığı ve farklı sponsorlar tarafından planlanan veya devam eden yüzlerce çalışma var. G6PD eksikliği olan hastaların hariç tutulup tutulmadığını görmek için bazı büyük çalışmalara baktığımda, çoğu çalışma planında buna dair bir kanıt bulamadım. Örneğin ABD'de, sağlıklı sağlık çalışanlarından 4.000 gönüllünün katıldığı çok merkezli büyük bir çalışma hazırlanmakta. Fakat bu çalışmada "aşırı duyarlılık" terimi, tüm ilaçlarda alerjik reaksiyonlarda kullanıldığı gibi, sadece genel olarak kullanılmakta. Oxford Üniversitesi (NCT04303507) tarafından planlanan 40.000 katılımcıyla yapılacak bir klorokin / hidroksiklorokin çalışmasında G6PD eksikliği riskinden yine bahsedilmemiş. Fakat, Pentagon tarafından yapılan bir başka büyük çalışmada, G6PD eksikliği hastalarını çalışmadan hariç tutmak için açık bir uyarı bulunmakta.


WHO veri tabanındaki bilgilere dayanan aşağıdaki grafik, Kovid-19 ve HCQ hakkında kaç çalışmanın başlatıldığını ve bunların ne kadarının enzim eksikliğini dikkate aldığını göstermekte.

Çoğunlukla sadece klorokin veya hidroksiklorokin’nin kardiyak komplikasyonlarından bahsedilmekte ki bu durum Brezilya'da 81 deneğin 11‘inin ölmesi ile bir çalışmanın erken sonlandırılmasına yol açtı. Bununla birlikte, dünya çapında bu ciddi yan etkiye çok az önem verildiği görülmekte. Buna ek olarak, alternatiflerin eksikliği nedeniyle, HCQ, "şefkatli kullanımın" bir parçası olarak bu yılın başından beri birçok ülkede tolere edildi ve büyük ölçüde uygulandı. Tıpta, şefkatli kullanım, acil durumlarda henüz onaylanmamış ilaçların kullanımını ifade ediyor.

Göze çarpan Kümeler

Bu araştırma sırasında, özellikle etkilenen şehirlerdeki ölümlerin daha net değerlendirilmesinde giderek daha fazla sonucu alınmıştır. New York ve ABD'deki diğer şehirlerde, ölümlerin büyük çoğunluğunun Afrikalı Amerikalılar olduğu- nüfusun oranına göre beklenenin iki katı fazla- bildirildi.


İngiltere’de Euromomo’nun verisine göre Nisan başından itibaren, yaklaşık 2.000 ağır hastanın %35 oranında, beklenenden iki kat fazla ve etnik azınlıktan gelen (siyah, Asyalı veya diğer etnik azınlık) ölümü rapor edilmiştir.


İtalya’daki çok sayıdaki doktor ölümlerinin aydınlatılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yaklaşık 150 erkek doktorun ve sadece birkaç kadın doktorun ölümü Kovid-19 ile ilişkilendirilmiştir.

Bu vakaların çoğunda yaşın bir rolü olsa da, şu not düşülmelidir ki, yüksek yaygınlıktaki G6PD eksikliği İtalya’daki bazı bölgeler için de tanımlanmıştır ve İtalya’da PCR ile test edilenlerin %71’inde, çalışan personel de dahil olmak üzere, pozitif test sonucuyla birlikte yüksek düzeyde koruyucu hidroksiklorokin seviyesi gözlemlenmiştir. Aynı durum İspanya için de geçerlidir. İsveç’teki 15 Kovid-19 ölümün 9’u Somali’den gelen 6 genç göçmendir.



Ölümcül Kombinasyon

Bu nedenle araştırmamın korkutucu sonucu olarak bu vakalar, tipik zatürre belirtileri olmaksızın hemoliz, mikrotrombi ve nefes darlığı olarak, alttaki iki faktörün biraraya geldiği durumlarda daha sık görülmektedir.


  • Sıtmanın yöresel olduğu ülkelerden gelen ve G6PD eksikliği bulunan hastalarda

  • Yüksek doz hidroksiklorokin’in profilaktik veya töropatik kullanımında


Afrika'da beklenen tam olarak budur ve sıtma görülen ülkelerden gelen göçün neden olduğu oranın sebebi budur. Şemada sürecin akışı gösterilmektedir.

New York, Chicago, New Orleans, Londra gibi şehirler, hatta Hollanda, Belçika, İspanya ve Fransa'daki büyük şehirler merkezlerdir. Eğer test bu göç noktalarında yaygın olarak kullanılıyorsa ve nüfusun yaklaşık %10 ila 20'sinde pozitif ise, “G6PD eksikliği olan ülkeler”den gelen birçok insanın da aralarında olması beklenecek. Bu kişiler yüksek doz hidroksiklorokin ile profilaktik düzeyde HCQ ile tedavi edilirse veya planlandığı gibi, "makul" kullanılırsa, gençlerde ciddi klinik tablolar oluşacak, sansasyonel basın tarafından bize sunulacak ve Kovid-19 korkumuzu canlı tutacaktır.


Bu ölümcül kombinasyonun kaç kurbana yol açtığı bilinmiyor. Bu konu, DSÖ ve hükumetlerde sorumlu kişiler tarafından henüz tartışmaya açılmadı. Ayrıca Kovid-19 hastalarının ve personelin tedavisinden sorumlu doktorlarda korkutucu derecede bilgi eksikliği ve sorumluluk duygusu eksikliği var.


Bir kez daha: Bu bağlantı sadece Afrika için değil Asya’nın büyük bölümü, Güney ve Orta Amerika, Arabistan ve Akdeniz Bölgesi için de geçerlidir.


Bununla birlikte, bahsedilen vakaların Kovid-19 ile ilgisi yoktur. Hidroksiklorokin profilaksisine yönlendiren PCR test sonucu yüksek riskli popülasyondaki üç kişiden bir kişide ciddi bir hastalığa sahip olması için yeterlidir.



G6PD eksikliği olanlarda HCQ (hidroksiklorokin) tedavisi tehlikeli bir yanlış uygulamadır

Dünya çapındaki tüm hekimlere hidroksiklorokin kontrendikasyonu hakkında bilgi verilirse bu durum derhal düzeltilebilir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, Hastalık Korunma ve Kontrol Merkezi, Avrupa Hastalık Korunma ve Kontrol Merkezi, Çin SARS Uzmanları, tıbbi dernekler, ilaç otoriteleri, Alman hükumeti ve danışmanları dikkatsizce halkı bilgilendirmeyi ihmal ediyorlar. Devam eden programların ışığında bu ağır bir ihmaldir.


G6PD eksikliği olan insanları yüksek doz klorokin türevleri veya tehlikeli olduğu bilinen diğer ilaçlarla tedavi etmek yanlış bir uygulamadır. "KOVİD-19 tedavileri için klinik araştırma birliği” WHO etiketi altında, sağlıklı insanların hayatı bu tip, çok hızlı, aceleci uygulamalarla tehdit altında kalmaktadırlar. Yüzlerce klinik çalışma, çoğunlukla paralel yaklaşımlı değersiz gözlemsel çalışmalar da çoğunlukla hidroksiklorokin tedaviyi alternatif olarak görmekte.


Alman ilaç mevzuatı, yetkisiz ilaçların kullanımını yasaklamaktadır, ancak hükumet bunu hala teşvik etmektedir. Teşhis amaçlı onaylanmamış bir test, yaşamı tehdit eden ilaçların kullanımı için bir bahane sağlıyor. Ve tüm bunlar, yıllık grip salgını riskinin ötesinde ciddi riskler olduğuna dair kanıt bulunmayan bulaşıcı bir hastalık için.



Felakete Tam Gaz

Bu salgının tehlikeleri bilimsel hile ile sunulmaktadır. Berlin’de uygun olmayan, onaylanmamış bir test, tüm dünyada sıkı önlemlerin alınmasına sebep oluyor. Bu hatalar, birçok bölgede salgın hastalığa atfedilen acil durumlara yol açıyor. İş dünyası ve siyasetin de içinde olduğu temel haklarımızı hiçe sayan bir korku dalgası yaratıyor.


Halk, medya ve tıp camiası, New York ve diğer merkezlerde nüfus paylarından ötürü beklenenden iki kat daha fazla “Afrikalı Amerikalı” nın öldüğüne şaşırmış görünmüyor. Amerika’da ve diğer yerlerde bile G6PD eksikliğinden kaynaklanan ölümler hep göz ardı edilmekte veya unutulmaktadır.


Tanınmış virologlar ve diğer uzmanlar Afrika’da ölüm dalgaları ve şehirlerinde korkunç manzaralar olacağını duyurduklarında bu açıkladığım hastalıkla ilişkisini biliyorlar mıydı? Yoksa bu önemli kehaneti haklı çıkartan başka kanıtlar var mı? Sonuç olarak tüm bunlar sadece bilimin konuları mı yoksa savcılıklar ve mahkemelerin de mi?



Editörden not: Daha fazla bilgi ve grafik yazarın web sitesinde bulunabilir.



Yazar hakkında: 1947 doğumlu, Dr. Wolfgang Wodarg, iç hastalıkları ve göğüs hastalıkları uzmanı, hijyen uzmanı, halk sağlığı ve çevre sağlığı uzmanı. Dahiliye uzmanlığı çalışmasından sonra 13 yıldır Almanya'nın Schleswig-Holstein şehrinde sağlık hizmetleri müdürü ve aynı zamanda üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yaptı. Schleswig-Holstein Medikal'de sağlıkla ilgili çevre koruma uzmanlar komitesi başkanlığı yaptı. 1991'de ABD, Baltimore, Johns Hopkins Üniversitesi (epidemiyoloji) bursu aldı.


1994'ten 2009'a kadar Alman Federal Parlamentosu'nun bir üyesi olarak Enquête Komisyonu "Etik ve Modern Tıp Kanunu", Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi ve Sağlık Alt Komitesi ve Kültür, Eğitim ve Bilim Komitesi Başkan Vekili olarak görev yaptı. 2009 yılında, DSÖ'nün Strazburg'daki H1N1'deki (domuz gribi) Komitesinden ayrıldıktan sonra bilimsel uzman olarak kaldı. 2011 yılından serbest yüksekokul hocalığı yapmakta, doktor ve sağlık bilimcisi olarak çalışmaktadır. 2020 yılına kadar Almanya, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nde yönetim kurulu üyesi ve sağlık çalışma grubu başkanlığı yapmıştır.


Yazar: Dr. Wolfgang Wodarg

Dr. Wodarg'ın Türkçe Seslendirilmiş konuyla ilgili 3 dk lık uyarı videosunu izlemek için tıklayınız.



Çevirmenler:

B.G. P.A.K. N.O. D.K. Görsel Çeviri ve Düzenleme: S.A.E.

Kaynak : multipolar magazin (Covid-19 – a case for medical dedectives)