top of page

SUÇLU gerçekten KARBONDİOKSİT mi?





Karbondioksit gerçekten iklim değişikliğinin başlıca sorumlusu mu?


Bu video, buz çekirdeklerinden tarihsel sıcaklık kayıtlarına kadar uzanan veriler ışığında, CO₂ ile sıcaklık arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Anlatılanlarla verilerin örtüşmediği noktalar, göz ardı edilen dönemler ve pek konuşulmayan çelişkiler bu videoda açık ve anlaşılır bir dille ele alınıyor.



Videonun metni :


CO₂, atmosferdeki gazların çok küçük bir kısmını oluşturur; oranı yalnızca %0,04’tür. Ayrıca, Dünya’nın karmaşık iklim sistemi içinde yer alan 25 farklı sera gazından sadece biridir.

Peki, bu eser miktardaki gazın iklim üzerinde fark edilebilir bir etkisi olduğuna dair ne gibi kanıtlar var?

Eğer daha yüksek CO2 seviyelerinin daha yüksek sıcaklıklara neden olduğu doğru olsaydı, bunu Dünya'nın iklim tarihinde görebilmemiz gerekirdi.

Bu nedenle bilim insanları antik buz çekirdeklerine sondaj yapıyor.


Bu buz çekirdekleri, geçmişteki sıcaklıklar ile CO₂ seviyeleri hakkında bize bilgi verir. Bilim insanları gerçekten de sıcaklık ile CO₂ arasında bir ilişki bulmuştur.

Ancak sorun şu ki, bu ilişki beklenenin ters yönündedir.


Yani, içinde bulunduğumuz buzul çağının son birkaç milyon yılına baktığımızda CO₂ ile sıcaklık arasında bir ilişki olduğu doğrudur. Ancak eğer belirleyici etken CO₂ olsaydı, önce CO₂ seviyelerinin değişmesi, ardından sıcaklığın değişmesi gerekirdi.


Nitekim veriler ayrıntılı biçimde incelendiğinde tam tersinin gerçekleştiği görülür. Önce sıcaklık artmaya başlar, ardından yaklaşık yüz yıl ile birkaç yüzyıl sonra CO₂ seviyelerinde bir yükseliş görülür.


Uzun zamandır bilinmektedir ki önce sıcaklık değişir. Yani sıcaklık yükseldiğinde, CO2 de ardından yükselir. Sıcaklık düştüğünde ise, CO2 de düşer.


Buzul çağları, karbondioksit seviyesi en yüksek noktadayken başlar ve en düşük noktadayken sona erer; bu da, eğer sıcaklığı karbondioksit belirliyor olsaydı, beklenmesi gerekenin tam tersidir.


CO2'nin iklimi yönlendirip yönlendirmediği sorusu aslında kolayca yanıtlanabilir. Yüz milyonlarca yıl geriye bakabilirsiniz, CO2 seviyelerinin birçok kez köklü biçimde değiştiği görülür. Peki bunlar sıcaklık değişimine neden oldu mu? Hayır, kesinlikle hayır.

CO2 geçmişte sıcaklık değişimlerini asla yönlendirmedi, asla.

Son zamanlarda CO2'nin sıcaklık üzerinde herhangi bir etkisi olduğu da net değil. Burada, 1750’den bu yana sanayi kaynaklı CO₂ üretimini görüyoruz. 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın ortalarına kadar yalnızca hafif bir artış vardır. Sanayi kaynaklı CO₂ üretiminin asıl yükselişe geçmesi ancak 1940’lardan sonra olur.


ree

Ancak bu durum sıcaklık kayıtlarıyla örtüşmez.

Kırsal termometre verilerine göre, son 200 yıldaki ısınmanın büyük bölümü 1940’lardan önce gerçekleşmiştir ve o tarihten sonra sıcaklıklar neredeyse hiç değişmemiştir.


IPCC'nin (Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli) konuşmaktan hoşlanmadığı utanç verici (kendileri açısından) şeylerden biri, insan etkileri çok daha azken 1930'lu yılların özellikle sıcak olmasıydı.

İşte karşıt görüş için asıl sorun da budur: 1900’lerden 1930’lara ve 1940’lara kadar yaşanan bu hızlı ısınmayı CO₂’nin açıklaması mümkün değildir.


1930'lar ve 40'ların başlarının çok sıcak olması dikkat çekicidir. Daha da dikkat çekici olan ise sonrasında yaşananlardır.


İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda, CO2 gerçekten artıyordu, ancak sıcaklık düşüyordu.


1940'lardan 70'lere kadar, CO2 yükselmeye devam ederken, Dünya soğumaya başladı.

Ne olmuştu?


O dönemde gazeteciler yaklaşan bir buzul çağını yazıyordu.

Bu konu Time dergisinin kapağına bile taşınmıştı.



KAYNAK :

Belgeselin Tamamı

Yorumlar


● “Uyuyan milletler ya ölür ya da köle olarak uyanır” - Nutuk (Atatürk)

 

● Önce seni görmezden gelirler, Sonra sana gülerler, Sonra sana saldırır ve seni yakmak isterler. Sonra da anıtını dikerler. (Nicholas Klein)

● Alay etmek baskı gibidir. Uygar bir ülkede bir hareket, alay edilerek yok edilemediğinde yavaş yavaş saygı görmeye başlar (Mahatma Gandhi)

● Ülkenin senin için ne yapabileceğini değil, senin ülken için ne yapabileceğini sor (J.F.Kennedy)

bottom of page