Herkese Solunum Maskesi – Medya Abartması mı Yoksa Vazgeçilmez mi?

En son güncellendiği tarih: Haz 18

5 Nisan 2020


Son günlerde basında maske kullanım ihtiyacı ile ilgili çok şey yazıldı. Çelişkili birçok şey.

Federal Konseyi Berset bugünkü Pazar basınında bununla ilgili çok kesin bir açıklama yapmıştır: Artık hepimizin maske arayışına girmesi için hiçbir neden yok.

Ve kanıtlar onu haklı çıkarıyor: Cerrahi maskeler sadece solunum yolu enfeksiyonu belirtileri olan kişiler için yararlıdır, çünkü bunlar virüslerin hasta kişiden sağlıklı olanlara bulaşmasını azaltırlar.

“Bilimi takip et” ilkesine dayanarak maskelerin kanıta dayalı kullanımının dayandığı en önemli argümanları burada bir kez daha özetlemek istiyorum. Bunun için tüm kanıtları tartışmayacağım, ama parantez içerisinde en önemlilerine atıfta bulunacağım. Birkaç gün önce bununla ilgili önemli bir çalışma da “Nature Medicine” de yayınlandı.


Bulaşma Yolları

Solunum yolları enfeksiyonları kişiden kişiye bulaşır (Şekil 1).

Her virüsün kendine has özellikleri vardır. Ancak temel olarak tüm virüsler doğrudan temas yoluyla bulaşır. Virüsler çoğunlukla çevremizdeki yüzeylerde birikirler. Orada da birkaç dakika ile saat boyunca bulaşıcı kalırlar (kanıtlanabilir değil [NEJM, 17.3.20]). Ancak günlük yaşamda çevremizle sürekli temas halindeyiz ve böylece çevremizdeki mikroplar sürekli ellerimize geçer. Bu büyük bir problem olmazdı, ancak Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün bir çalışmasına [CID 2013] göre günlük yaşamda aralıksız olarak - saatte 3-4 kez – yüzümüze, hatta bunun yarısı kadar da burnumuza veya ağzımıza dokunuyoruz. Bu bilinçsiz hareket mukoza zarımızın çevremizle doğrudan temas etmesine yol açar ve muhtemelen solunum yolu enfeksiyonları için en önemli bulaşma yoludur. Grip, RSV ve Korona virüsler vücuda öncelikle ağız ve burun mukozamızdan girerler.

Hava Yolu ile Bulaşma

Tüm virüsler hava yoluyla eşit olarak bulaşmaz. Tüberküloz bir enfeksiyonu tetiklemek için solunum yollarına derinlemesine nüfuz etmesi gereken bir bakteri örneğidir. Burada aerosoller yoluyla bulaşmanın önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Bunlar havada asılı kalan 5μm’den küçük taneciklerdir ve büyük mesafeleri (> 1-2 m) kapsayabilirler.

Solunum yolları enfeksiyonunda virüsler, öksürürken oluşan damlacıklardan ziyade, çok daha sıklıkla hava yoluyla bulaşır. Damlacıklar da öksüren kişinin yakınında birikir ve doğrudan temas yoluyla taşınabilir. Aerosollerin olduğu hastanelerde (örn. tüberkülozlu hastaların bulunduğu) aerosollerin küçük tanecik boyutları nedeniyle daha ince gözeneklere sahip FFP-2 maskelerini kullanıyoruz.

Maskeler hava transferini azaltmaya yardımcı olur mu?

Şimdi soru maskelerin hava yoluyla bulaşmayı önleyip önleyemeyeceğidir ve her şeyden önce bu olası etkinin de geçerli olup olmadığı. Burada ilk olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün epidemiyolojik analizine dayandık [WHO-raporu, 28.2.20, Sayfa 8]*. Buna göre, Epidemiyologlar Korona virüsünün esas olarak temas ve damlacıklar yoluyla bulaştığını tespit ettiler. Aerosollerin bulaşmaya katkısı önemsizmiş. Kovid-19 ile bağlantılı olarak bu hipotez iki çalışmada doğrulanmıştır: [Ong et al 3.3.20 ve Ng et al, 16.3.20].

[WHO-raporu, 28.2.20, Sayfa 8]* Tercümesi:

KOVID-19, enfekte eden ile enfekte olan arasındaki korunmasız temas sırasında damlacıklar ve fomitler (enfeksiyonla teması olan ve enfeksiyon nakletme özelliği gösteren herhangi bir cisim) yoluyla bulaşır. KOVID-19 ‘un hava yayılımı bildirilmemiştir. Ve mevcut kanıtlara dayanarak iletimde asıl faktörün o olduğuna inanılmamaktadır. Ancak , sağlık kuruluşlarında bazı aerosol (havada asılı çok küçük tanecikler) üreten yöntemler kullanılırsa bu durum öngörülebilir. Bazı hastalardan dışkı örnekleri çalışılmış ve sınırlı sayıda vaka raporunda canlı virüs tespit edilmiştir. Fakat, Fekal-Oral yol KOVID-19 iletiminin asıl faktörü gibi görünmemektedir.

Bunun KOVID-19 için rolü ve önemi henüz belirlenmemiştir. Viral dökülme Teknik Bulgular‘da tartışılmaktadır. (Ek C)


Grip, Korona Virüs ve RSV (Respiratory Syncytial Virus) Karşılaştırması

Bu hafta Leung ve arkadaşları “Nature Medicine” de maskelerin koronavirüsler üzerindeki koruyucu etkisi üzerine çok aydınlatıcı bir çalışma yayınladılar [3.4.20 NatMed].


Burada solunum yolu viral enfeksiyonu olan hastalarda burun salgıları ve boğazdaki virüslerin konsantrasyonu ölçüldü. Daha sonra hastalar kapalı bir odada 30 dakika gözlendi ve hem damlacıklar, hem de aerosol’ler ölçüldü. Burada önemli olan hastaların yarısının maske takmaması, diğerlerinin ise normal cerrahi maske takmış olmasıdır.


İki ilginç gözlem oluşmuştur:

- Birincisi, sadece öksüren korona hastalarının bulunduğu ortamdaki (RVS’nin aksine) havada virüsler mevcuttu (damlacıklar veya aersol).

- İkincisi, cerrahi maskeler aerosollerin oluşumunu önlemek için yeterliydi (Şekil 2).


Federal Halk Sağlık Örgütü BAG’nin tavsiyeleri halen geçerli

Bu sonuçlar Federal Halk Sağlık Örgütü tavsiyelerinin halen anlamlı olduğu ve solunum yolları viral hastalıkları ile ilgili yerleşmiş bilgilerin Korona virüsleri için de geçerli olduğunu göstermektedir:

  • Belirtisi olmayan (öksürük, nezle) diğerlerini korumak için de maske takmak zorunda değildir.

  • Maskeler hasta bir kişi öksürdüğünde bulaşma riskini azaltır.

  • Bir kişinin temas yoluyla bulaşıcılığı, belirtilerin başlamasından önceki saatlerde, maske takmayla engellemez.

  • Tüm bilgilerimize göre diğer insanlar için maske takmak zaruri görünmüyor.

  • Virüs, en çok temas yoluyla ile bulaşır. Hijyen önlemleri, en önemli önleyici tedbir olmaya devam etmektedir.

Maske takmak verimsiz olabilir mi?

Artık herhangi geçerli bir sebep olmadan, sadece kendi güvenceleri için maske takan insanlar mevcut. Maskeler yüzlerimize dokunmamızı engelleyebilir. Ancak maskeyi takmanın da düzenli hijyen önemlerini almamızı engelleyip engellemediği sorusuna da izin vermeliyiz:

Slogana göre: “Maske takıyorum, korunuyorum”. Bu soru üzerine herhangi bir çalışma bilmiyorum, ancak günlük hastane hayatından bir gözlem verebilirim: Sürekli maske takan bazı insanlar görüyorum. Aynı zamanda düzenli olarak çoğu çalışanların maskeyi çıkarttıktan sonra öğle yemeklerine ellerini yıkamadan veya dezenfekte etmeden başladıklarını görüyorum. Sandviçin virüsü ağzına taşıyor! Maskeli veya maskesiz: hijyen davranışımızı değiştirmeye alışmalıyız. Onun dışındaki her şey ayrıntı.


Prof. Dr. med. Pietro Vernazza

Enfeksiyoloji Başhekimi

E-Posta: Pietro.Vernazza@kssg.ch 1985'den beri Kantonsspital St.Gallen Hastanesinde Enfeksiyoloji'de başhekim.

Eğitimi:

Zürih Üniversitesi Tıp Fakültesi (1976-1982)

İç Hastalıkları Uzmanlığı,

- Sursee und St. Gallen (1983-1988)

Enfeksiyoloji Uzmanlığı,

- St. Gallen (1989-6/91)

- UNC, Chapel Hill, NC, USA (7/91-9/93 )

Kaynak: Klinik für Infektiologie/Spitalhygiene

0 görüntüleme