Virüsler Yoksa Bulaşma Nasıl Oluyor? | Moleküler Biyolog Dr. Stefan Lanka Yanıtlıyor...

Dr. Stefan Lanka

Moleküler Biyolog ve Deniz Biyoloğu 2012'de başlayan ve 2017'de sonuçlanan "Kızamık Virüsü Davası"nı kazanarak virüsün olmadığını kanıtlamıştır.

Temmuz 2022'deki Röportajından
















Videonun Metni


Dr. Stefan Lanka :

Bu soru, böyle maddi bir şeyin olduğunu VARSAYMAKTADIR.

Ve aslında, fiziğin 2.500 yıl önceki ön kabulüyle zihnimize yerleştirdiği, her şeyin yalnızca maddi mekanik etkileşimlerle gerçekleştiğine dair düşünce sebebiyle (bu zorunlu bir mantıktır) bizi dengeden çıkaranın, hasta edenin, mekanik bir şey, maddi bir şey olduğunu varsaymak zorunda kalıyoruz. Yani var olmayan bir hastalık zehirini...


Alex Quint :

Yani yaygın görüşe göre bir hastalık ancak maddi bir şey tarafından tetiklenebilir... ve sadece onu bulup onla savaşmalıyım.


Dr. Stefan Lanka :

Ve bu (ön kabul), zorunlu bir mantığa sebep olmakta, sürekli olarak yeni fikirler ortaya atılmakta ve tarih boyunca hastalık zehirlerine, neye benzediklerine dair vs. inanılmaz derecede farklı görüşler öne sürülmüştür.

Ve bu konuyla ilgili tarih incelendiğinde, söz konusu görüşlerin birbiriyle TAMAMEN ÇELİŞKİLİ olduğu görülür.

Ve hepsinden önemlisi, bulaştırılabilir bir şey olduğu varsayımı HER SEFERİNDE ÇÜRÜTÜLMÜŞTÜR ! Tüm tarih boyunca...

İnsanlar üzerinde bulaşma girişimlerine yönelik deneyler yaptılar.

Ve HİÇBİR ZAMAN aynı hastalık belirtisi bir başkasına BULAŞTIRILAMADI.

Alex Quint :

Evet, bunu defalarca okudum ve duydum. Fakat şimdi şöyle ki, bazen bilinen belirtilerde bir artış oluyor. Ne bileyim, soğuk algınlığı dalgası ya da yakın zamanda arkadaş çevremde bile sayısız, birbirinden bağımsız, mide-bağırsak sorunlarıyla ilgili bir dalga oldu. Bunu nasıl açıklayabilirsin?


Dr. Stefan Lanka :

Biyolojiye bakarak, biyolojinin gerçekte nasıl çalıştığını anlayarak.

Ben buna beden-ruh biyolojisi diyorum. Dr. (Ryke Geerd) Hamer'in tanı-sistemine dayalıdır. Bir kelime seni öldürebilir, bir kelime seni iyileştirebilir. Bir kelime de iliklerine kadar vurabilir.

Öfke (sıkıntı), başka yolla kurtulamayacağın bir şeyi sindirmen için tümör oluşumuna yol açabilir vb.

Bu, bireysel olarak başına gelebildiği gibi özellikle korku tetiklendiğinde elbette toplum içinde de gelebilir.

Ve eğer bu korku gerçekten ciddiye alınırsa yani varlığımı tehdit edici bir etkisi olursa, işte o zaman beni vurur. O andan itibaren hastalık diye tanımladığımız değişiklikler başlar.

İşte bu da 2500 yıldır zihnimize işlenen mekaniksel (maddi) tablo ile daha öncesinde var olmuş, birçok kültürde (vedik kültürü vb.) hep var olmuş ve Dr. Hamer ile tekrar gün yüzüne çıkan anlayış arasındaki temel farktır.


Yani hastalık dediğimiz süreçlerin, varlığımızı tehdit eden bu gibi durumlarda bizi hayatta tutmak için gelişen anlamlı süreçler olduğu anlayışı.


<