Kovid-19 Salgını Özel Hastaneler İçin Nasıl Bir FIRSATA Dönüştürüldü?

En son güncellendiği tarih: Haz 28

Sağlık Bakanlığı 20/03/2020 tarihinde bir genelge yayınlayarak sanki “korona virüs” hastaları daha önce SGK ile sözleşmeli özel ve resmi sağlık kuruluşlarına yani Sağlık Hizmeti Sunucularına (SHS) daha önce başvuramazmış gibi Devlet ve Vakıf Üniversitesi hastaneleri ile tüm özel sağlık kuruluşlarını “pandemi hastanesi” olarak ilan etmiştir.

4 Nisan 2020 tarihinde SGK da “pandemi” ile ilgili yeni bir tebliğ yayınlamıştır.


Bu tebliğ ile Pandemi hastanelerinde koronavirüs tedavisinde kullanılan tüm işlemlerin SGK geri ödeme kapsamına alındığı belirtilmiştir.


Üniversite ve Özel SHS’na (Sağlık Hizmet Sunucusu) giden herkes her seferinde ve her işlem için vezneye gidip para yatırmadan hiçbir işlem yaptıramaz ve herhangi bir hekimle dahi görüşemez. Pandemi de olsa bu durumu bilen vatandaşların çoğu özel SHS’na gitmekten çekinmeye başlamıştır. Vatandaş buralara gittiğinde başına nelerin geleceğini bilmektedir.


Her iki genelge, sanki bu genelgeler yayınlanmadan önce özel ve üniversite hastanelerinin kovid-19 hastalarına bakmaları yasakmış ve hastalar bu hastanelere başvuramazmış gibi “bilinen durumu” tekrarlamışlardır.


Sağlıkta Dönüşüm” ile Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmeti veren bir kuruluş olmaktan çıkarılmıştır. Bu bakanlık, kendi kafasına göre ve bağımsız olarak sağlık hizmeti veremez. Dönüşümün diğer bir özelliği sağlık piyasasının ve hastanelerin özelleştirilmesi ve özel gibi görünmeyen Üniversite ve Devlet Hastanelerinin de kâr amacı ile çalışan, hekimlere ve üst bürokratlara kâr payı dağıtan vergi numarası olan bir ticari işletme haline getirilmesidir. Bu hastaneler, özel hastaneler gibi SGK sistemi içinde çalışır, SGK Sağlık Uygulama Tebliğinde yer alan sağlık hizmetlerini, ilaç, tıbbi malzeme ve ürünleri serbestçe kullanırlar. Bakanlığın hekim çalışması üzerinde kısıtlayıcı ve kontrol edici bir iradesi yoktur. Bu hastaneler, mülkiyeti devlette işletmesi Dünya Bankası’nın belirlediği sağlık piyasasına göre hizmet veren ve bu hizmeti düzenleyen SGK’dadır. SGK kendisi ile sözleşme imzalayan bütün SHS’nın maddi çıkarlarını koruyan ve bu kuruluşlara haksız kazanç sağlayan bir kuruluştur. Dünya Bankası tarafından kurgulanan SGK sistemi aslında Tıp Kartelinin çıkarları için düzenlenmiş bir sağlık piyasası oluşturmaktadır.


2018 Yılı SGK Özel Sağlık Hizmet Sözleşmesi’nin (ÖSHS) 7.1. Müracaat ve Kimlik Tespiti İşlemleri ile ilgili 7.1.1. maddesinde,

SHS, doğrudan veya sevk edilmek suretiyle başvuran hastayı SUT’ta (Sağlık Uygulama Tebliği) yer alan müracaata ve kimlik tespiti işlemlerine ilişkin düzenlemeler ile kurum mevzuatı doğrultusunda kabul etmek zorundadır. Kabul edilmeyen hastaya kabul edilmeme gerekçesi SHS yetkilisinin imzasıyla yazılı olarak bildirilmek zorundadır.” denilmektedir.

BU GENELGELERDEN ÖNCE DE KOVİD-19 HASTALARI SGK SÖZLEŞMELİ BÜTÜN HASTANELERE ZATEN GİDEBİLMEKTEDİR. Özel SHS’nın hasta kabul edilmeme gerekçesi acil ve yoğun bakım hastaları dışında hastanın ilave ücret ödemeyi reddetmesidir. Ki bu ücret SGK geri ödemesinin iki katıdır. Bu SGK’nın sağlık hizmetinin bedelinin 1/3’ünü karşıladığını gösterir.


2018 Yılı SGK Özel Sağlık Hizmet Sözleşmesi’nin 7.2.2. maddesinde;

"SHS, hizmetin kalitesi ya da hizmetlerin erişilebilirliği açısından hiçbir hastaya karşı ayrımcılık yapamaz.”

8.1.1. maddesinde;

“SHS, doğrudan veya sevk edilmek suretiyle başvuran hastayı Kurum mevzuatına uygun olarak kabul etmek zorundadır.” denilmektedir.

Yani hastane, başvuran hastaları reddetme hakkına sahip değildir.


Yoğun bakım ve mekanik ventilasyon gerektiren kovid-19 hastaları SGK’lı değilse veya SGK ile sözleşmeli bir SHS’na başvurursa ne olur?: Hiçbir şey olmaz. SGK sözleşmesi olsun olmasın bütün SHS’ları bu hastaları kabul etmek zorundadır. En azından kâğıt üzerinde…

SUT’nin 4.3. maddesi ve başbakanlığın 2008/13 ve 2010/16 genelgeleri uyarınca Başbakanlığın 2008/13 ve 2010/16 sayılı genelgeleri acil başvuru ve yoğun bakım hizmetleri ile ilgilidir. 2008/13 sayılı genelgenin 1 maddesine göre

“Acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü bulunan sağlık kuruluşları, acil vakaları hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakmaksızın kabul edecek ve gerekli tıbbi müdahaleyi kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapacaktır.” denilmektedir.

7. Maddede:

“Acil olarak sağlık kuruluşuna müracaat eden hastaların acil tıbbi müdahale ve tedavileri yapılırken hiçbir surette tedavi masraflarının nasıl karşılanacağı sorgulanmayacaktır.”

9. maddesinde de:

“Herhangi bir sağlık güvencesi olmayan vatandaşlarımızdan ödeme gücü bulunmayanların acil sağlık hizmeti bedelleri kendilerinden talep edilmeyecektir.”

Bu genelgelerden anlaşılacağı üzere Türkiye’de mevcut olan bütün SHS özellikle yoğun bakım tedavisi ve mekanik solunum desteği gerektiren bütün hastaları kabul etmek ve tedavi etmek zorundadır.


Durum böyle olduğu halde Sağlık Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’nın açıklamaları ne anlama gelmektedir?


● Bütün özel hastanelerin ve yoğun bakım servislerinin kovid-19 hastalarına açılması ve pandemi hastanesi olarak görevlendirilmeleri özel hastanelerin haksız kazanç ve kâr amaçlarına uygun bir uygulamadır. Bu genelge soyulma korkusu olan vatandaşları özel hastanelere gitmeleri için cesaretlendirme amacı taşımaktadır. Bu hastanelere daha önce gidebildiği gibi bu genelgeler olmasa da istediği zaman zaten gidebilecektir. Bunu tekrar açıklamanın da bir zararı yok.


4 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan SUT değişikliklerine bakalım:

● SUT’ne “510 021” kodlu bir pandemi bakım hizmeti kodu eklenmiştir. Bu hizmeti alacak olan kişilerde “pandemi olup olmadığına bakılmaksızın” açıklaması yapılmıştır. Bu ne anlama gelir: Özel SHS önüne gelen hastayı korona pandemisi hastası diyerek yatırabilir. Bu, genellikle hiçbir tedavi yapmadığı ve tedavi ihtiyacı olmayan kişiler için SGK hastaneye günde 720,08 TL ödeyecek demektir. (1.124,35x0,593+%8KDV=720,08 TL)

Bu arada “704 942” kodu ile immün plazma tedarik ve uygulama kodu ile de 844,15 TL (1.318,07x0,593+%8 KDV=844,15 TL) ödeme imkanı verilmiş olacaktır. Pandemi bakım hizmeti ile birlikte ödenebilecek tutar: 1.564,22 TL

WHO'nun 44.000 hastaya dayandırdığı araştırma verilerine göre virüsün bulaştığı kişilerin:

%81'i hafif atlatıyor

%14'ü ciddi geçiriyor

%5'i ağır hastalanıyor.

% 5’inde yoğun bakım tedavisi gerektiriyor. Ancak kritik seviyede olan hastalarda oksijen desteği, CPAP, BPAP ve mekanik ventilasyon gerekebilir/gerektirebilir. (Kaynak: BBC News-Türkçe ve DSÖ)

Bu bilgileri SGK’nın sağlık hizmeti satın alım ve ödeme sistemi açısından incelediğimizde şunlar ortaya çıkar:

SGK hizmet aldığı hastanelerden beyana göre hizmet almaktadır. SHS sunduğu veya sunduğunu göstermek istediği hizmete veya tahsil etmek istediği paraya göre hizmet evrakı düzenler ve bunu aylık dönemler halinde kurumun MEDULA sistemine yükler.

Sistem bu evrak tutarının % 5’ini SHS’nın yaptığı açıklama (düzenlediği teşhis ve tedavi senaryosuna göre) sözüm ona inceler.

Ciddi bir hak ediş denetimi yapılıyormuş izlenimi vermek için %5 evrak üzerinde sözde bir hak ediş denetimi yapılır ve neticede beyan edilen tutar SHS’na ödenir.

Bu durumda özel hastaneler ne yapacaktır? Sürekli yapılan TV yayınları ile herkes kendisini bir kovid-19 hastası olarak görmekte ve kendisine mekanik ventilasyon (solunum cihazı) uygulanması gerekeceğini düşünmektedir. Herkes kendisinde hastalık bulunup bulunmadığını öğrenmek için test yapmak ve bunun için ne gerekiyorsa ödemek istemektedir.

Özel SHS hiçbir hastalık şüphesi ve kliniği olmayan, tedavi ve karantina gerektirmeyen herkesi mekanik ventilasyon ve immün plazma kullanılması gereken yoğun bakım tedavisi kovid-19 hastası gibi gösterip bu kişilerin her biri için günlük 1.564,22 TL hizmet evrakı düzenleyebileceklerdir. Bu işten vezneye gidip 100-200 TL para yatırmadan yüzünüze bakmayan üniversite hocaları da ciddi para kazanacaklardır.

Korono virüs enfeksiyonunun şu an itibarı ile AŞISI yok; virüs tedavisinde etkili veya yararlı bir İLAÇ tedavisi yok. Eğer solunum sorunu olursa maske ile veya mekanik ventilatörler (daha çok mekanik ventilatör olmayan CPAP ve BPAP cihazları) ile solunum desteği yapılabilir. Evde kal siyaseti ile hasta sayısı ve kazancı azalan SHS’na bu uygulama bir can simidi olarak uzatılmıştır. SGK daha önce de yoğun bakım tedavilerini ödüyordu. Yoğun bakım diye hizmet evrakı düzenlenen kişilerin çoğu yoğun bakım gerektiren hastalar da değildi. “510 021” kodlu bir pandemi bakım hizmeti kodu eklenmiştir. Bu hizmeti alacak olan kişilerde “pandemi olup olmadığına bakılmaksızın” açıklaması yapılmıştır. Bu ne anlama gelir: Özel SHS önüne gelen hastayı korona pandemisi hastası diyerek yatırabilecek veya yatmış ve tedavi görmüş gibi gösterebilecektir. İlaç ve tedavi yöntemi olmadığı için gerçekten mekanik ventilatör gerektiren hastaların tedavi maliyeti de sanıldığının aksine çok düşüktür.

Bu ne anlama geliyor: ► Kendisine istediği hastayı kovid-19 hastası olarak belirleme yetkisi verilen ÖSHS (Özel Sağlık Hizmeti Sunucuları) gerçekten kovid-19 hastası olmayan birçok kişiyi kovid-19 hastası gibi gösterebilecektir. ► Bu nedenle bildirilen hasta sayısı gerçekten hasta olan kişilerden fazla olacaktır. SGK tarafından bu hastalara yapılan ödeme ciddi olarak arttırıldığı için SHS’ları başka nedenle yatan ve yoğun bakım gerektiren hastaları bile kovid-19 hastası gibi gösterebileceklerdir. Bu hizmet evrakları kimse tarafından görülemeyeceği ve incelenemeyeceği için sistemi bilmeyen kişilerin bunları incelemesi ve görmesi mümkün değildir. Özel hastaneler kovid-19 salgınının bitmesini hiçbir zaman istemeyecektir.

Hastanelere yapılan Kovid-19 ödemeleriyle ilgili bu ÇOK ÖNEMLİ videoyu izlemenizi öneriyoruz. Ölüm Raporlarında Korona Yazmam için Baskı Görüyorum

Sağlık Bakanlığı tarafından bazı SHS’nın pandemi hastanesi olarak atanması ve Çalışma Bakanlığı’nın (SGK’nın) koronavirüs tedavisinde kullanılan tüm işlemlerin SGK geri ödeme kapsamına alındığını belirtmesi, bazı basın ve TV’lerde kamuculuk ve kamucu uygulamalar olarak da adlandırılmaktadır. SGK sağlık hizmeti satın alım ve geri ödeme sistemini, özel SHS’larının ve sağlık sigortalarının ne gibi işlerle uğraştığını ve neleri ödediğini bilmeyen kişilerin bu yorumları yapması SGK merkezli sağlık sisteminin kamucu bir hizmet gibi gösterilmesi ve en azından vatandaşın aldatılması anlamına gelmektedir.


SONUÇ:

DTÖ’ne (Dünya Ticaret Örgütü) verilen taahhütler ve Dünya Bankası tarafından uygulanan ve sürdürülen bu proje için alınan krediler ve banka ile yapılan anlaşmalar göz önüne alındığında kamucu bir sistem oluşturmanın ne kadar zor olduğu görülecektir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bile kapitülasyon borçlarını ödemek zorunda kalmıştır. Türkiye’de mevcut sisteme yani “Sağlıkta Dönüşüm”’e karşı olan bir siyasi hareket ve parti olmadığı, aldıkları performans komisyonları (kâr payları) gereğince sistem tarafından satın alınan sağlık çalışanları ve hekimlerin de buna karşı çıkması beklenemez. Sağlık ve sigortacılık sisteminde kamuculuğu savunanların özellikle “Sağlıkta Dönüşüm”’ün ne olduğunu anlaması ve uygulanan sistemi ortadan kaldıracak kamucu siyasetleri geliştirmesi ve araştırması gerekir.

5 Nisan 2020

Dr. Mehmet Uğur Yılmaz

Genel Cerrahi Uzmanı "Sağlığın Karanlık Yüzü" Kitabının Yazarı


Facebook Sayfası

Herkes İçin Sağlık Blogu

Sağlığın Karanlık Yüzü Blogu



ÖZGEÇMİŞ


● 1953, Burdur doğumlu.

● İlkokul, ortaokul ve liseyi Burdur’da okudu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, genel cerrah uzmanlık eğitimini de, 27.11.1976-23.03.1982 tarihlerinde yine aynı fakültenin Genel Cerrahi Kliniği’nde tamamladı.

● Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, genel cerrah uzmanlık eğitimini de, 23.11.1981–23.03.1983 sürecinde yine aynı fakültenin Genel Cerrahi Kliniği’nde tamamladı.

● Askerlik hizmetini, 100 yataklı İzmit Askeri Hastanesi’nde genel cerrahi uzman olarak yaptı.

Hekimlere zorunlu hizmet uygulaması gereği, 29.09.1983–23.09.1985 sürecinde Muş Bulanık Devlet Hastanesi’nde çalıştı.

● Daha sonra Çanakkale Biga Devlet Hastanesi’nde (08.10.1985–03.02.1986), Çorum SSK Hastanesi’nde (02.01.1987–28.01.1987) ve Antalya SSK Hastanesi’nde (18.05.1990–14.03.2005) genel cerrahi uzman olarak görev yaptı.

● SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devredilmesinden sonra, “performans sistemi” ile çalışmayı ahlâki bulmadığından hastaneden ayrıldı.

● SSK Antalya Sağlık İşleri Müdürlüğü’nde çalışmaya başladı. Adı daha sonra değişen ve önce SSK Sağlık İşleri Müdürlüğü, devamında SGK Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinde çalıştı. Bu süre zarfında SSK ve SGK’nın Kurum’a hizmet satan hastanelerin çıkarlarını korumak için çalıştırıldığını ve buna hizmet edecek şekilde düzenlendiğini gördü. Kurum sigortalılarının ve halkın çıkarlarını korumak için SGK içinde, yolsuzluk ve nitelikli dolandırıcılık faaliyetlerine ve usulsüzlüklere karşı çıktığı için dört kere sürüldü.

● 15.4.2018 tarihinde emekli oldu.


Kaynak:

KOVİD-19 SALGINI ÖZEL HASTANELER İÇİN NASIL BİR FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ?



İlişkili Diğer Haberler


Sağlık sistemimizdeki çürümüşlüğü anlatan ve hiçbir yayınevinin basmaya cesaret edemediği kitap sonunda yazarın kendi imkanlarıyla basılıp piyasa çıktı.

Asıl tehdit, virüs değil, uygulanan “sağlık” sistemidir! - Yeniçağ Yazarı ARSLAN BULUT (26.05.2020)

Sağlığın Karanlık Yüzü - Akdeniz Gerçek (01.06.2020)

Uzman Tabip Araştırmacı Gazeteci Dr. Uğur Yılmaz ilaç da yapılan vurgun ağını anlatıyor (11.04.2016)


Uzman Tabip Araştırmacı Gazeteci Dr. Uğur Yılmaz Hastaneler Vurgunu (18.042016)