5 Nisan Raporu

New York’ta yaşayan uluslararası üne sahip epidemiyoloji profesörü Knut Wittkowski, kendisiyle yapılan 40 dakikalık bir söyleşide, Kovid-19 ile ilgili olarak alınan önlemlerin tümünün ters etkili olduğunu açıklıyor. “Sosyal mesafe”, okulların kapatılması, “tecrit”, maskeler, kitlesel testler ve aşılar yerine, hayat olabildiğince sekteye uğratılmadan devam etmeli ve bağışıklık olabildiğince hızlı oluşturulmalıdır. Şu ana kadarki tüm bulgulara göre, Kovid-19 daha önceki grip salgınlarından daha tehlikeli değildir. Şimdiki izolasyon sadece daha sonra “ikinci bir dalga” ‘ya neden olacaktır.


İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ), Çin’e ait en son verilere göre testleri yeni pozitif çıkmış bireylerin %78’inin hiçbir belirti göstermediğini bildiriyor. Oxford Üniversitesi’nden bir epidemiyolog, bu bulguların “çok çok önemli” olduğunu söylemiş ve sözlerine ek olarak şunu söylemiştir. Eğer bu sonuçların temsil gücü varsa “o zaman şu soruyu sormak zorundayız: ‘Ne demeye tecrit altındayız?’”.


Viyana Tıp Fakültesi Genel ve Aile Hekimliği Bölümü Başkanı ve Kanıta Dayalı Tıp Ağı yönetim kurulu başkanı Dr. Andreas Sönnichsen, şu ana kadar dayatılan önlemleri "delilik" olarak değerlendiriyor. “Virüsün etkileyeceği az sayıdaki kişiyi korumak” için tüm ülke felç edilmektedir.


Dünyada bir ilk olarak, İsveç hükümeti, korona virüs ölümler ile korona virüsünden ölümleri resmen ayırdedeceklerini açıklamıştır, bunun ise bildirilen ölüm sayısında bir azalmaya yol açması gerekecektir. Bu arada, her nedense, serbestlikten yana olan stratejisini terketmesi için İsveç’in üzerindeki uluslararası baskı sürekli olarak artıyor.


Hamburg sağlık müdürlüğü, yalnızca "gerçek" korona ölümlerini saymak üzere artık pozitif-testli ölümleri adli tıbba inceletmektedir. Bunun sonucunda, ölümlerin sayısı şimdiden Robert Koch Enstitüsü’nün resmi rakamlarıyla karşılaştırıldığında %50’ye varan bir oranda azalmıştır.


2018 gibi erken bir tarihte bile, Alman Doktorlar Dergisi’nde, kuzey İtalya’da yetkilileri endişelendiren "çok sayıda zatürre vakası" ‘ndan söz ediliyordu. O zamanlar, buna yol açabilecek nedenlerden biri olarak kirlenmiş içme sularından kuşkulanılmıştı.


Alman Eczacılık Gazetesi, mevcut durumda hastaların sık sık “daha önceden solunum yollarında belirtiler ortaya çıkmadan ciddi biçimde hastalandıklarına, hatta öldüklerine” işaret etmektedir. Nörologlar bu durumda, korona virüslerinin aynı zamanda sinir hücrelerini de tahrip edebildiğinden kuşkulanıyor. Halbuki, bunun bir diğer açıklaması, çoğunlukla bakıma muhtaç olan bu hastaların aşırı stresten öldükleri olabilir.


İsviçre'ye ait en son rakamlara göre, testleri pozitif çıkan hastalarda en çok görülen belirtiler, ateş, öksürük ve solunum güçlüğüyken, bunların %43’ü ya da yaklaşık 900 kişi zatürre geçirmektedir. Halbuki bu vakalarda bile, soruna korona virüsünün mü yoksa başka hastalık yapıcıların mı yol açtığı a priori (test öncesi) açık değildir. Testleri pozitif çıkanların yaş ortalaması 83 olup, yaş aralığının üst sınırı 101’e çıkmaktadır.


"In Proportion" adlı İngiliz projesinde Kovid-19 “ile” ölüm sayıları, gripten ölümlerin sayısı ve tüm nedenlerden ölümlerin sayısı ile karşılaştırmalı olarak izlenmektedir.


ABD’nin Indiana eyaletindeki zihin sağlığı ve intihar acil yardım hattına gelen aramalar, tecrit ve ekonomik etkileri nedeniyle %2000’den fazla artarak, günde 1000’den 25.000’e çıkmıştır.


Tıp uzmanları portalı Rxisk, çeşitli ilaçların bazı vakalarda korona virüsleri kapma riskini %200’e kadar artırabildiğine işaret ediyor.


İngiliz gazeteci Peter Hitchens, "Büyük Biraderi Seviyoruz" başlıklı bir makalede, önceleri eleştiride bulunan insanların bile, ortada tıbbi kanıt olmamasına rağmen, nasıl “korkuyla enfekte olduğunu” anlatıyor. Söyleşide, temel haklar tehdit altında olduğu için eleştiri yapmanın "ahlaki bir görev" olduğunu açıklıyor.

Alman tarihçi René Schlott, "Polis devletiyle randevu" ile ilgili şunları yazmıştır: “Bir kitap satın almak, parktaki bir bankta oturmak, arkadaşlarla buluşmak, - ki bunlar şu anda yasak - kontrol altında ve ihbar ediliyor. Demokratik hakların korunumu baltalanmış durumda. Bu iş nerede nasıl bitecek?“


Birçok alman hukuk firması yürürlüğe sokulan önlemler ve kurallara karşı davalar açmaya hazırlanıyor. Bir tıp yasası uzmanı yaptığı basın açıklamasında şöyle demektedir: “Federal ve merkezi hükümetlerin aldığı önlemler açıkça anayasaya aykırıdır ve Almanya’daki yurttaşların bir dizi temel hakkını daha önce olmadığı ölçüde çiğnemiştir. Bu, 16 federal eyaletin tüm korona düzenlemeleri için geçerlidir. Esas olarak, bu önlemler birkaç gün önce bir çırpıda değişitirilmiş olan, Enfeksiyon Korunum Yasası’nca haklı kılınamaz. (...) Çünkü elimizdeki rakamlar ve istatistikler, korona enfeksiyonunun toplumun %95’inden fazlası için zararsız olduğunu, bu nedenle de genel kamuoyuna ciddi bir tehdit oluşturmadığını gösteriyor.”


Alman hükümetine ait dışarıya sızdırılmış bir gizli strateji belgesi Alman hükümetinin görünüşe göre, medya ve bazı biliminsanları ile beraber, insanları bir “en kötü durum senaryosu” ‘ndan korkutarak bir “şok stratejisi” izlediğini göstermektedir. Virüsün kendileri için büyük ölçüde zararsız olduğu genel nüfus “acı çekerek boğulma” ‘ya karşı uyarılmalıdır; oyun bahçelerinde oynayan çocuklar ebeveynlerinin “acılar içinde ölüm” ‘üne yol açabilirler.


Profesör Sucharit Bhakdi’nin Başbakan Merkel’e yazdığı Açık Mektup artık Almanca, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Rusça, Türkçe, Hollandaca ve Estonyaca olarak mevcuttur ve diğer diller de bunları izleyecektir.


Amerikan Güvenlik Kurumu’nu (NSA) medyaya ifşa eden Edward Snowden, kendisiyle yapılan yeni bir söyleşide, temel hakların uğradığı tahribat ölümcül ve kalıcıyken, Kovid-19’un tehlikeli ama geçici olduğu uyarısında bulunuyor.


Kaynak: A Swiss Doctor On Covid-19