Korona Salgını(!) Hakkında 13 YANILTICI ve HATALI İDDİA

Yazıdan SATIR BAŞLARI…

● "Vaka" veya "hasta kişi" sayılarını içeren istatistikler - YANILTICI

Toplam vaka ve ölülerin ülke sıralaması - YANILTICI

● "Ölenlerin hepsi koronavirüs veya Kovid-19'dan öldüler" - HATALI

● "Nüfusun bu yeni virüse karşı bağışıklığı yok." – HATALI

● "Virüsün ne kadar tehlikeli olduğunu Kuzey İtalya, Londra veya New York'ta görebilirsiniz." - YANILTICI

● "Gençler ve hatta çocuklar da ölüyor." – DRAMATİZE EDİCİ

"Ölüm oranı yüzde 4 veya 5" – HATALI

DSÖ: "Şu anda Kovid 19 hastalığından iyileşmiş ve antikor geliştirmiş kişilerin ikinci bir enfeksiyondan korunduğuna dair hiçbir kanıt yok." – YANILTICI

● "Bir grip dalgasına benzer şekilde korona enfeksiyonlarının da yaz mevsiminde keskin bir şekilde azaldığına dair hiçbir kanıt yok." – YANILTICI


Bu yazının tamamına katılmamakla birlikte kafası karışık olanları aydınlatıcı nitelikte bazı temel bilgiler içerdiğinden okunmasını faydalı buluyoruz.

Bununla birlikte özellikle de her şeyin temelini oluşturan, kovid testlerinin güvenirliğinin ciddi şekilde sorgulanması gerektiği unutulmamalıdır. Güvenirliği olmayan bir temele dayalı çıkarılacak tüm veriler (vaka sayıları, vaka oranları, ölüm sayıları, ölüm oranları) YANILTICIDIR.


Korona Salgını Hakkında 13 Yanıltıcı ve Hatalı İddia

Ciddi medya kanalları dahi Kovid-19 ‘un riskleri ve yayılımıyla ilgili gerçekçi olmayan bilgilerden bahsediyor.

Sars-CoV-2 virüsü 2019 yılının sonunda Çin’de ve Şubat ayından bu yana Avrupa`da yayılmıştı. O zamandan bu zamana medya, salgın konusuyla yoğun bir şekilde ilgileniyor. Ama gözden kaçırdıkları şey, aslında uzmanların ve yetkililerin iki hedefinin olduğu idi:


  • Epidemiyologlar, virologlar ve enfeksiyon uzmanları, virüsün yayılmasını olabildiğince yavaşlatmak ve virüsün ölümcül sonuçlarından mümkün olduğunca kaçınmak istediler. Fakat sağlık açısından da zararlı sonuçları olabilecek sosyal ve ekonomik ikincil zararlarını önemsemediler.

  • Yetkililer, salgını önce yatıştırmak istediler. Daha sonra halkı, alışık olunmayan fiziksel mesafeyi korumaya, ellerini düzenli olarak yıkamaya ve toplu etkinlik ve toplantılardan kaçınmaya ikna etmek zorunda kaldılar. Sonunda, halka haftalarca süren karantinayı, iş yerlerinin kapanmalarını, çıkış ve seyahat kısıtlamalarını kabul ettirdiler.

Bu hedefler göz önünde bulundurularak, yetkililer, karantinaya Mart ayı ortasında karar verdikten sonra genellikle eksik, seçici, yanıltıcı ve hatta hatalı bilgiler verdi. "Kriz iletişimi" nin bir parçası olarak, Başbakan Yardımcısı ve Federal Konsey sözcüsü André Simonazzi, "tek sesle konuşmak" gerektiği uyarısında bulundu. Medyada kimin görüneceği ve konuşacağı belirledi. Konu ile ilgili Tüm görüşmeler önce kendisine sunulmalıydı. Federal meclis üyeleri bile önceden danışmadan korona sorunuyla ilgili kendi medya konferanslarını yapmadılar.

Ayrıca: Zürih Üniversitesi Matematik Enstitüsünde biyoistatistikçi olan Servan Grüninger, Nisan ayının başında "Tages-Anzeiger" de medya tarafından yayınlanan verilerde defalarca "temel istatistiksel hataları" ve "ahlaksızlığı" fark ettiğini açıkladı.

Bu tatmin edici olmayan bilgilerin çoğu bugün hala tartışmayı gerektiriyor ve durumu şekillendiriyor. Bu nedenle Infosperber, 13 yanıltıcı ve yanlış iddiaya işaret etmeye çalışıyor.

1. Yanıltıcı: "Vaka" veya "hasta kişi" sayılarını içeren istatistikler

Salgının ilk haftalarında, güçlü bir manipülatif etkiye sahip olan "vakalar" ve "hastalıklar" ile ilgili rakamlar günlük olarak yayınlandı. Infosperber, örneğin 17 Mart, 20 Mart, 25 Mart, 29 Mart, 2 Nisan, 10 Nisan, 15 Nisan ve 23 Mart’taki haberlerinde yanıltıcı istatistiklere ve grafiklere defalarca işaret etmişti.

"Hasta insanlar" terimi sıklıkla kullanılıyor. Bu, testi pozitif çıkan herkes için kullanılıyorsa (çoğu zaman olduğu gibi) yanlıştır. Enfekte veya "taşıyıcı" bir kişi kesinlikle hasta değildir ve bu bakımdan da bir "vaka" değildir. Virüs enfeksiyonu, ancak ateş gibi hastalık belirtileri ortaya çıktığında bir hastalığa dönüşür. Sars-Cov-2 ile enfekte olanların yaklaşık yüzde 90'ı yalnızca hafif ila orta dereceli belirtiler gösteriyor, ya da hiç bir belirti göstermiyorlar veya hiçbir şey fark etmiyorlar. Test sonucu pozitif çıkan herkesi "hasta" olarak adlandırmak gerçekte yanlış ve korkutucu bir dramatizasyondur. Ancak yetkililer bunu konsepte uyduruyor. Her halükarda, medya bu hatayı asla dikkate almadı.

Bu "vakaların" eğrisi başlangıçta gerçekçi olmayan bir şekilde yükseldi çünkü testler gittikçe daha sık yapıldı. Sadece "doğrulanmış" veya "pozitif olarak test edilmiş vakalardan" değil, bunun yanı sıra yapılan testlerin sayısıyla ilişkisi ortaya konmalıydı.

Başından beri her gün "vakalardan" bahsetmek yerine, özellikle hastaneler, huzurevleri ve yaşlı bakım evlerindeki suni solunum cihazlarına bağlı hasta ve ölüm sayılarını açıklamak daha bilgilendirici olurdu.

2. Yanıltıcı: Toplam vaka ve ölülerin ülke sıralaması

Ülke başına toplam sayıların sıralaması üç şekilde yanıltıcıdır:

Birincisi, bir ülkedeki toplam sayı değil, 100.000 kişi başına düşen sayı daha önemlidir. Almanya, İsviçre veya Lihtenştayn'daki toplam rakamların karşılaştırılmasının çarpık bir resim verdiği açık olmalıdır.

İkincisi, sayılar ülkeler ve kıtalar arasında karşılaştırılamaz. Esas olarak etkilenen bölgeler arasındaki sayılar çok daha anlamlıdır. Yalnızca belirli karşılaştırmalar salgınların gücü hakkında bilgi sağlar, örneğin kuzey İtalya ile Wuhan, New York veya Moskova bölgesi arasında. Tüm İtalya'nın tüm Çin ve tüm Rusya veya ABD ile karşılaştırılması çok anlamlı değildir.

Üçüncüsü, bu tür karşılaştırmalar yapılırken, farklı kayıt yöntemlerine ve farklı testlere değinilmelidir. Örneğin Birleşik Krallık'ta huzurevlerinde ölen insanlar uzun süre Kovid ölümü olarak sayılmadı. Belçika'da ise tam tersi: huzurevlerinde ölenler, test yapılmasa bile sadece “şüphe” üzerine "korona ölümleri" olarak sayıldı.

Afrika'da birçok ölen kişiye öncesinde Kovid-19 testi yapılmadı ve bu nedenle istatistiklerde görünmüyor. Bkz. "Uluslararası COVID-19 ölüm oranlarının karşılaştırılması".

3. Hatalı: "Ölenlerin hepsi koronavirüs veya Kovid-19'dan öldüler"

Bu insanlar koronavirüs "ile bağlantılı” olarak öldüler (Federal Halk Sağlığı Dairesi). Yani Kovid-19 ile birlikte ya da Kovid-19 dan dolayı (Federal İstatistik Ofisi). Pozitif test edildikten sonra ölen herkes BAG (Federal Halk Sağlığı Dairesi) tarafından gerçek ölüm nedenine bakılmaksızın Korona ölümü olarak kayda (istatistiklere) geçirildi. Otopsiler çok nadiren yapıldı. Alman patologlar, 7 Nisan'da Robert Koch Enstitüsü'nü, otopsilerin yapılmasına karşı çıktığı için protesto etmek zorunda kaldı.

4. Yanıltıcı: "Virüs (önlem alınmaması halinde) katlanarak yayılıyor."

Aslında, virüs başlangıçta katlanarak yayıldı. Berlinli virolog Christian Drosten'e göre, enfeksiyon oranı ("ikincil etkisi" veya "yayılma hızı") normal mevsimsel grip dalgalarınınkinden önemli ölçüde daha yüksekti, ancak şiddetli grip dalgası enfeksiyonu oranına benzerdi. Hızlı yayılma ve yoğun bakım ünitelerinin aşırı yüklenme tehdidi nedeniyle - Wuhan ve kuzey İtalya'dan gelen resimlerin gösterdiği gibi - büyük toplantıları mümkün olduğunca çabuk yasaklamak gerekli hale geldi. Ancak önlemler alınmasa (yasaklar konmasa) bile, yayılım grafiği artmazdı, bunun yerine bir ülke içinde enfekte insan sayısı arttıkça keskin bir şekilde düzleşirdi. Bununla birlikte, düzleşme eğrisine rağmen, eğer toplantılar yasaklanmasaydı ve “fiziksel mesafeye” gerek kalmasaydı, önemli ölçüde daha fazla ölüm olurdu.

5. Hatalı: "Nüfusun bu yeni virüse karşı bağışıklığı yok."

İnsanların Sars-Cov-2'ye karşı savunmasız olduğuna dair yanlış bir izlenim ortaya çıkıyor. Bununla birlikte, virologlar bağışıklık terimini çok dar kullanır ve mevcut antikorlara veya savunma hücrelerine atıfta bulunurlar. Bununla birlikte, insanların bir virüsten hastalanması veya hatta ondan ölmesi, daha çok vücudun kendi bağışıklık sistemine bağlıdır. Çoğu insanda, bu o kadar güçlüdür ki Kovid-19'dan yalnızca zararsız bir şekilde etkilenirler ya da hiç hastalanmazlar ve ondan dolayı ölmezler.

Genel olarak, insan ne kadar çok hareket eder ve sağlıklı bir ortamda yaşarsa, bağışıklık sistemi de o kadar güçlüdür. Açıktır ki, hastalık esas olarak enfekte insanlarla yakın bir şekilde kapalı bir ortamda birkaç dakikadan fazla birarada olunduğunda ortaya çıkar. Ischgl'de, Amsterdam'da kilise korosunda, İtalya'da aşırı kalabalık hastanelerde, Almanya'da Gangelt'te bir karnavalda veya Bellinzona'daki Karnaval sırasında bu tür “aşırı yayılma” durumları vardı.

Ancak bu tür "hiper enfeksiyonlardan" sonra bile, Kovid-19`dan yalnızca vücudun bağışıklık sistemi zayıflamış insanlar ölür. Çoğunluğu, yaşlı, önceden hastalıkları olanlardır. Bu durum en çok Huzurevlerinde yasayan insanları, büyük şehirlerde kötü havada yaşayanları, sağlığa zarar veren işlerde çalışanları, fazla hareket etmeyenleri, fazla kilolulari ve sağlıksız beslenen yoksulları etkilemektedir. Bkz. 22 Mayıs tarihli Infosperber: "Koronavirüs yoksulları iki kat daha fazla hasta ediyor".

Eski varyant Koronavirüsleri ile daha öncesinde etkileşimde bulunan insanların bir miktar bağışıklık sağlayabileceğine dair kanıtlar da vardır. ("çapraz reaktivite")

6. Yanıltıcı: "Virüsün ne kadar tehlikeli olduğunu Kuzey İtalya, Londra veya New York'ta görebilirsiniz."

İsviçre'deki koşulları kuzey İtalya, Londra veya New York'la karşılaştıramayız. Kovid-19, özellikle nüfusun temel bağışıklığının zayıf olduğu yerlerde, birçok ağır hastaya ve ölüme yol açar (bkz. Önceki madde 5). Bahsedilen yerlere kıyasla, İsviçre'de sadece az sayıda kişi, daha önce bahsettiğimiz risk faktörleri ile güvencesiz koşullarda yaşıyor. Diğer bir fark ise, Kuzey İtalya, Londra veya New York'ta yoksulların birbirine daha yakın yaşaması ve daha az tıbbi bakımdan yararlanabilmesidir.

Almanya ve İsviçre'nin salgın bölgelerinde hastalık ve ölüm riskinin daha düşük olmasının nedenlerinden biri budur.