İtalya’daki Duruma Dair

İtalyan doktorlar, geçtiğimiz yılın sonunda İtalya’nın kuzeyinde ciddi zatürre vakalarına rastlamış olduklarını bildirmişlerdir. Buna rağmen, genetik analizler şu anda Kovid-19 virüsünün İtalya’da sadece bu yılın Ocak ayında ortaya çıktığını gösteriyor. Bir viroloğa göre, “Bu yüzden İtalya’da Kasım ve Aralık aylarında tanısı konulan ciddi zatürre vakalarının başka bir patojenden kaynaklanmış olması gerekir.”

Bu ise yine, Kovid-19 virüsünün veya diğer etkenlerin İtalya’da yaşananlarda gerçekten nasıl bir rol oynadığı sorusunu ortaya getirmektedir.

30 Mart’ta, “Korona krizi sırasında” ölen ve çoğunun yaşı 90’a yakın olup bu krizde hiç aktif göreve katılmamış İtalyan doktorların listesinden söz etmiştik. Bugün, listedeki tüm doğum tarihleri kaldırılmış durumdadır, (yine de listenin son arşiv versiyonu burada görülüyor). Garip bir süreç.


İtalya’daki, açıkçası bir virüsten çok daha fazlasından kaynaklanan, çarpıcı duruma ilişkin daha çok ayrıntı veren bir gözlemciden aşağıdaki mesajı da almış bulunuyoruz:

“Son haftalarda, İtalya’da bakıma muhtaç insanları destekleyen ve 7/24 çalışan doğu Avrupalı hemşirelerin çoğu telaşla ülkeyi terketti. Bu durumda “acil durum yönetimi” ‘nin panik salması, sokağa çıkma yasakları ve sınır kapatma tehditlerinin etkisi hiç de azımsanamaz. Sonuç olarak, kiminin akrabası bile bulunmayan bakıma muhtaç yaşlılar ve engelliler bakıcıları tarafından çaresiz bırakıldı.


Terkedilmiş bu insanların çoğu bir kaç gün sonra, farklı nedenlerle su kaybettikleri için kendilerini yıllardır sürekli aşırı yük altında çalışan hastanelerde buldular. Hastaneler ise ne yazık ki, okullar ve anaokulları kapatılmış olduğu için apartman dairelerinde kapalı kalan çocuklarına bakmak zorunda olan personelden de mahrum kaldı. Bu da özellikle daha sıkı “önlemler” ‘in zorunlu kılındığı bölgelerde engelli ve yaşlı bakımının tamamen çökmesine ve kaotik koşullara yol açtı.


Hastanelerde bakım konusundaki paniğin neden olduğu bu acil durum, bakıma muhtaç olanlar ve gittikçe de daha genç hastalar arasında geçici olarak birçok ölüme yol açtı. Bu ölümler ise dizi dizi askeri kamyon ve tabut fotoğraflarıyla, örneğin “475 ölüm daha”, “Ölüler hastanelerden ordu tarafından alınıyor” diye haber yapan medyada ve sorumlular arasında daha da fazla panik yaratılmasına hizmet etti.


Bu durum, cenaze işleri görevlilerinin “öldürücü virüs” korkusunun ve bu nedenle hizmet vermeyi reddetmesinin bir sonucuydu. Dahası, bir taraftan aynı anda çok fazla ölüm olurken, diğer taraftan da hükümet korona virüslü cesetlerin yakılmasını zorunlu tutan bir yasa geçirdi. Katolik İtalya’da geçmişte çok az sayıda ölü yakma uygulaması yapılmıştı. Bu yüzden az sayıdaki küçük krematoryumların hemen kapasiteleri doldu. Bu nedenle ölülerin farklı kiliselerde gömülmesi gerekti.


Aslında, bu gelişmeler tüm ülkelerde aynıdır. Fakat sağlık sisteminin niteliği yaşananlarda önemli bir etkiye sahiptir. İşte bu yüzden Almanya, Avusturya veya İsviçre’de İtalya, İspanya veya ABD’ye göre daha az sorun vardır. Buna karşın, resmi rakamlarda görülebileceği gibi, ölüm oranlarında önemli bir artış olmayıp yalnızca bu trajediden kaynaklanan bir doruk olmuştur.”

Kaynak: A Swiss Doctor On Covid-19